
30/09/2005
TARKAN
İnsanın bir tanecik şeytan çekici bir yeğeni (yaş:7) olunca onu
memnun etmek için yapmayacağı şey kalmıyor. Mesela başını
kolunuza dayayıp “Muammam, bana dondurma alır mısın?” dese gidip
tüm dondurmacıları satın alasınız geliyor. Ya da elini omzunuza
koyup, derin bir iç geçirdikten sonra “Muamma, biliyor musun
hayat çok zor” dediğinde canını sıkan şeyi parçik pinçik etmek
için tüm silahları kuşanasınız geliyor. Tabii “Ne oldu tonton,
neden hayat çok zor?” sorusunu sorduğunuzda “Geçen akşam annem
beni piştide yendi, onun’çün” cevabı alıp “Haaa!” diye dumur da
olabilirsiniz.
Netice itibarıyla onun isteği biz teyzeleri için emir
sayıldığından elimizden geleni ardımıza koymuyoruz. Tabii onun
bunun önünde “Şu teyzelerimde bir türlü evlenemediler” demeye
devam ederse külahlar değişecek, o ayrı.
Bizim çatlak kiremitin en sevdiği şarkıcı Tarkan. Avazı çıktığı
kadar bağırarak şarkılarına eşlik eder, kliplerini izlerken dans
eder, son albümü evde, arabada her daim çalınır filan.
Çocukcağızımın en çok istediği şeylerden biri Tarkan konserine
gitmek olunca biz de teyzeler olarak anında “Tamam” sözü verdik.
“İstanbul’daki konserine götüreceğiz”. Netekim büyük teyze
protokolden bilet buldu ve küçük teyze (ben) ve yeğenimizi de
yanına katarak Cumartesi günü İnönü Stadyum’una götürdü. Aman
bir heyecan, bir heyecan. Konserin başlamasına yarım saat kala
VIP kapısından içeri girdik. VIP kapısı, protokol kelimelerine
bakıp kelli felli insanlarla oturduğumuzu sanmayın. VIP’i de
kategorilere ayırmışlar. VIP, en VIP, en hakiki VIP. Biz VIP
bölümündeydik. Önümüzde 15-16 yaşlarında olup 25 yaşındaymış
gibi görünen genç kızlar (sonradan iki kuuul delikanlı da
katıldı onlara), bizim gibi çoluğunu çocuğunu toplayıp gelmiş
kadınlar, romantik şarkılarda dans edip, birbirlerinin
gözlerinde eriyen çiftler vs vs vs’ler var. Konser başlamadan
önce bir DJ izleyicileri ısıttı! Her ne kadar gıcık olduğum
plaklarla “vıcı vıcı” yapma olayına girmeyerek takdirimi kazansa
da beni çok açmadı. Ancak çatlak kiremitin canı sıkılmasın diye
“hey hey hey, hoy hoy hoy” diyerek sağa sola sallanıp, yerimizde
de olsa dans ettik. İki teyzenin manyakça hareketleri çocuğu
biraz tedirgin etti ama yine de uyum sağlamaya çalıştı.
Konser yarım saat geç başladı. Ama kardeşim ne başlangıçtı o
öyle? Havayi fişekler, dumanlar, konfetiler, “Taaaarkaaaaaaaaan”
çığlıkları, sahnede bir oraya bir buraya bayraklarla koşturan
dansçılar derken, sahnenin ortasından santim santim yükselen bir
adam. İnsan ister istemez havaya giriyor ve istem dışı bağırmaya
başlıyor “Aaaaaaaaa, heeeeeoooooo”!!!
Benzer bir deneyimi Madonna konserinde de yaşamıştım. Üstelik
orada konseri saha içinden seyretmiştim. Madonna hayranı
olduğumuzdan çok “nedir şimdi bu kadının olayı?” merakından
erkek kardeşimle gitmiştik. Madonna sahneye çıktığında binlerce
kişi aynı anda gırtlağını yırtarcasına bağırınca istem dışı,
tamamen kontrolsüzce ben de bağırmaya başlamıştım. Gören
Madonna’nın en has hayranı sanır. Halbuki alakası yok. Yalnız
çok eğlenmiştim. Saha içinden seyredince sadece çığlıklarını
değil, hareketlerini de kontrol edemiyorsun. Birinin canı
hareket etmek mi istedi? Toplu halde haydeee bir sağa
gidiyorsun, sonra bir akım geliyor hobaaaa bu sefer sola
gidiyorsun. Adım atmak için çabaya gerek yok zira ayakların yere
basmıyor zaten. Bir ara konserin başında orta sıralarda
konuşlanmamıza rağmen bir atakla en öne kadar ilerlemiştik.
