HUYSUZ ORTA YAŞLI

 

SIYRIK BALATA

 
ADAM LEGAL
 
DELİ KIZIN TÜRKÜSÜ
 
PER®SONA G®ATA
 
 MUAMMA HANIM
 
 






 


BU
SATIRLARIN
YAZARI

Engin
Enüstün





Kasım 2001 / Haziran 2002
       ntvmsnbc.com

 










 










 



08/08/2003
 

                                                                                                

Sallan yuvarlan

“N’aaber, nassı gidiyor?” sorusuna “N’aapalım yuvarlanıp gidiyoruz işte” cevabını, cümleyi oluşturan kelimelerin anlamlarına tam karşılık gelecek şekilde yaşayan benden başka kaç kişi vardır şu alemde? Ben hakikaten de yuvarlanıp gidiyorum. Yani vakit geçirmek ya da spor olsun filan diye takla atmıyorum (okuduğum bir dergide, ki sanırım Cosmo cinsi bir şeydi, kendinizi iyi hissetmek için ne yaparsınız sorusuna bir bayan, eve gidip takla atarım diye cevap vermişti, ciddiyim, valla billa). Ben düz yolda bile bir şekilde tökezleyip düşüyor ve yuvarlanıyorum… 2 yazı önce bahsettiğim korkularımın sıralamasını değiştirip araya bir yerlere düşmekten korkmayı da eklemek istiyorum.

Düşene çok gülerim aynı zamanda (kendime de tabii). Yani kırık çıkık yoksa gerçekten çok eğlenceli bir durum. Şimdi siz yazının gidişatından sizlere artistik bir iki düşme hikayesi anlatacağımı düşünmüş olabilirsiniz. Evet yanılmadınız. Aynen öyle yapıp anılarımın bahçesinde özenle sakladığım renkli düşme sahnelerinden bahsedeceğim.

Şimdi bir düşünün bir sabah erkenden kalkmış, giyinmiş kuşanmış ve hatta makyaj yapmış (düşünün ne kadar erken kalkılmış) işe gitmek üzere evden çıkmışsınız. Tüm silahlarınızı kuşanmış olduğunuz için (kılık kıyafet, makyaj, saç, ayakkabı dörtgeni tamamlanmış demektir bu) kendinize güveniniz tamdır. Ve lanet olsun ki hep böyle havalı havalı salınmak istediğiniz zamanlarda tökezlersiniz. Daha doğrusu ben tökezlerim, şimdi başkaları adına konuşup herkese dengesiz muamelesi yapmayayım.

Bir kendimi bilirim böyle, bir de Ally McBeal’i.

Neyse, yukarıda anlatılan gibi bir sabah başlangıcı yapmış, sabahın 7:30’unda, Allah’tan cadde’ye henüz çıkmamış, kendi evimin sakin sessiz sokağında yürürken, nereden çıktığı belli olmayan bir ufacık, kendini bilmez taş yüzünden tökezledim. Aslında ufacık tefecik taşın amacı ayaklarımı yerden kesmekti belki ama hah hah ha karşısında nice düşmeler görmüş geçirmiş biri varken bu o kadar kolay mı? Hemen bir kuş gibi kolumu kanadımı açtım ve tutunacak bir dal bulmak için çırpınmaya başladım. Dalı değil ama ağacı yakaladım. Burada zamanında incecik fidanları kaldırıma belli aralıklarla diken ve kimseden yılmadan onları sulayıp, budayıp, besleyip büyüten ve küçük ama sağlam ağaçcıklar haline gelmelerini sağlayan belediyeye teşekkür ederim. Tabii ağacı yakaladım ama hızımı kesebildim mi? Hayır. Peki ne olsa beğenirsiniz? Ben o hızla ağacın etrafında koştum sayın okuyan. Evet. Tam iki tur koştum ağacın etrafında. Bir elim ağaca yapışmış, bir elim çırpınmaya devam ederken kaldırımın yüksek kenar taşlarının üzerinden atlamayı da ihmal etmeyerek iki tur döndüm. Amaaaa düşmedim. Kamera şakası gibi. Yani sabah kalkmışsınız mesela bir taraftan çayınızı yudumlayıp diğer taraftan okula giden çocuğunuza bakmak için pencerenin önündesiniz ve kadının biri yolda yürürken birden bire ağaca tutunup etrafında dönüyor ve sonra hiç bir şey olmamış gibi yoluna devam ediyor(malum düştükten/tökezledikten ya da ağaç etrafında döndükten sonra! istifi hiç bozmamak, hiç bir şey yokmuş gibi yoluna devam edip hali hazırda bozulmuş olan karizmayı acık ucundan kurtarmak lazım). Kamera nerde, nereye el salliycaz?

