Light
bir yazı…
Geçenlerde yeni kurdukları firmanın tanıtımı için promosyon
olarak dağıtacak “bir şeyler” arayan bir grup arkadaşımla fikir
alışverişinde bulunduk. Üzerinde firmanın logosu, telefon no’su
filan bulunan buzdolabına yapıştırılacak mıknatıslarda karar
kıldılar. Ancak herkes niye durup dururken bu mıknatısı
buzdolabına yapıştırsın, logoya ek bir şeyler de bulmak gerekir
dedi. Hayatının dörtte üçbuçuğunu (anne sütü içtiğim dönemi
saymıyorum) rejim yaparak geçirmiş biri olarak “kalori listesi”
dedim. Üzerinde 8-10 yiyeceğin kalori miktarı yazan hiç bir
buzdolabı mıknatısı buzdolapsız kalmaz. Öyle bir mıknatıs için
“aman n’apcam ben bunu, at gitsin” diyecek bir kadın tanımıyorum.
Kadın diye sınırlamayalım artık çevremdeki erkeklerin büyük bir
kısmı takıntı derecesinde olmasa da aldığı kilolarıyla mücadele
ediyor. Yaşasın eziyet çekecek ortak bir konumuz daha var artık!!!
Yaz
mevsiminin gelmesiyle birlikte her dergi ve gazete ve televizyon
ve radyo ve arkadaş çevresi üçer beşer rejim listesi ortaya
çıkarmaya başladı (Bu sene rejim listelerinin popülerliğini
terlik firmaları zorladı gerçi ama daha çok fırın ekmek yemeleri
gerek-kepekli olsun lütfen). Üstelik her biri birbirinden farklı.
Ayurvedası var, akapunkturu var, karbonhidrat ağırlıklı olanı
var, sadece meyve yedireni var, İsveç’li olanı var, Sibel Can’ın,
Hülya Avşar’ın listeleri var, Japon usulü var, kan grubuna göre
var…
Hepsi
birbirinden farklı. Ortak tek noktaları “muuucize” şekilde kilo
verdirmeleri. Seç, beğen, al. Benim gibi ayran gönüllüysen
ortaya karışık bir şeyler de çıkartabilirsiniz.
Mesela
bir dönem “şeftali rejim”i yapmıştım. Sabah 1 adet şeftali, öğle
1 tabak şeftali püresi, akşam 1 kase şeftali kompostosu şeklinde
bir rejim olup, 3 günün sonunda baktığım her şeyi şeftali olarak
görmeye başlayınca listeye elveda dedim. Bir kere de bulgur
rejimi yapmıştım. Orada da 1 hafta boyunca sabah akşam haşlanmış
bulgur yemiştim. İlk baktığınızda kısır, mercimek köftesi filan
akla geldiği için cazip görünsede yalın bulgur bir süre sonra
mideniz gibi sinirlerinizi de şişiriyor. Bir kere Hollywood, bir
kere de Japon rejimi denemiştim ve fakat öğlenleri üzerine 1
ince dilim domuz pastırması konmuş haşlanmış kuşkonmaz bulmak
zor geldi. Benzer sebeplerden (buharda pişmiş yılan balığı
bulmak gibi) Japon rejimini de yarım bıraktım.
Çeşitli
çaylar içtim, yemeklerimin üzerine çeşitli baharatlar serptim,
lokmalarımı 30 kez çiğnedim (çok yorucu bir şey), iştah kesen
küpe, bilezik, yüzüklerden taktım, diyet bisküvileri yanımdan
hiç eksik etmedim (bir arkadaşım diyet bisküvinin üzerine fıstık
ezmesi sürünce çok lezzetli olduğunu söyledi, amaçlarımız farklı
tabii o değişik lezzetler peşinde, bense fıstık ezmesini hiç
sevmem). Bir kibrit kutusu ölçeği 1kg=1000gr gibi yerleşti
kafama. Yemekten 1 saat önce su içmeyi bırakıp, yemekten en
erken yarım saat sonra su içmeye başladım (mide asidi, beyine
giden doydum mesajı vs nedeniyle. Tabii bu arada beyine giden
doydum mesajının çok önemli olduğunu düşünmüyorum açıkçası.
Gözün doymadıktan sonra miden doymuş, beynine yeter doydum demiş
ne fayda? Beni ye beni ye diyen tatlıyı tepsine almadığın için
pişmanlık dolu saatler geçirtecekse bu mide, mesaj olayına hiç
girmesin lütfen). 1 simit 4 dilim ekmeye (bazı listelerde 3
dilim), 90gr kırmızı et 120 gr tavuk etine, bunlar da 2
yumurtaya, 1 top dondurma 2 porsiyon meyvaya eşittir sayın
okuyan. Bi şey biliyoruz da yazıyoruz. Her şeyi sorabilirsiniz,
çekinmeyin.
Bu
konuyla ilgili en güzel lafı Kadir Çöpdemir(Ekmek Teknesi’nin
Kirli’si) dedi bir programda. “Muucize diyet deyip duruyorlar, 1
kibrit kutusu büyüklüğünde peynir, 5 tane zeytin, 1 dilim ekmek.
Acızık bir şey yiyorsun, o zaman tabii kilo verirsin. Mucize
bunun neresinde. Dayasınlar önüne baklavayı, böreği onları
yedirip kilo verdirsinler işte o zaman o diyet muuucize diyet
olur” .
Haklı
mıdır? Haklıdır. Her kim böyle bir diyet bulur da bana getirirse
ağırlığımca altın veririm (ki bu da siz ve tüm sülalenizin ölene
kadar rahat yaşamayı garanti altına alması
demektir).
Son olarak diyet yapan, yapmayı düşünen herkese (en başta bana)
“diyet mi yapıyosun, ne diyeti?”, “kaç kilo verdin?” gibi
sorular sonlara karşı sabır, listenizde yer alıpta sonuna
kadar hakettiğiniz bir adet bisküviyi yerken “hani diyet
yapıyodun ne bisküvisi şimdi bu”diyenlere karşı dayanma gücü,
rejim yaptığınız bilinmesine rağmen sürekli ikramda bulunanlara
elinizin tersiyle vurmamak için irade, sizin
zayıflamanıza sizden fazla kafayı takıp, rejimle ilgili her şeyi
bildiğini sanan ve hayatınızı karartan eş, dost, aile,
arkadaşlara karşı sağlam sinirler diler, diyet
perilerinin, yiyecek şeytanlarını kafanızdan kovmasını ümit
ederim.
Son söz:
