Huysuz Orta Yaşlı
  sıyrık BALATA
  aDAMLEGAL
DeLi KıZıN TüRkÜsÜ
pe®sona g®ata
MUAMMA hanım
 
SİTE HARİTASI

DİĞER YAN ÜRÜNLER

 SLAYTLAR
 DEPO
FASIL 
ANKET


ANASAYFA

 


 




   
04.12.2003

 


 

Sevgili okur,

Enteresan günler geçiriyorum. Başıma öyle bir şey geldi ki gülsem mi, ağlasam mı bilemedim. Gerçi arkadaşlarıma anlatırken çok güldüler ama dur bi de sana anlatayım, sen gülecek misin?

Vakit: öğle yemeği vakti. Yer: iş yerinin yemekhanesi. Olayın kahramanları: Muamma, yemek firmasının zebanisi, yemek firmasının masalarla ilgilenen görevli çalışanı ve arka planda yemek yeme telaşında insanlar filan filan.

Şimdi öncelikle yemek firmasının zebanisini biraz anlatmak istiyorum. Bu kadıncağızın görevi, anladığım kadarıyla, insanlar yemeklerden memnun mu, bir şikayetleri var mı, masalara su, tuz, peçete takviyesi zamanında yapılıyor mu filan gibi durumları kontrol etmek. Fakat arkadaş işi biraz abartıyor ve masa masa herkesin başına gelip kim tabağına ne almış, neyi ne kadar yemiş bunu kontrol ediyor. “Bu gün tatlı almamışsınız, diyette misiniz?”, “Çorbaya dokunmamışsınız, beğenmediniz mi?”, “Etimiz şu şartlar altında, bu şekilde pişiriliyor, mutlaka yiyin”. İnsanın boğazına diziliyor, her an yediğiniz ve yemediğiniz lokmalar için sorgulanmaya hazır bekliyorsunuz. Yani hayır kardeşim diyette değilim, tatlı almadım çünkü sütlü tatlı sevmem. Ya da çorbaya dokunacağım ama sonra, ben önce değil sonra içmek istiyorum çorbamı. Ya da dünyanın en iyi etini pişirmiş olabilirsiniz ve fakat ben vejeteryanım. Yemekhaneye girişte “affiyet ossun” diyorsun, biz de teşekkür ediyoruz. Aramızdaki ilişki burada kalsın. Bir şikayetimiz olursa gelip sana söyleriz değil mi? Neyse görevini çok seviyor, yüz bulamadığında ısrar etmiyor diye çok hırpalamıyoruz.

Gelelim olay gününe. Her medeni insan gibi kuyruğa girip tepsimi doldurduktan sonra arkadaşlarımın oturduğu masaya doğru ilerlemeye başladım. Tatlı büfesinin yanından (tatlı almadan) geçerken görevli çocuklardan birinden feci bir ter kokusu geldi. Ama burun kemiğini sızlatan, gözünüzü yaşartan bir koku. Tepsi elimde, bayılmak üzereyken bir gayrete gelip üç adım daha atıp ter kokusunun etki alanından çıkmayı başardım. 1-2 saniye daha olduğum yerde kalsaydım Atropin iğnesi bile kurtaramayacaktı. Durum o kadar kötü yani.

Ben çektim başkası çekmesin diye zebaninin yanına gidip bir haber vereyim dedim. Bakın az önce şikayetim olursa yanına giderim demiştim. Gittim ve dedim ki “şuradaki arkadaş çok fena ter kokuyor”. Zebani gözlerini koca koca açtı ve dehşetle “Nassıl yani?” dedi. “Nasıl, nasıl yani?” Nasıl olduğunu bilemem kardeşim, belki 2 haftadır yıkanmıyor, belki yıkandı ama kıyafetlerini değiştirmedi, belki pastırma filan yedi. Bu arada beni hafifçe kolumdan çekiştirip kuytu bir köşeye götürmeye çalışıyor. Zaten kadına gıcık oluyorum bir de kolumdan çekiştirince iyice sinir oldum, zira ben öyle tanımadığım insanların orama burama dokunmasından neffffret ederim. (bir keresinde otobüse binerken sürekli sırtımı parmaklarıyla dürtükleyen kadına “dokunnnmaaa” diye bağırmıştım. Kadında aynı hışımla o kadar naziksen taksiye bin diye bağırmıştı. Genelde cevabı yapıştıran taraf ben olmadığım sürece ulu orta anlatmam böyle şeyleri ama okur sayımın bir elin parmakalrı kadar olduğunu düşünürsek bir kereden hiç bir şey olmaz diyebiliriz (tabii olay kapanmadı, söylenmeye devam ettik ama detaylarını başkalarını sinir etme konulu bir yazıda veririm). Silkindim ve gayet sinirli bir şekilde “Ne demek nasıl, basbayağı ter kokuyor işte” dedim. “haaa, amaaan ben başka bir şey anladım” dedi. Önce gözlerimi kıstım, sonra tek kaşımı kaldırıp, 3 numaralı bakışımla baktım ve gelecek bombayı beklemeye başladım. Ben ne dedim : Şuradaki arkadaş çok fena TER kokuyor. O ne anlamış: Şuradaki arkadaş beni çok fena TAHRİK ediyor!!!

Sayın okur haberin olsun tahrik oldum mu gidip ona buna söylerim!

Neyse ben gözlerimi kırpıştırıp, olayı içime sindirmeye çalışırken o da “hangisi kokuyor, gideyim uyarayım” dedi. “Aman” dedim “uyarmayın, tahrik mahrik edersiniz, sebep olurum”.

Son cümleyi söylemedim, yalan olmasın. “Kokuyu takip edin bulursunuz” deyip, yoluma devam ettim.

Yani şimdi nedir bu? Ben “ter kokuyor” dedikten sonra hemen çekip gitsem demek ki kadın arkamdan sapık diye düşünecek. Masaya sürahi, peçete yerleştiren çocuk bu işleri yaparken ne yapacak da beni tahrik edecek? Diyelim ki masaya su dolu sürahiyi yerleştirirken dudaklarını filan yalayıp beni tahrik etti (ki bilgi olsun diye söylüyorum buna anca kaba etlerimle gülebilirim) ben gelip bunu sana söyler miyim?

Tabii karşı tarafın gözünden de bakmak gerek olaya. Zebani de benim kadar dehşete kapıldı 3-5 saniye. Yani kadının biri geliyor ve “çalışanınız beni tahrik ediyor” diyor (yani öyle anlıyor). Şimdi biri bana böyle bir şey dese “aaaoo kadın kudurmuş” derim. Ya da ne bileyim aralarını yapmamı mı istiyor diye düşünürüm. Ya da bunu nasıl durdururum diye paniklerim. “Evladım, tuzlukları yerleştirirken hareketlerine dikkat et, gelip geçeni tahrik etme” mi derim?

Bilmiyorum, bilemiyorum. Namusum iki paralık olmadan, adım lekelenmeden ve tahrik olmadan sadece ter kokusunu ciğerlerime çekerek ucuz atlattım. Allah hepimizi yanlış anlamalardan, kuru iftiradan, tahrik edici garsonlardan ve ter kokularından korusun.

Amin.

 


                                


              


Eski Muamma Hanım Yazıları

 

27/06/2003
02/07/2003
07/07/2003
09/07/2003
21/07/2003
08/08/2003

03/09/2003
03/11/2003
 

Anasayfa