mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 



04/02/2007

 


BELA OKUMAK

 

Bela okumaktan ödüm kopar. Çünkü birileri “döner dolaşır seni bulur” lafı üç-beş-on defa söylemiştir. O da gelip benim kafama yerleşmiştir.

Hayatımda gerçekten kastederek iki defa bela okumuştum. Sonuçları dönüp dolaşıp beni bulmuş kadar oldu. Biri, bela okumamdan hemen sonra ciddi bir trafik kazası, diğeri de ağır bir ameliyat geçirmişti. İkisi de aslında çok sevdiğim insanlardı. Hala da severim. Ancak çok canımı yakmışlardı ve o öfkeyle “allah belanı versin” deyivermiştim. Ancak hemen arkasından yaşadıkları beni hem çok üzmüş, hem de çok korkutmuştu. (Bir de benimle alay ettiği için “o kaykaydan düşersin inşallah” dediğim ve de kaykayından düşen bir çocuk vardı ama ona pek üzülmemiştim.)

Belki tamamen tesadüf ama yine de sanki ben istedim diye birinin trafik kazası geçirmesi ve canının yanmış olması vicdanımı feci şekilde rahatsız etmişti. Gerçi ben trafik kazası geçirsin dememiştim, o da ayrı. Sonuç olarak yaşadığım bu iki olay, onların beni üzdükleri zamandan daha çok üzüntü verdiği için kimseye bela okumamaya karar vermiştim. (Ayrıca madem istediklerim olacaktı niçin mesela para, koca, araba isteklerim değil de “bela” dileklerim yerini buluyordu?)

Geçen zaman içinde “Ne dilediğine dikkat et, gerçekleşebilir” ya da “Alma mazlumun ahını...” veyahut “Allahın sopası yok” cümleleri beni iyice sınırlamıştı. “Allah belanı versin” yerini “Allah nasıl bilirse öyle yapsın”a bıraktı. Sadece kendim için değil kızan, köpüren, haksızlığa uğradığını düşünen, acı çeken tüm arkadaşlarıma sık sık tavsiye verdim. “Hiiiiç merak etme, acısı muuuutlaaka çıkar bunun. Bekle ve gör. Allahın sopası yok. İlla ki bir yerden göreceği vardır onun”

Sonuçta ya ben öyle değerlendirmek istediğim için ya da gerçekten zamana bırakmak gerektiği ve “alma el kızının ahını gökten indirir şahini” yerinde bir atasözü olduğu için yaşanan bir çok olayda sopanın bir yerlerden o pis insanların kafasına indiğini gördüm. Yaaa sen misin haksızlık yapan? Al sana, al sana...

İşte böyle böyle derken geçenlerde gazete bir haber okudum. Hani geçenlerde ameliyat oldum ya. Hani ameliyatımı yapan “bu işin en iyisi” profesör doktor vardı ya. Hani beni neredeyse su kaybından öldürecek olan, 18 gün boyunca kusmamı “bi şey yok, normal bunlar, vücut adapte olmaya çalıyor” diyerek önemsemeyen manyaktı ya. Hah işte o, yeni evlendiği karısının eski kocasından dayak yemiş (hem de sopayla!). Gazetelerde çıkan haberi okuduğumuzda başta ailem sonra arkadaşlarımın hepsi “Oh olsun” dedi. Daha ileri gidip “bir tane de bizim için vursalardı, arayıp tebrik edelim, beter olsun inşallah” diyenler de oldu.

Temelde şiddet yanlısı bir insan değilim. Birilerinin dayak yemesinden keyif almam söz konusu olamaz. Bu habere sevinmedim de. Ama ne bileyim, bir tarafım “adalet yerini buldu” diyor işte. Adamın evlilik tarihine bakıyorum benim ameliyatımın hemen arkası. Demek ki o sıralarda özel hayatının derdine düştüğünden yeteri kadar ilgilenmemiş benimle. Elbetteki o da bir insan ve hayatında yolunda gitmeyen ya da onu telaşlandıracak şeyler olabilir. Ancak bu, beni yaşamak zorunda bıraktığı durum karşısında kendisini affetmem için yeterli gelmiyor. Hele ki başka bir doktorun çok basit bir işlemle sorunun ne olduğunu bulduğunu ve 3 günlük bir tedaviyle beni ayağa kaldırdığını düşünürsek kesinlikle hafifletici bir sebep filan bulamıyorum. Ben kolumda serumlarla yatarken, 7 gün 24 saat kusarken, bir türlü kapanmayan dikişlerimin pansumanları sürekli değiştirilirken yanımdaki bir çok kişinin en az iki defa adamı dövmeyi akıllarından geçirdiğini biliyorum. Ancak kısmet yeni eşin eski eşine nasip olmuş.

Ödeştik mi? Boşverin, ben hepsini unutmaya çalışıyorum.

Bu yazının ana fikri:

“Eeeey ahali, dikkatli olun, benimle uğraşmayın, uğraşanlar gördüğünüz gibi sopayı yiyiveriyor.”





 

 


Eski Muamma Hanım Yazıları

 

27/06/2003

03/08/2004

17/07/2005

02/07/2003

07/09/2004

04/08/2005

07/07/2003

09/11/2004

09/09/2005

09/07/2003

24/12/2004

19/09/2005

21/07/2003

10/01/2005

30/09/1005

08/08/2003

15/02/2005

12/12/2005

03/09/2003

28/02/2005

09/01/2006

03/11/2003

03/04/2005

22/02/2006

04/12/2003

07/04/2005

04/08/2006

25/12/2003

12/04/2005

24/08/2006

09/02/2004

19/04/2005

12/09/2006

09/03/2004

27/04/2005

01/10/2006

09/04/2004

02/06/2005

28/12/2006

05/05/2004

10/06/2005

 

28/06/2004

06/07/2005