|
Rüyalar Gerçek Olsa
Gördüğü
her rüyayı, elindeki rüya kitaplarıyla satır satır
yorumlayan bir arkadaşım var. Kelime kelime
gördüklerinin anlamlarını çıkarır, sonra hiç
üşenmeden o kelimelerin anlamlarını rüyanın akışına
uygun bir hale gelmiş kompozisyona çevirir. Bana
kalırsa bu şekilde rüya analizi yapmak son derece
sıkıcı bir o kadar da sonuca ulaşmayan bir iş. Yani
rüyamda yeşil bir yılan görsem bunu nasıl yorumlamam
gerekecek? Yeşil bir rüyada görülebilecek en hayırlı
renkmiş. Kısmet, başarı, mutluluk demekmiş. Yılan
ise düşman, hatta yılanın çıngıraklı, engerek, kobra
olmasına göre giderek daha tehlikeli hale gelen
düşman demekmiş. Kavga, ayrılık da tuzu biberi
ayrıca. Şimdi bu durumda ikisini birleştirip şu
sonuca mı varmalıyım: bir düşmanım olacak ve ben
bundan son derece mutlu olacağım! Evimde hayırlı ve
kısmetli kavgalar ve başarı dolu mutsuzluklar
yaşanacak! Bilemiyorum belki de ben beceremiyorum
(rüya görmesini de yorumlamasını da). Aslında
şimdiye kadar yeşil bir yılan da görmedim. Ancak
görecek olsam da sanırım olacak olanlara gore değil
olmuş olanlara gore yorumlardım. Bir yerlerde
rüyalarla ilgili olarak şunları okumuştum: Uyanıkken
algıladıklarınız rüya aracılığıyla yapılanır.
Hatırladıklarınızla yaşadıklarınız bir araya gelir
ve beyninizin sineması çalışmaya başlar.
Benim sinemamda ilginç filmler var. Bakın film nasıl
başlıyor:
Üzerimde hayatımda gördüğüm hatta
göremediğim kadar kötü bir gelinlik. O kadar
çirkinim ki aynaya bakıp ağlamaya başlıyorum.
Bileğime uzanan etekleri yere değmesi için aşağı
doğru sürekli çekiştiriyorum. Çünkü benim giyeceğim
gelinlik kuyruklu, yerleri süpüren bir gelinlik
olmalı. Gelinliğin üzeri turuncu pullarla kaplı,
daha çok ağlıyorum. Tuvaletteki aynada çirkin
turuncu makyajımı görünce çığlık atmaya başlıyorum.
Çirkin, turuncu göz farım, topaklanmış rimelle
birlikte beni daha da çok çirkinleştiren izler
bırakarak yüzümde yol alıyor. Hem ağlıyorum hem
bağırıyorum. Turuncu pulları söküp atmak, turuncu
makyajı yüzümden kazımak, turuncu gelini ortadan
kaldırmak istiyorum. Bu ben miyim? Hani dünyanın en
güzel gelini ben olacaktım? Değilim, yalanmış,
kandırılmışım. Bu çirkin görüntünün üzerine beni
kandırdıkları için de ağlıyorum. Birileri beni
kurtarsın istiyorum ama kimse gelmiyor. Kimse “İşte
sana yeni bir gelinlik, bu yeni saçın, bu yeni
makyajın” demiyor. Çok üzülüyorum. Beni
kandırdıkları, yanlız bıraktıkları, yardım
etmedikleri için tanıdığım herkese küsmek üzere
uyanıyorum.
“Uyanıkken algıladıklarınız rüya
aracılığıyla yapılanır. Hatırladıklarınızla
yaşadıklarınız bir araya gelir ve beyninizin
sineması çalışmaya başlar” cümlesinden yola
çıkarsak, benim algıladığım zor durumda kaldığım
anlarda kimselerin bana yardım etmeyeceği mi? Yoksa
benim çirkin olduğum, çirkin giyindiğim, olursam
çirkin gelin olacağım mı? Ya da turuncudan
hoşlanmıyor olabileceğim mi? Ben oyumu ilk şık
üzerine veriyorum. Çünkü turuncuyu severim, canlı,
capcanlı bir renktir, pozitiftir, hareketlidir,
içimi ısıtır. Zaman zaman “orası öyle, burası da
böyle olsaydı keşke” desem de çirkin olduğumu
sanmıyorum. Ama galiba sadece algılamıyor aynı
zamanda biliyorum ki zor durumda kalırsam eğer,
kimse gelip yardım etmez.
Sevmediklerinden değil onu da
biliyorum. Hoşlanmadıklarından, yardım etmek
istememelerinden değil. Sadece “O nasıl olsa yapar”
dediklerinden. Zaten her şeyi kendi başıma
halletmeme alıştıklarından, kimseden yardım
istemememden, hiç bir sorunu aktarmayışımdan hiç
birinin aklına yardım etmek gelmez.
Neyin var sorusuna “Bir şeyim yok”
dediğimde birilerinin gerçekte birşeylerimin
olduğunu anlayıp ısrarcı olmasını isterdim. “Tamam
ben hallederim dediğimde” aslında gözlerimin beni
bırakmayın yanımda olun dediğini anlamalarını, “sen
güçlüsün bunun üstesinden gelirsin” demelerinin
yerine sıkı sıkı sarılmalarını isterdim. Hiç olmazsa
birileri bir kere gösteremesem, anlatamasam bile
canımın acıdığını anlasın ve bana acısın isterdim
(yok yok acımasın da şefkat göstersin). Kimseyi
suçlamıyorum çünkü bunları isterken ne istediğimi
anlatamadım, anlatmadım. O yüzden ihtiyaçlarımı
bilmiyorlar, o yüzden sırtıma verilecek her ağır, en
ağır yükleri taşıyabileceğime inançları sonsuz.
Biliyorum ki az
önce istediklerim hiç bir zaman olmayacak çünkü ben
izin vermeyeceğim. Yetişirken mayama ne zaman nasıl
katıldığını bilmediğim bir huyla zayıf, kırılgan,
avutulmaya ihtiyaç duyan, şefkat ve ilgi bekleyen
biri olabileceğimi kimseye göstermeyeceğim. Daha çok
kırılmamak, daha fazla incinmemek için ördüğüm bu
kalkanı indirmeyeceğim. Rüyalarımda çirkin gelinlik
içinde kendimi gördüğümde kimse yardımıma
koşmayacak, ben de hep küskün uyanacağım yeni
günlere ve rüyalar gerçek olsa demeyeceğim böyle
filmlerde.
Son.
|