24/12/2004
İç ses :
Eee Muamma, bu sene de bir yılbaşı yazısı yazacak mısın?
Muamma : Bilmem, gönül istiyor
yazmak ama...
İç ses :
Aması ne? Yoksa üşeniyor musun?
Muamma : Haaaayıııııır! Sadece
düşünüyorum, bu sene yılbaşı listemden bahsedeyim mi diye? Karar
veremedim o kadar.
İç ses :
Karar veremeyecek bir şey yok. Tabii ki listeden bahsedeceksin.
Lafa bak! Listesinden bahsedecek miymiş? Salak! Başka ne
yazacaksın?
Muamma : Bana bak doğru konuş
benimle!
İç ses :
Yok ya! Ne yaparsın? Susturur musun? Sallama kafanı tehditkar
tehditkar. Sanki bugüne kadar beni susturmaya çalışman bir işe
yaramış gibi. Hadi güzelim hadi. Başla yazmaya...
Muamma : Ne gıcıksın sen ya?
Ayrıca yazıyorum ya.
İç ses :
Yazıyorsun ama hala konuya giremedin. İşin gücün benimle kavga
etmek.
Muamma : Sen laf
sokuşturmazsan, ben de cevap vermem. Car car car car, sürekli
başımın etini yiyorsun.
İç ses :
Nankörsün sen! Kararsız kaldığında, ne yapacağını bilemediğinde,
moralin bozuk olduğunda yardımımı istersin ama değil mi?
Muamma : Onlar farklı.
İç ses :
Yok yaa...
Muamma : Başlıyorum...
“Hazır etraf hareketlenmişken, ben
de eksik kalmayayım istedim. Üstelik yeni yıl da geliyor. Bir
yılbaşı yazısı yazmak lazım. Çünkü geçen sene yazdığım yazıda
kırmızı kayışlı bir kol saati istediğimi yazmıştım, bir
arkadaşım hediye olarak almıştı. Bu durumda bana da yine yılbaşı
üzeri bir yazı yazıp, araya almak istediğim üç beş şeyi
sıkıştırmak ve beklemek kalıyor. Yüzsüzlüğün gözünü çıkaralım
hep beraber.”
İç ses :
Gerçekten de büyük yüzsüzlük.
Muamma : E ne yapalım? Şimdi bu yazıyı
kimler okuyor?
İç ses :
3-5 arkadaşın.
Muamma : Daha fazlası bir kere. En az
10-15 kişidir. Neyse. Şimdi bunlardan bazısı bana hediye almak
istese ve gidip işime yarayan, ihtiyacım olan bir şey alsa iyi
olmaz mı? Şimdi bana gidip hiç kullanmayacağım bir hediye
verseler, ben içimden “böğyk” derken, dışımdan “aaa ne hoş, ne
güzel, ne şahane” dersem iyi bir şey mi yapmış olurum? Düpedüz
yalancılığı teşvik. Hoş aynı zaman da rol yapma yeteneğimi de ön
plana çıkarıyor, o ayrı.
İç ses :
Hah, güleyim bari. Bir kere sen, sana hediye verilmesinden son
derece mutlu olan bir insansın. Bu şekilde ne istediğini
söyleyerek istemediğin durumlarla karşılaşmayıp, mutluluğunu
garanti altına almak istiyorsun o kadar. Ayrıca senin rol yapma
yeteneğin filan yok. Sen içinden “böğyk” diyorsan, ağzından
çıkan ne olursa olsun, suratın da “böğyk” der. Rol yeteneğiymiş!
Muamma : Çok biliyorsun sen. Ukala
dümbeleği! Neyse, devam edelim...
Geçen seneki yazımda her sene bir
liste yaptığımı, yıl sonunda da gerçekleşenlerin üzerini
çizdiğimi belirtmiştim. Bu sene bakıyorum listeme her sene
olandan birazcık daha başarılı bir liste.
İç ses :
Aman da aman başarılarını yerim senin!
Muamma : La havle...En azından kırmızı
kayışlı kol saati yok!
Okulu bitirmiş miyim? Evet, çiz
üzerini. Yazmak konusunda yeni adımlar atmış mıyım? Ohoo, hemen
çiz üzerini. Yarışmaya katılıyorum, hem de iki senaryo ile.
Shiseido parfüm almış mıyım? Ona da evet. Dolabım değişmiş,
odama yeni halı almışım (çok şeker, renk renk, üzerinde böyle
turuncu var, mor var, kırmızı var, pembe var), pasaport
çıkartmışım (yani başvuruyu yaptım 1-2 güne gelir).
İç ses :
Parfüm, dolap ve halı sayılmaz. Çünkü onları listeye sonradan
ekledin. Olabiliteleri yükseldikten sonra. Hem sonra başka bir
listede vardı onlar. Taşındıktan sonra alacaklarım listesinde...
Muamma : Olsun. Liste listedir. Şevkimi
kırma şimdi.
Bunları çizdim bir güzel. Spora
başlamakla ilgili olan maddeye gelince; şimdi bütün yaz öğle
tatillerinde eşofmanlarımı giyip, yürüyüş yaptım. Ama kış
gelince bıraktım. Bu durumda spora başlamış oluyor muyum? Karar
veremedim.
İç ses :
Olmazsın. İki yürümeyle spora başladım denmez. Üstelik devam
etmiyorsun. Yok yağmur yağıyormuş, yok duştan sonra üşürmüşsün,
yok yorgunmuşsun. Tembelsin, tembel.
Muamma : Bana bak senin öbür adın
Armağan mı?
İç ses :
Değil. Ama Armağını da bu kadar sevmenin nedeni şirretliğinin,
edepsizliğinin, huysuzluğunun sana benzemesi değil mi? Kan
çekiyor. Onun için çok konuşma.
Muamma : ...
Siyah bot aldım ama gerçekten sahip
olmak istediklerim onlar değildi. Yine de bu maddenin üzerini
çiziyorum. Yurtdışına da çıkmadım ama Mart ayında gideceğim, her
türlü girişimi yaptım. Kalacak yer, biletler, vize falan hepsi
%90 tamam. Onun için bu maddeyi yarıya kadar çizip bıraktım.
İç ses :
Ha gayret!
Bunlara karşılık kilo verip, normal
insanların boyutuna ulaşamadım (her sene olduğu gibi) ve kalbim
hala boş (hain falcı!). Ayrıca şan dersi, ispanyolca kursu ve
FOTOĞRAF MAKİNESİ maddelerinin üzerini de çizemiyorum. Bir de
hepsinden önemlisi, kart borçlarımı kapatamamışım. Aksine daha
da çoğaltmışım. Ama n’apaalım taşındık, yeni evimize bir sürü
masraf yaptık. Hem borç yiğidin kamçısıdır derler. Öyle derler
değil mi?
İç ses :
Kilo meselesini geçiyorum. Kendi içimizde bu konuyla ilgili
yeteri kadar kavga yapıyoruz, herkesi karıştırmayalım. Şan
dersini mutlaka almalısın zira şarkı söylerken çıkardığın
seslere tahammül edemiyorum. Fotoğraf makinesi için de bir çözüm
bul. Ama bu büyük harflerle yazmak olmasın. Kör gözüm misali ben
fotoğram makinesi istiyorum diye bağırmışsın. Biliyorum
yurtdışına çıkarken de ihtiyacın var. Fakat pahalı bir şey bu.
Hediye gelir diye bekleme.
Muamma : Belli mi olur? Umut dünyası bu
dünya. (Herkes kendi dünyasında, herkes kendi rüyasındaaa)
İç ses :
Şarkı söyleme. Lütfen! Ayrıca falcıya da çamur atma. Ev
aldığınızda hain değildi değil mi?
Muamma : O zaman alınabilitesi olabilecek başka
şeyler yazayım. Olur mu?
Onun dışında bu sene böyle kocaman,
neredeyse omuzlara değen sallantılı küpeler, yakama
takabileceğim koccaman bir gül broş, kenarı tüylü tüylü bordo
eldiven de alamadım. Sonra yazıyı okuyan erkeklerin “böğyk”
diyeceği, en azından burun kıvıracağı eski, yeni romantik film
DVD’leri (Mesela Before Sunrise, Before Sunset, While you were
sleeping, My fair lady vs vs) de alamadım.
İç ses :
Ah Muamma ah’ Sen adam olmazsın.
Muamma : Tabüüü, ben bir kadınım!
İç ses :
Yüksek sesle şarkı söyleme bir, berbat espriler yapma iki!
Muamma : Ya iç ses! Bu yazıyı yazarken aklıma
geldi. Ben daha 2005 listesini yapmadım.
İç ses :
Bitir o zaman şu anlamsız yazıyı ve yüzsüzlüğü de başlayalım
yeni listeyi yapmaya.
Muamma : Sen karışma ama. Senin hedeflerin
çok yüksek oluyor. Sonra yapamayınca üzülüyorum.
İç ses :
Çaba gösterirsen hepsini yaparsın. Sonunda da üzülmezsin. 2004
listesinde üzeri çizilmeyen şeylerin hepsine bir bahane
buluyorsun ama bunların gerçek bahaneler olmadığını da
biliyorsun. Gerçekleri söyledik diye de suratını asma. Aaa hadi
ama sarkıtma dudağını, al eline kalemi. Hayır, yeni yıl için
Emre Altuğ’u isteyemezsin. Mantıklı ol. Bakma öyle melul melul.
Çaba gösterirsen hepsi olur dedim ama saçmalamanın da bir alemi
yok. Bak hala boynu bükük duruyor. Aman ne halin varsa gör. Yaz,
peki. Tamam tamam o da olsun. Haa bak ona aslı hayır demem.
Bitti mi gönül işlerin? Doğru düzgün hedeflerle devam et o
zaman. Hadi göreyim seni. Aslansın sen. Büyüksün, yaparsın...
|