Madonna’nın ayak parmaklarını saydım. Tamdı, 5,5, 10 tane. Sonra
“neydik n’oolduk” diyemeden yine arkaya.Bu arada birbirimizi
kaybetmemek için kardeşimle siyam ikizleri gibi olduğumuza da
belirtyim.
Neyse Tarkan’a dönelim. Adam tek kelimeyle MUHTEŞEM. Kim ne
derse desin olayı bitirmiş. Bir çok şeyini tartışabilirsiniz.
Cinsel kimliğini, kılığını, kıyafetlerini, saçını, İngilizcesini
vs. Ama sahne performansına en azından benim olduğum bir ortamda
kimse laf edemez. İnanılmaz bir karizması var. Son derece
coşkulu ve bu coşkuyu seyirciye öyle bir yansıtıyor ki yerinizde
duramıyorsunuz. Sahnede bulunduğu her saniye izleyici avucunun
içinde. Sesi, dansı, konuşması, duruşu, herşeyi etkileyici.
Sahnede yaşıyor, sahne için yaşıyor ve yaşatıyor.
“Kır zincirlerini” şarkısını söylerken orasına burasına tutunup,
yapışan dansçı kızlara “bırak lan adamı” diye bağıran sıra
komşumuz kadar olmasa da Tarkan’a hayran kaldık o gece.
Dansçılar çok iyiydi ama en güzeli dansözdü. Göz alıcı bir
kostüm, izleyene “vay anasını” dedirten harika bir kıvraklık.
Çok güzeldi çoook.
Oynama Şıkıdım’ı söylerken bütün stad ayaklanmış, kıvırıyordu.
Kış Güneşi’nde herkes uzaklara dalmış “hasret bana göre değil”
diye bağırıyordu. Ben iki kişi adına eşlik ettim zira konser
öncesi bu şarkı için sipariş almıştım. Şımarık’ta çiftler
“yakalarsam” deyip birbirlerini öpücüklere boğdular. Dön
Bebeğim’de sarmaş dolaş dans ettiler. Ooff of!
Konserin sonunu getiremedik. Zira bizim kiremit uyuya kaldı!
Konser zaten geç başlamıştı. İlk yarım saat hep eski
albümlerinden çocuğumun bilmediği şarkıları söyleyince bizimki
yavaş yavaş sıkılıp büyük teyzenin kucağına kafasını koydu.
“Kiremit bak dansöz çıktı” diye sarstık. Şöyle bir gözünü
aralayıp “Hımmpff” dedikten 5 saniye sonra başı tekrar kucağa
düştü. “Kiremit bak Tarkan elleri havada görmek istiyorum diyor”
deyip kaldırdık. Gözlerini açmadan doğrulup, ellerini hava
kaldırıp salladıktan sonra hoop, tekrar kucak. Biraz bekleyelim,
çocuğun bildiği şarkılar çıkınca uyandıralım bari dedik. Sıra o
şarkılara gelince “Kiremit bak senin şarkın çalıyor” diye
uyandırdık. “Yaaaa, bi rahat bırakmadınız, bi uyutmadınız beni”
diye bağırıp dirsekledi bizi. Hafifçe sarsıp “Kiremit gidelim mi
eve?” dedik. “Hapuskjitnwibgidelimaşblm” gibi bir cevap verdi.
Bir daha sarsıp soruyu yineleyince burnundan alevler fışkırtarak
ağlak bir sesle “gidelim diyorum anlamıyorsunuz, rahat bırakın
beni” diye cevap verince konserin bitmesini beklemeden
ayaklandık. Benim aklım geride kaldı ama yeğen Tarkan’dan önce
gelir.
Girişte sponsor firmanın dağıttığı yanar döner ışıklı kalp
şeklindeki üç iğneden biri daha konser başında takmaya
çalışırken mıknatısını düşürmek suretiyle kullanım şansını
yitirdi. İkincisini takmayı başardık ama uyku sersemi kiremit
“dokunma bana, sıkma beni, çek elini” diye tepinirken düşürdü.
Bu sefer de “kalbim düşmüş, kalbim nerede?” diye mızıldadı.
Açılmamış bir paketin, çantamda olduğunu söyleyerek yatıştırmaya
çalıştık. Eve gidince pijamalarını giyerken “ben tekrar gidip,
sonunu seyredeceğim” dedim. “Gidersen uçan tekme atarım sana”
dedi. “yok yeee, gidiyorum işte var mı?” dedim. Cevap vermedi
çünkü çoktan uykuya dalmıştı.
Sonuç olarak bundan sonra Tarkan’ın İstanbul’da verdiği tüm
konserlere gitmek istiyorum artık. Var mı benimle gelen?
|