|

18/04/2003
Yüreğimin Kapıları Bir
Kere Açılır (Yazmasaydım Kusardım)
Tarihi bar helasında barbut oynayan ayyaşlar gibi
harcadık. İnsan ırkından utanç duyuyorum, ama bu utanca
katkıda bulunmanın da bir anlamı yok. Elimden gelirse utancı
azaltmak isterim.
CHARLES BUKOWSKI / Pis Moruğun Notları/ 1969
Neden böyle
bir aktarma ile yazıma başladım bilmiyorum. Zaman zaman
Bukowski okurum; onu, benim düşüncelerimi kusan adam olarak
algılarım okuduğum anlarda.
İnsan
ırkından utanç duyuyorum diyor Bukowski; yazının bütünü
incelendiğinde onun sahte devrimcileri, sahte dincileri,
politikacıları, çıkarcıları hedef aldığını görüyoruz.
Ben de
bugün ülkemizi düşünüyorum da; benzer tanımlamaya uygun o kadar
farklı kesimden, sosyal sınıftan, meslek grubundan, siyasi
görüşten insan var ki, onları gördüğümde, onlarla zorunlu
zorunsuz, gerekli gereksiz ilişki kurmam gerektiğinde insan
ırkından ve insan oluşumdan utanç duyuyorum .
Hiçbir
konuda hiçbir örnek vermeyeceğim; bunu gereksiz buluyorum.
Zira hepiniz hayatınızın herhangi bir anında böyle biri ile
muhakkak bir ilişki biçimi yaşadınız; belki de siz de böyle
birisiniz.
Bu konu
öyle derin, öyle felsefi, öyle olağan, öyle sıradan, öyle
trajik bir konu ki… Yaşantımın bazı anlarında ben de
muhtemelen, hatta muhakkak, böyle biri oldum. Kirlendim;
kirletildim. Kendimce aklanıyorum, aklanmaya çalışıyorum, uzak
durmaya çalışıyorum böyle yaşantılardan ve böyle insanlardan;
başka ne yapabilirim ki?
Açgözlü,
hırslı, hırsız, yalancı, düzenbaz, sahtekar, günahkar olduk;
hayvanları öldürdük, ağaçları kestik, denizleri, dereleri,
yetmedi göğü kirlettik. Acımadık, acındırmaya çalıştık.
Çalışmadık, çalışandan çaldık. Yaratmadık, yaratılana göz
diktik. Saflığın, masumiyetin ırzına geçtik.
Zaman,
kirli bir lağım gibi akıyor; herkes, her toplum kendi
dışkısını katıyor akan dereye. Tarihi kirli kanla ve kirli
parayla yazdık. Dünyayı varlığımızla kirlettik, varlığımızla
yok edeceğiz.
Öyle
derin inançlarım yok bu yüzden. İnsana ait hiç bir şeye
inanmıyorum. Su birikintileri ile dolu bir yolda gelip geçen
araçların ve yayaların üstüne su sıçratmaması için kenardan,
kıyıdan, parmakuçlarında yürüyen
biri gibiyim. Bir ütopyam da yok…Bir tek şeye inanıyorum;
içimdeki sese: Kendi sesime, kendi beynime, kendi gücüme.
Yaralarımı
ve yüreğimi dağladım. ‘Nuh’un Gemisi’ için seçtiğim insanları
seviyorum; onlarla birarada oluyorum, onlarla paylaşıyorum,
onlarla ilişki kuruyorum. Gizli bir parolamız yok; ama
tanıyoruz birbirimizi. Gözlerimiz ve duruşumuzla biliyoruz
ötekini. Aynı acıları çekiyoruz, aynı utancı duyuyoruz.
Slogan gibi
laflar etmeyi, akıl vermeyi, öğretici pozuna girmeyi hiç
sevmem. Yazdıklarım yüreğimin gün ışığı alan yerlerinde
okunanlardır. Nasıl algıladıysanız öyleyim. Sizin için değil
kendim için yazdım. Yazmasaydım, belki de kusardım.
pe®sona g®ata
pe®sona
g®ata'nın
diğer yazıları; 12/03/2003
@
22/03/2003

Anasayfa |