Huysuz Orta Yaşlı
  sıyrık BALATA
  aDAMLEGAL
DeLi KıZıN TüRkÜsÜ
pe®sona g®ata
MUAMMA hanım
 
SİTE HARİTASI

DİĞER YAN ÜRÜNLER

 SLAYTLAR
 DEPO
FASIL 
ANKET


ANASAYFA

 


 




   
09.03.2004

 


 

Rüyalar Gerçek Olsa


Gördüğü her rüyayı, elindeki rüya kitaplarıyla satır satır yorumlayan bir arkadaşım var. Kelime kelime gördüklerinin anlamlarını çıkarır, sonra hiç üşenmeden o kelimelerin anlamlarını rüyanın akışına uygun bir hale gelmiş kompozisyona çevirir. Bana kalırsa bu şekilde rüya analizi yapmak son derece sıkıcı bir o kadar da sonuca ulaşmayan bir iş. Yani rüyamda yeşil bir yılan görsem bunu nasıl yorumlamam gerekecek? Yeşil bir rüyada görülebilecek en hayırlı renkmiş. Kısmet, başarı, mutluluk demekmiş. Yılan ise düşman, hatta yılanın çıngıraklı, engerek, kobra olmasına göre giderek daha tehlikeli hale gelen düşman demekmiş. Kavga, ayrılık da tuzu biberi ayrıca. Şimdi bu durumda ikisini birleştirip şu sonuca mı varmalıyım: bir düşmanım olacak ve ben bundan son derece mutlu olacağım! Evimde hayırlı ve kısmetli kavgalar ve başarı dolu mutsuzluklar yaşanacak! Bilemiyorum belki de ben beceremiyorum (rüya görmesini de yorumlamasını da). Aslında şimdiye kadar yeşil bir yılan da görmedim. Ancak görecek olsam da sanırım olacak olanlara gore değil olmuş olanlara gore yorumlardım. Bir yerlerde rüyalarla ilgili olarak şunları okumuştum: Uyanıkken algıladıklarınız rüya aracılığıyla yapılanır. Hatırladıklarınızla yaşadıklarınız bir araya gelir ve beyninizin sineması çalışmaya başlar.

Benim sinemamda ilginç filmler var. Bakın film nasıl başlıyor:

Üzerimde hayatımda gördüğüm hatta göremediğim kadar kötü bir gelinlik. O kadar çirkinim ki aynaya bakıp ağlamaya başlıyorum. Bileğime uzanan etekleri yere değmesi için aşağı doğru sürekli çekiştiriyorum. Çünkü benim giyeceğim gelinlik kuyruklu, yerleri süpüren bir gelinlik olmalı. Gelinliğin üzeri turuncu pullarla kaplı, daha çok ağlıyorum. Tuvaletteki aynada çirkin turuncu makyajımı görünce çığlık atmaya başlıyorum. Çirkin, turuncu göz farım, topaklanmış rimelle birlikte beni daha da çok çirkinleştiren izler bırakarak yüzümde yol alıyor. Hem ağlıyorum hem bağırıyorum. Turuncu pulları söküp atmak, turuncu makyajı yüzümden kazımak, turuncu gelini ortadan kaldırmak istiyorum. Bu ben miyim? Hani dünyanın en güzel gelini ben olacaktım? Değilim, yalanmış, kandırılmışım. Bu çirkin görüntünün üzerine beni kandırdıkları için de ağlıyorum. Birileri beni kurtarsın istiyorum ama kimse gelmiyor. Kimse “İşte sana yeni bir gelinlik, bu yeni saçın, bu yeni makyajın” demiyor. Çok üzülüyorum. Beni kandırdıkları, yanlız bıraktıkları, yardım etmedikleri için tanıdığım herkese küsmek üzere uyanıyorum.

“Uyanıkken algıladıklarınız rüya aracılığıyla yapılanır. Hatırladıklarınızla yaşadıklarınız bir araya gelir ve beyninizin sineması çalışmaya başlar” cümlesinden yola çıkarsak, benim algıladığım zor durumda kaldığım anlarda kimselerin bana yardım etmeyeceği mi? Yoksa benim çirkin olduğum, çirkin giyindiğim, olursam çirkin gelin olacağım mı? Ya da turuncudan hoşlanmıyor olabileceğim mi? Ben oyumu ilk şık üzerine veriyorum. Çünkü turuncuyu severim, canlı, capcanlı bir renktir, pozitiftir, hareketlidir, içimi ısıtır. Zaman zaman “orası öyle, burası da böyle olsaydı keşke” desem de çirkin olduğumu sanmıyorum. Ama galiba sadece algılamıyor aynı zamanda biliyorum ki zor durumda kalırsam eğer, kimse gelip yardım etmez.

Sevmediklerinden değil onu da biliyorum. Hoşlanmadıklarından, yardım etmek istememelerinden değil. Sadece “O nasıl olsa yapar” dediklerinden. Zaten her şeyi kendi başıma halletmeme alıştıklarından, kimseden yardım istemememden, hiç bir sorunu aktarmayışımdan hiç birinin aklına yardım etmek gelmez.

Neyin var sorusuna “Bir şeyim yok” dediğimde birilerinin gerçekte birşeylerimin olduğunu anlayıp ısrarcı olmasını isterdim. “Tamam ben hallederim dediğimde” aslında gözlerimin beni bırakmayın yanımda olun dediğini anlamalarını, “sen güçlüsün bunun üstesinden gelirsin” demelerinin yerine sıkı sıkı sarılmalarını isterdim. Hiç olmazsa birileri bir kere gösteremesem, anlatamasam bile canımın acıdığını anlasın ve bana acısın isterdim (yok yok acımasın da şefkat göstersin). Kimseyi suçlamıyorum çünkü bunları isterken ne istediğimi anlatamadım, anlatmadım. O yüzden ihtiyaçlarımı bilmiyorlar, o yüzden sırtıma verilecek her ağır, en ağır yükleri taşıyabileceğime inançları sonsuz.

Biliyorum ki az önce istediklerim hiç bir zaman olmayacak çünkü ben izin vermeyeceğim. Yetişirken mayama ne zaman nasıl katıldığını bilmediğim bir huyla zayıf, kırılgan, avutulmaya ihtiyaç duyan, şefkat ve ilgi bekleyen biri olabileceğimi kimseye göstermeyeceğim. Daha çok kırılmamak, daha fazla incinmemek için ördüğüm bu kalkanı indirmeyeceğim. Rüyalarımda çirkin gelinlik içinde kendimi gördüğümde kimse yardımıma koşmayacak, ben de hep küskün uyanacağım yeni günlere ve rüyalar gerçek olsa demeyeceğim böyle filmlerde.

 

Son.

 

 
 


Eski Muamma Hanım Yazıları

 

27/06/2003
02/07/2003
07/07/2003
09/07/2003
21/07/2003
08/08/2003

03/09/2003
03/11/2003
04/12/2003
25/12/2003
09/02/2004

Anasayfa