Bu hafta sonunumu 12
yıllık bir arkadaşıma ayırdım. Karnı burnunda, iki hafta sonraki
doğumunu sıcaktan gözü dönmüş bir şekilde beklerken belki bir
yardımım olur diye yanında olayım dedim. Benim için cehennemin
uzaaak bir köşesi olduğunu düşündüğüm Bahçeşehir’e İstanbul’daki
her durağa uğrayan bir otobüsle 2 saatte gittim. Uzun süren
yolculuk boyunca, evime 500 metreden uzak oturan hiç kimseyle
bir daha arkadaşlık yapmama konusunu enine boyuna düşünme
fırsatım oldu. Eziyet çekti bu kulunuz, eziyet, eziyet…
Çünkü;
Bütün kış boyunca tıkalı
olup, bana düzgün nefes alma fırsatı vermeyen burnum, püfür
püfür açıktı. Ten ve ter kokusunun her çeşidi ciğerime kadar
işledi. Bir çift katlı otobüs dolusu insan arasında kaç kişi
düzenli olarak banyo yapıyor sizce? Toplam rakamın, haftada bir
banyo yapanlar dahil, 5 kişiden fazla olduğunu sanmıyorum. Yani
varsın deodorant kullanmasınlar, ne bileyim her yıkanmada kese
filan yapmasınlar ama sadece bedenlerini bir sabunlayıp, sudan
geçirsinler (Gerçi bu da çok yeterli değil çünkü etrafta sadece
ter kokusu yok, ten kokusu da var. Hani temiz gözüküyordur,
pırıl pırıl giyinmiştir ama üzerine sinmiş bir garip koku vardır,
ter değil başka bir şey. Ama bir başlangıç için su ve sabun
şimdilik yeterli).
Kokan sadece ten değil,
saçlar ve ağızlar da kokuyor. Otobüse (tüm toplu taşıma
araçlarına) binen herkese bilet yerine nane sakızı/şekeri filan
verilmeli.
Ve aynı zamanda
insanlara kalabalıkta bu kadar yüksek sesle konuşmamalarını da
tembihlemeli. Yani ben mecbur muyum elalemin özel hayatını
dinlemeye?
Bütün bu şartlar altında,
su ve sabundan korkanları, diş fırçalamayanları, saçlarını
yıkamayanları, aynı gömleği/t-shirt’ü 5 gün üstüste giyenleri,
temizlik kurallarını çocuklarına öğretmeyen tüm anne – babaları
ve öğretmenleri, kıskanç eltisinin çevirdiği, bitmek bilmeyen
dolaplarını tüm otobüse anlatan koltuk komşumu, “sıcak çok sıcak,
sıcak, daha da sıcak olacak” şarkısını yazan, bu sıcak günlerde
dilimize dolayan ve Akut’a yardım yapıyoruz adı altında bir
birinden kötü çıplak resimler çektiren Emre Altuğ’u, benim
oturduğum yere uzak yerlerde yaşayan arkadaşlarımı ve bir araba
parası biriktiremediğim için kendimi şiddetle kınıyorum.