
12/09/2006
Amsterdam anılarına kısa bir ara verip, iki-üç gün önece başıma
gelen bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bir arkadaşımın
dediği gibi “sözlü tecavüze” uğradım! Kişisel olarak tek suçum
şişman ve kadın olmaktı.
6 Eylül akşamı yanımda bir arkadaşımla servisten indim. Sokağın
ortasında lacivert bir Volkswagen minübüs ve başka bir araba
karşı karşıya gelmişlerdi. Tahmin ediyorum iki taraf da
önceliğin kendisine verilmesini istiyordu. Arkadaşım karşı
kaldırıma geçti. Ben de onun arkasından ilerledim. O sırada
minübüsün şöförü hızla geri geri gelmeye başladı. Aracın
beklemediğim hareketiyle bir anlık bir duraklamanın ardından
adımlarımı hızlandırıp karşıya geçtim. Ama o bir anlık duraklama
minübüs şöförünü rahatsız etmiş olacak ki camdan kafasını
çıkarıp “bütün yolu kapladığımı” haykırdı. İlk bir-iki saniye
bana bir şey söylediğini bile anlamadım. Kafamı çevirmemle
birlikte adam kusmaya devam etti “Zaten beş kişilik yer
kaplıyorsun”. Yanımdaki arkadaşımla ağzımızdan “terbiyesiz” gibi
bir laf çıkması adamı daha da sinirlendirdi. Öyle ya hem
şişkoyum hem kadınım, üstelik o geri geri gelirken arabasının
arkasından geçmişim. Bunun üzerine adam belden aşağımın ne
olduğu, onlarla neler yapacağını, bunu da tek başına
yapmayacağını zira ben söz konusu olduğunda ancak beş kişiyle bu
işlerin yapılabileceğini bağıra çağıra ilan etti. O da yetmedi
beni ancak bir ordunun halledebileceğini belirtti. Biz donmuş
kalmış bir şekilde adama bakarken, o arabayı sürdü ve en son
orta parmağını kaldırıp bir de hareket çekti.
Hayatımda hiç bu kadar aşağılık bir durumla karşılaşmamıştım.
Yani evet, ben çok uzun bir süredir çok şişman bir insanım ve
inanın sırf bu yüzden sayısız defa sözel saldırıda bulunmuştur
insanlar. Ama hiç bu kadar kötüsü olmamıştı.
Mesela “Bedenini büyükmüşsün ama beynini büyütememişsin” demişti
Lise’de tanımadığım bir öğretmen. Şiir yarışmasında dereceye
girenlerin şiirlerini temize çekip hemen getirmelerini istemişti
ve o sırada “ben ders anlatırken böyle bir şeye izin vermem”
diyen matematik öğretmenimiz yüzünden zamanında gidememiştim
beni aşağılayan diğer öğretmenin yanına. O da başka bir
öğretmene yöneltemediği kızgınlığının acısını çıkarmıştı benim
üzerimden.
Sonra 2000 yılına az kala katıldığım bir tango gecesinde,
kısacık kesilmiş saçlamı görüp hayret edenlere “milenyuma
girerken radikal bir değişiklik yapayım” dediğimde hiç bir
samimiyetimin olmadığı bir kadın dönüp “radikal bir değişiklik
yapmak istiyorsanız önce zayıflayın” demişti. Bütün gece o kös
kös otururken, herkesin gelip beni dansa kaldırmasının acısını
böyle çıkarmıştı.
Bir yaz günü scrabble zaferimin arkasından, bayan arkadaşımı
tavlamak için didinen çocuk çenesiyle beni gösterip, aşağılayan
bir bakışla bakarak “En çok şuna yenildiğime üzülüyorum”
demişti. Şişmanım ya gerizekalı da olmam lazım. Beden büyüdükçe
beyin küçülmüyor. Fakat “Şişman olduğuna göre bu gerizekalıdır
da” şeklinde yaklaşıp akılları sıra benimle dalga geçip
kendilerini ispatlamaya çalışanlarla çok karşılaştım.
Eski erkek arkadaşlarımdan biri ayrıldıktan sonra yeni kız
arkadaşının nasıl “manken” gibi olduğunu anlatması da çok
koymuştu.