Bu olayı takip eden günlerden bir gün öğle tatilinde samimi olduğum, olayı bilen ve samimi olmadığım, olaydan haberi olmayan iki arkadaşımla yemek yiyorduk. Moralimin çok bozuk olduğu, pek keyifsiz bir günümdeydim. Olayı bilen arkadaşım suratımın neden asık olduğunu sordu. Moralim bozuk dedim. Belki neşeleniririm umuduyla sanırım “Ne o bu sabah ağacın etrafında dönmedin mi?” diye sordu. Ben daha cevap vermeden olaydan haberi olmayan arkadaş “Aaa ne ilginç, sizin orada morali bozuk olanlara böyle mi derler” dedi. Bakınız atasözleri ve deyimler nasıl ortaya çıkıyor…

Bir kere tam iş çıkış saati, bir otobüs durağı dolusu insanın ayaklarına kapanmıştım. Orda suçlu kaldırımla yol arasına sıkışan kardı. Bir kere de sabah servisten inerken uçup, dizlerimin üzerine konmuştum. İşe başlamak için pek fena bir giriş. Pantolonum yırtılmış, dizim kanamıştı. Buradaki suçlu basamağın üzerine koyduğu halı parçasını, basamağa yapıştırmayan şöfördür. Halı parçası öne gitmiş, ne biliim altının boş olduğunu? Bir kere de çocukken yokuş aşağı bir topu kovalamıştım. Benden önde giden arkadaş topu yakalayınca duriiim dedim ama yokuş aşağı koşarken frenler bende tutmuyor. İzlerini hala zavallı dizlerimde taşırım. Karada gösterdiğim dengesizliğin aynısı denizde de gösterebilme yeteneğine sahibim aynı zamanda. Herkesin taklalar atıp atladığı iskeleden denizi isabet ettiremiyorum mesela. Sonra tüm tatili kaba etlerimde morartı üstüne ağrılarla filan geçirebiliyorum. Yetenek işte.

Bir de benim başıma gelmese de çok güldüğüm başka bir hikaye daha var. Ondan da çıkarılacak dersler var tabii. Hikayenin kahramanı arkadaşımın kardeşi. Olay saati gece yarısı. Olayın kahramanı çakırkeyif. Arabadan çıkıyor tam apartmandan içeri girecek bir bakıyor bir kedi. Kedinin bir ayağına torba takılmış. Kedi yürüdükçe torba hışırdıyor. Bizim çakırkeyifin alkolden bulanmış aklına kediyi koşturup, torbayı paraşüt gibi açtırma fikri geliyor. Kedi önde bu arkada, bir taraftan gülüp bir taraftan koşarken hoooop bir bakıyor havada. Kendisinin bir paraşütü yok tabii, uçunca direk yere çakılıyor. Eller dizler kan içinde. Sonuç;

1)Alkol zararlıdır,

2)gülme komşuna gelir başına (benim düşmeme çok gülmüştü),

3)Allah’ın sopası yok adamı böyle yapar işte,

4)hayvanlara eziyet etmeyin.

Önünüze bakın, yerinden çıkmış kaldırım taşlarından sakının(bir de kışın onların altına pis sular dolar siz sağlam diye basarsınız da ayakkabınız, çoraplarınız çamurlanır), çukurlara girmeyin, etrafımız tuzaklarla çevrilmiş dikkat edin.

Haa bir de düşenin dostu olmaz derler, unutmayın!



 


              

              


Eski Muamma Hanım Yazıları

 

27/06/2003
02/07/2003
07/07/2003
09/07/2003
21/07/2003
 


Anasayfa

 

özgürce.net©  2 0 0 3

                                          Internet Explorer 5.0 ve üstü tarayıcı, 1024X768 çözünürlük kullanmayanların
                                                               görüntü kalite sorunları bizi hiç ilgilendirmez.

                                                            ©