
24/04/2006
AVUCUNDA AYNA VAR!
- Allah rızası için bir sadaka...
- Hadi Allah versin amca/teyze...
Kardeşim!
Allah verse senden niye istesin ki?
Sen
avucunu açıp, hiç tanımadığın birisinden birşey isteyebilir
misin, Allah bile vermemişken?
Kimsen
olmasa, işsiz kalsan mesela, iş bulamasan...Paran bitse,
borçların yığılsa, kredi kartı faize girse, sıkılsan, bunalsan,
bir çıkış bulamasan... Çıkıp şehrin işlek bir meydanına, hiç
tanımadığın birinin gözünün içine bakıp, ilk cümleyi
söyleyebilir misin, başını eğmeden ama?
Söyleyemezsin değil mi? Çünkü sen asla o duruma düşmezsin; senin
eğitimin, kariyerin, yeteneklerin, bokun-püsürün var.
Hayat
sigortan, sağlık sigortan, cebinde ıslak mendilin, kıçında
sızdırmaz pedin var. Sen bu hallere düşmezsin...(Aman Allah
göstermesin! Tahtaya vur...)
Yürürken
çıkarsa karşına böyle birisi, yönünü değiştir; arabana yanaşırsa
camını kaldır, hızla uzaklaş yanından. Arkana bile bakma ve
unut. Git evine, gürültüyle ye yemeğini; geğir; dişini karıştır;
çatlayıncaya kadar sıç sonra. Beynini beceren dizileri seyret
(duygulanıp ağlayabilirsin de evdekilere çaktırmadan, ne de olsa
sen de insansın(!)); sevimli ve zeki çocuğunun başını okşa;
aklından çıkmıştır zaten çoktan, gözbebeğine dikili o asalak(!)
gözler.
Fona mı
yatırsan paranı, repo mu yapsan; yoksa biraz nakit biraz kredi
eve mi girsen... Çocuğun tahsili için biraz birikimi de
unutmamak gerek. Bozuk paralarını tümlet, cebinde şıkırdadıkça
sinirin bozulmasın; ya da en iyisi, gazeteni, sigaranı alan
kapıcına bahşiş verirsin; ki en olmadık zamanlarda da çağırsan
bir koşu gitsin köşedeki markete.
Utanmadan
tadabilirsin dünyanın tüm nimetlerini; sen ne zorluklarla geldin
buraya; ne kayalar kazıdın tırnaklarınla. Unutmak ve öfkelenmek
en doğal hakkın, ve ölesiye nefret etmek yokluktan, fakirlikten,
cehaletten, köylülükten; öyle değil mi?
Ankara'da,
üniversite yıllarımdı, kolumda sevgilim vardı; saçı sakalı
karışmış bir sokak sakini çıkmıştı önüme; "abicim, bir şarap
parası" talebiyle. Hiç tereddütsüz, cebimdeki parayı
paylaşmıştım onunla. Artık şaraba mı yatırdı, ispirtoya mı, onu
bilmem. Ama bugün karşılaşsam benzer bir taleple, ne yaparım, ne
ederim emin değilim.
Bir ailem,
bir çocuğum, yarına dair kaygılarım ve hayallerim var henüz
bedeli natamam. O zamanki kadar cesur değilim sanırım; ama
gözlerime dikilecek gözlerden kaçamam, başımı öne eğip sıvışamam
yine de. İri yumruları yutkunup atamayacak kadar hassas hâlâ
boğazım.
En çok da
kadınlar... Ne korkunçtur yolunuzun umutsuz bir kadın tarafından
kesilmesi. Ananızı görürsünüz o gözlerde, tanıdığınız tüm
kadınları. Kimi bir paket mendile sarar talebini, kimi bir
balona üflemiştir; kiminin avucunda, düşerseniz çıkamayacağınız
alnındaki kadar derin bir çizgidir hayat.
İşte
onlardan korkun, ve uzak durun...Ya da dehşet keskin bir bıçak
gibi yarıp geçin içlerinden.
15.04.2006
PersonaGrata
not: bu yazı,
profesyonel duygu simsarlarını hariç tutar.
|