Doktor muayenehanesinde kozmetik ürünlerinin olduğu bir sayfayı
dikkale okurken yan sayfadaki pasta resimlerini görüp, çok şey
bilen bir ilaç mümessilinin alayla gülüp “yemeklere bakıyosun
tabii, değil mi?” diye sormasına ne demeli.
Kendi ailem bile senelerce “zayıflarsam” bana neler
alacaklarını, beni kimler kimlerle tanıştıracaklarını
söylediler. Sonucunda terapilerde sürünen, kendine güvenmeyen,
kendini sevmeyen, herhangi biri tarafından sevilmek için zayıf
olması gerektiğine inanan kompleksli bir insan oldum.
Arada yapılan “atlama havuz taşar”, “bak dövme sakın, elinde
kalırım”, “yavaş sarıl, kemiklerini kıracaksın”, “iki kişilik
yer kapladın” vs’leri saymıyorum bile.
Sonuç olarak hepsinin altında bir şeyler yatıyor. İnsanlar
kızıyor, sinirleniyor ya da sadece yapmış olmak için saldırıya
geçiyor. Bir şeylerin acısını çıkartmaya çalışıyor. Nerede bir
açığınız varsa da oradan vuruveriyorlar işte.
Bu bir özür mü? Değil. Affedilir bir şey mi? Ben affetmiyorum.
Olaya dönecek olursak bu adam öyle şeyler söyledi ki şişman
olduğuma da, kadın olduğuma da utandım. Bırakın seksten, tüm
erkeklerden nefret ettirecek kadar ağır ve iğrenç laflar etti.
O gece saatlerce ağladım. Hala daha anlatırken ya da aklıma
geldiğinde ağlıyorum. Üstelik sadece uğradığım hakaret için
değil, karşılık verememiş olduğumuz için de ağlıyorum. Camdan
içeri uzanıp bir yumruk atamadık. Anahtarı çıkarıp arabasını
çizemedik. Bırakın herşeyi, ağzımızı açıp tek bir kelime bile
edemedik. O kadar şoka girmişiz ki. Halbuki ben kendimi
hazırcevap bir insan olarak bilirim. Meğer değilmişim. “büyük
arabaya bindin diye kendimi adam mı saydın, keltoş cüce”
diyemedim. “hadi hadi, yürü, anca gidersin” de diyemedim. “o beş
kişi önce yanında oturan kadına bilmem ne yapsın” da diyemedim.
Yol almak için kapıştığı araba durdu yanımızda. İçindeki kadın
camı açıp “lütfen üzülmeyin, sakın ciddiye almayın, manyak,
terbiyesiz bir adam” dedi. Belli ki benden önce ona da bir
şeyler saydırmış. Sadece kendisine yol verilmediği için önüne
gelene saldıran bir hayvan. Nasıl biri yetiştirmiş onu? Hangi
kadın onun gibi bir adamın koynuna girer? Kim arkadaşlık eder?
Biri “canım babam benim” diye sarılır mı? O sırada bana
bağırırken, yan koltukta oturan kadın ne düşünüyordu peki?
İşin acı yanı bu lafların altında kalmayıp herhangi bir şekilde
karşılık vermiş olsaydım da olay çözülmezdi. Böyle bir adam ya
inip yaka paça döverdi, ya tabanca çekip vururdu.
Anlattığım insanlar olayı kişiselleştirmememi söylüyorlar.
Üzerime almamalıymışım. Öyle bir hayvanın dediklerine dikkat
etmemeliymişim.
Öyle olmuyor işte. Adamın yüzü gözümün önünden gitmiyor. Bana
bağırması kulaklarımdan silinmiyor.
İki gündür trafikte lacivert belki de siyah bir Volkswagen
minübüs arıyorum. 34 VV ile başlayan ama son dört rakamını
kesinlikle hatırlayamadığım bir aracın peşindeyim. Halbuki bütün
o iğrençlik sırasında “plakasını al” diye kendi kendime
tekrarlayıp durmuştum. Plakayı polise haber verecektim.
Arada trafikte etrafınız şöyle bir bakar mısınız? Belki olur ya
benzer tanımda bir minübüs görürsünüz. Plakası 34 VV ile
başlayan, son dört rakamında 8 bulunan Volkswagen minübüs.
Erkek çocuklarınızı dikkatli, ahlaklı ve kadına saygı gösterecek
şekilde büyütün lütfen.
|