yukarıdaki kişilerin fotoları


 

annesahife



22/02/2006

 

UYUYAMAMAK

Ben öyle kolay kolay uyuyamam. Bir kere mutlaka kendi yatağımda yatmalıyım. Tatilden sonra mesela ancak yatağıma yattığımda kendimi tam anlamıyla eve dönmüş hissederim. Nedir? Yatağımın bir özelliği mi var? Yok. Herhangi bir yatak ve herhangi bir kuştüğü yastık. Ama yine de orası benim yatağım. Orada yatmıyorsam kaliteli uyuyamam.

Tabii aslında kendi yatağımda yattığımda ne kadar kaliteli uyuyorum o da tartışılır. Zira kendimi bildim bileli burun tıkanlığım var. Dolayısıyla gecede en az üç defa uyanıp, su içiyor ya da içtiğim suları boşaltma ihtiyacı dolayısıyla tuvalete gidiyorum. Haliyle şöyle deliksiz, kesintisiz uyku çekmişliğim fazla değildir.

Uykunun kesilmesi hoş bir şey değil tabii. Yani su içmek için uyandığımda gözümü açmadan el yordamı ve alışkanlıkla bardağıma uzanıp, ağzıma götürmeyi başarıyorum. Fakat su bitmişse ya da tuvalete gitmem gerekiyorsa gözü kapalı olmuyor. Denedim. Olmuyor. Ben de tuvalete gideceksem, kalkıp tek gözümü hafifçe aralıyorum. Ayrıca banyonun ışığını da açmıyorum ki ayılmayayım. Böyle kör topal gecelerimi geçiriyorum işte.

Yalnız banyonun ışığını açmamak zaman zaman enteresan durumlara yol açabiliyor. Mesela gece sizin gibi tuvalete kalmış olan halanız ışığı cort diye yakabilir, saniyesinde kapıyı açmaya çalışınca siz “bnnnn varrrrrmm” diye tepki verip, kapıyı öbür taraftan çekebilir ve karşılığında 80 yaşındaki kadının şaşkınlık dolu “Tövbeler olsun yarabbim” nidasını duyabilirsiniz.

Tabii biraz hain olanlar bunu halamdan öç almak için yaptımı düşünebilirler. Zira kendisinin, zamanında hafta sonu uyuyan yeğenlerini (yani ablamları filan) bunlar çok uyudular diye, oda kapısının önünde kepçeyle tencerelere vurmak suretiyle uyandırmışlığı vardır. Ben bu döneme rastlamadım ama daha sonraları değişik yöntemlerini bizzet yaşadım. Mesela eski evimizdeyken, çok uyuduğumu düşündüğü bazı sabahlar odamın kapısını kendine göre usulca açıp, kontrol ederdi. Bu aşamada sorun şu ki, uyku arasında kapınızın garip bir gıcırtıyla yavaşça açıldığını hissedip, gözlerinizi aralıyorsunuz, kapı açık ama kapının ardında görünen kimse yok ve arkasından usulca “Muamma, Muamma” diye bir fısıltı duyuyorsunuz. Bırakın uyanmayı, başlı başına kalp krizi geçirme nedeni benim için!

Şaşırtıcı, beklenmedik durumlar uykunun bir anda kaçmasına neden oluyor dediğim gibi.

Örneğin gecenin bir yarısı tuvaletten çıktıktan sonra annemi holde elinde ütüyle bulmuştum bir kere. Bir anda aklıma, seneler önce okuduğum, üzerindeki baskı nedeniyle kafayı yiyip, geceyarısı beyzbol sopasıyla aile fertlerini öldüren Çin’li çocuk haberi gelmişti. Annem de stresten dolayı kafayı sıyırmış ve hepimizi uyurken üzerimize kızgın ütü basmak suretiyle yok etmeye çalışıyor olabilir miydi?

