Huysuz Orta Yaşlı
SıyrıK BalatA
DELİ kızın TÜRKÜsü
pe®sona g®ata
ADAM legal
MuammA HaNıM
de-ga-je
Hakkı Devrim
yukarıdaki kişilerin fotoları


annesahife

 

15/02/2005

 

Bugün benim doğum günüm diye başlayan bir yazı yazacaktım. Hatta başlamıştım da ama biraz önce Sevin Okyay’ın Goldstyle dergisinde aynı başlıklı yazısını okuyunca vazgeçtim. Üstelik onun yazdığı hikaye çok güzeldi. “Allah kahretmesin niye ben akıl edemedim?” diye de hayıflandım. Hem kıskandım, hem moralim bozuldu. Gıcık oluyorum belli konularda benden önce davranılmasına. Ama olsun 15 Şubat benim doğum günüm, ben de bununla ilgili yazacağım işte.

*

15 Şubat benim doğumgünüm. Komik bir yaştayım artık. Bazı arkadaşlarımın bana yaşımı tekrar tekrar söylettikten sonra kıs kıs güleceklerine emin olduğum bir yaş bu. “Yuh, o kadar olduk mu be?” denecek bir yaştayım ama rakamın büyüklüğünden ziyade söylenme şekli önemli. Bir sonraki yaşıma kadar arkadaşlarımı ve bir yere kadar beni eğlendirecek olan da bu zaten. Sen senelerce “seksi olma, baştan çıkarma” konulu sohbetlerde “üçyüzotuzüç” rakamı ile dalga geç sonra o rakamın bir kısmı gelsin seni bulsun! Yaa Allahın sopası yok işte.  Rakam makam ayırımı yapmaz, gülme komşuna gelir başına dedirtir.

Bundan yıllar önce bir dergide okumuştum; bir ünlü fotoğraf çekilirken “üçyüzotuzüç” demek gerektiğini savunuyordu. O öyle yaparmışmış, çünkü büzerek öne uzattığı dudaklarla çok seksi görünüyormuşmuş. O ünlünün yerinde olsam “üçyüzotuzüç” diyerek çekilmiş fotoğraflara bakıp “Bu şapşal görünüşlü yaratık ben miyim?” diye ağlardım. Hatta bunun seksi bir görüntü olduğunu söyleyen kişiye/kişilere de dava açardım. Aynı şeyleri ördek dudaklar içinde düşünüyorum. Şimdilerde “üçyüzotuzüç” yerini yarı aralanmış, ıslak ördek dudaklara bıraktı. Hani böyle dudakları öne uzatıp, büzmeden kasıyorlar ya, işte ondan. Ben, şahsen böyle bir durumda kişinin yüzünde son derece gerizekalı bir ifade oluştuğunu düşünüyorum. Bana soran yok tabii. Belki de benim bilmediğim başkalarının bildiği bir şey vardır.

Sonuç olarak seksi görünmek istesemde istemesemde, bu sene yaşımı sorduklarında dudaklarımı öne uzatıp “otuzüç” demek durumundayım. Al işte! Sırıtmaya başladılar bile (bak isim veririm ona göre). Fotoğraf çekilmemesi koşuluyla dalga geçilmesine de izin razı olacağız mecburen (ama bir yere kadar). En azından “üçyüzotuzüç” yaşına kadar yaşayamayacağımı varsayıp bundan daha fazla dalga geçilme durumunun olmayacağına seviniyorum. Diğer taraftan, çok şükür “patates” kelimesine benzer bir rakam yok da bir de onunla uğraşmayacağım. Zira, yine yıllar önce okuduğum aynı dergide başka bir ünlü de fotoğraf çektirirken  “patates” demek gerektiğini söylüyordu. Ağzı kulaklarında bir sevinç topağı olduğunu sevenlerine ispatlamak için olabilir diye düşünüyorum. Benim gibi mesafeli ve soğuk görünen birinin etrafta “patates” diyerek dolaşması “otuzüç” diyerek dolaşması kadar kötü bence.

**

15 Şubat benim doğum günüm. Bundan otuzüç yıl önce (oy oy oyyy) soğuk bir kış günü (haliyle) az kaldı takside doğacakmışım. O zamanlar şimdiki gibi “çocuğumuz şu gün, şu saatte doğacak, kocam da doğumu kamerayla çekecek” diye bir durum yokmuş tabii. Annem, sancısı başlayınca bir akrabamızla birlikte apar topar taksiye atlayıp hastaneye gitmiş. Doğumhaneye girmesiyle beni doğurması neredeyse bir olmuş. (Tezcanlı  olacak çocuk doğumhane kapısında belli olurmuş!) Neyse efendim, hemşire çıkıp akrabamıza “gözünüz aydın bir kızınız oldu” demiş. Tabii zavallı hemşirenin benim ailedeki üçüncü kız olduğumdan ve anne-baba dışında herkesin, “bebeğin erkek olması” gerektiği konusundaki düşüncelerinden haberi yok. Sen bizim akraba hemşirenin üzerine atla, kadını bir taraftan silkelerken (ağır kadındır, muhtemelen fena sallamıştır) bir taraftan “haaaayıııır, erkek olacaktı o, git bir daha baaak” diye haykır... Ne güzel bir karşılama!! Doğumunu böyle bir tepkiyle karşılayan bir akrabanın gözümde şimdiki değeri nedir sizce (Bu soruyu sol kaşımı havaya kaldırarak soruyorum, ona göre)? Sonra farklı bir sahne hastanedeki akrabanın başka bir uzantısının babama gözü yaşlı bir şekilde “canın sağolsun, üzülme sakın, daha gençsin sen” demesiyle yaşanmış. Zavallı babamın, “ya karısı ya da bebek öldü” sanıp aklı başından gitmiş. Sonra bir kızının daha olduğu söylenince “e ne var bunda iki kızım vardı şimdi üç kızım oldu” demiş. Ben olsam iki tane de tokat atardım ama babam (allah rahmet eylesin) kibar adamdı “la havle” deyip (yine ben olsam en azından gerizekalı manyaklar diye bağırırdım) koşmuş hastaneye.

***

15 Şubat benim doğum günüm. Valla kimse kusura bakmasın! Yok yaşlandım, yok bu kadar sene ne yaptım ne yapamadım, analizmiş, geçmişe yolculukmuş, yüzleşmekmiş, yılların ağırlığıymış filan hiiiiç işim olmaz. Ohhh sefam olsun. Çiçekler, hediyeler, kutlama mesajları gelsin. El üstünde tutulayım, herkes ne güzel olmuşsun diye iltifatlar etsin. Bir şımarayım, bir şımarayım, bir şımarayım. Aslında akşam dışarı çıkıp, Teoman’ın şarkısındaki gibi bir bar taburesi üstünde oturup, sarhoş olmayı da isterim ama kaidemin sığabileceği taburelere kanepe dedikleri için bu senaryoda rolüm olmayacak. Neyse, ne diyeyim? Güzel Allah’ım ben seksen yaşımı kutlayacağım yaşgünümde de bunun gibi bir yazıyla sizlere ulaşmamı nasip eder inşallah.

Hadi bak iyisiniz. Bir cümlede hem kendimi hem sizi aradan çıkarttım. Ha ben seksen olduğumda aramızdan bazıları doksan olur, doksan beş olur, gözler artık iyice bozulmuştur, kulaklar duymuyordur, ne okur, ne duyar, ne görür onu bilemem. Ama benim kitabımda anca beraber kanca beraber diyor. İsteyenin bir yüzü...

Neyse ben kutlamaları kabule başlayacağım, günün geri kalanını sonra anlatırım.


 

 

 

 


Eski Muamma Hanım Yazıları

 

27/06/2003
02/07/2003
07/07/2003
09/07/2003
21/07/2003
08/08/2003

03/09/2003
03/11/2003
04/12/2003
25/12/2003
09/02/2004
09/03/2004
09/04/2004
05/05/2004
28/06/2004
03/08/2004
07/09/2004
09/11/2004
24/12/2004
10/01/2005

Anasayfa