“Bismillahirahmanirahim” diyerek “Eee- an-ann-nem, şekerim iyi misin?” diye sordum. Karşısında karanlık banyodan cart diye çıkan beni görünce annem de irkilip ütüyü bana doğru çevirdi. “Allah ıslah etsin seni, nereden çıktın birden öyle?” dedi. Allahım ilk kurban ben mi olacağım yoksa? Çaktırmadan geriye yarım adım atıp “Sen gecenin bir yarısı n’aapıyosun öyle ütüyle filan?” dedim sorusuna aldırmadan.

“Haaa o mu?” dedi tabanını yüzüme doğru tuttuğu ütüye bakarak. “Çatlak kiremit’in kulağı ağrıyormuş, ütüyle havlu ısıtıp, kulağına koyacağım. Sana da yapardık ya küçükken” dedi annem. “Isıt, ısıt iyi gelir” dedim. Rahatladım ama uyku muyku kalmadı artık. Beraber gidip bekledik kulak ağrısı çeken yeğenimin başında.

Bu çatlak kiremit yüzünden uykumu perişan edildiği ilk sefer değil. Beraber tatile gittiğimizde sabahın köründe odamın kapısını tekmeleyip “Günaydın Muamma, günaydın diyorum, günaydın, günaaaaydıııın” diye haykırmak suretiyle çok kaldırmıştır derin uykularımdan.

Yine bizde kaldığı bir gecenin sabahında (saat 5:30-6:00 filan ve hafta sonu!) ben yine gözümü açmadan tuvalet ihtiyacımı gidermiş, kaldığım yerden devam etmek üzere uykuma ve yatağıma geri dönecekken, odaya girmemle bir yerden böyle üfürüklü bir ıslık sesi duyulmaya başladı. Yani tam ıslık değil, hafiften bir üfleme, nefes verme sesleri filan geliyor. “La ilahe ilallah” diyerek (ne kadar dini bütün bir aile olduğumuza dikkat çekerim) etrafıma bakınıyorum ama kimse yok! “Toprak mı çağırıyor ne?” diyerekten bir adım atınca gördüm ki çatlak kiremit dolabımın arkasına saklanmış kıs kıs gülüyor. Ailedeki tek torun, bir şey yapamıyorsun!

Şimdi yazdıklarımı gözden geçirince evimizin adeta bir korku tüneli gibi olduğunu gördüm. Tek korkan ben değilim tabii. Mesela geçenlerde tam uykuya dalacakken erkek kardeşime bir şey söylemem gerektiğini hatırlayıp, hani hazır aklımdayken unutmayayım filan diye yataktan fırlamışım ki, tam kapısının önündeyken o da kapıyı açıp dışarı çıkınca, karşısında kimseyi görmeyi beklemediğinden olsa gerek ödü koptu. O bizden farklı olarak dine sığınmak yerine, seyrettiği bol aksiyonlu filmelerden esinlenerek elini kolunu garip bir pozisyona getirip “Höööeeeeytt” diye haykırmayı tercih etti. Bu seferde gülmekten uykum kaçtı. “Manyak mısın kızım sen, altıma mı ettiricen beni?” diye azarladı beni. Ben gülmeye devam ettim.

Off of, galiba bizim evde uyumak gerçekten çok zor. Ya da Muamma, Muamma olduğu için mi bu kadar olay oluyor uyuması?

Bilmiyorum. Uykusuzum zaten, cevabı siz bulun.

Çıkarken söndürün dememe gerek yok, ışıklar kapalı zaten.

Bakalım bu akşam uyuyabilecek miyim?

 

 

 


Eski Muamma Hanım Yazıları

 

27/06/2003

03/08/2004

17/07/2005

02/07/2003

07/09/2004

04/08/2005

07/07/2003

09/11/2004

09/09/2005

09/07/2003

24/12/2004

19/09/2005

21/07/2003

10/01/2005

30/09/1005

08/08/2003

15/02/2005

12/12/2005

03/09/2003

28/02/2005

09/01/2006

03/11/2003

03/04/2005

 

04/12/2003

07/04/2005

 

25/12/2003

12/04/2005

 

09/02/2004

19/04/2005

 

09/03/2004

27/04/2005

 

09/04/2004

02/06/2005

 

05/05/2004

10/06/2005

 

28/06/2004

06/07/2005