
27/01/2006
N Gold
Master uydu anten reklamlarında davudî bir ses gümbür gümbür
haykırıyor :
“Goooold Master..Dünyada bir ilk...Öm-mür boyu garanti...”
Nasıl yani? Kimin ömrü boyu?
Satın alan kişinin ömrü boyu ve çocuklarına miras olarak
bırakamıyor mu?
Firmanın ömrünün boyu mu? Yarın öbürgün şirket evliliği yaparsa
“sizinle kan bağımız zayıfladı” deyip vazgeçecekler mi?
En komiği de aldığınız uydu antenin ömrü boyu ise yaşanır :
“Uydu anteniniz sizlere ömür, bey(ham)fendi...Zaten
aldığınızda da pek genç değilmiş, zavallı” dediklerinde
suratınızın alacağı hali merak ediyorum.
Fazla merak etmemi istemeyenler, suratları o haldeyken bir
fotoğraf çekip Web’lerin efendisine göndersinler
(webfm@ozgurce.net).
O, aralarından seçip, güzel bulduklarını bana gösterir.
N
Kar yağışı başladı, aylak bilimadamlarının ortaya attığı
kerameti kendinden menkul bilimsel (!) gerçek (!) geyik
muhabbetlerinde yine dönmeye başladı :
“Biliyor musunuz? Hiç bir kar tanesi birbirinin aynı
değilmiş...Ne öyle, inanmaz gözlerle bakıyorsun olm? Okuduğumu
söylüyorum...Valla bak...Hayret birşey yaaa...Parmak izi gibi
yani...”
Nasıl kardeşim ya? Sabah gözüme giren kar tanesinin 1946’da
Montana’ya yağan karın benzeri, veya Dr.Jivago’nun kalpağına
süzülen kar tanesinin birebir aynısı demin Pülümür’e yağdı ise?
Nereden biliyor bilim adamları? Bütün yağan kar tanelerinin
fotoğrafını çekip karşılaştırmışlar mı?
Bu kadar, sayıca çok, aylak bilim adamı olduğunu sanmıyorum.
Olsa olsa, vatandaşımızın 1,000 YTL saymasına benzer birşey
olmuştur :
“10....20...30...40...50......540...550....560....570.......880...890...Amaaan
buraya kadar doğru ise bundan sonrası da doğrudur” deyip
saymayı bırakmış ya, işte o hesap...
Aylak bilim adamları da 50-60 kar tanesini inceledikten sonra
anneleri gelip “manyak mısınız yavrum sizler? Girin içeriye
üşüteceksiniz, bakın hepinize sahlep yaptık. İn kardanadamın
üzerinden annesinin güzeli...Tüüü..Kardanadam değil,
kardankadınmış..Şimdi geliyorum oraya...” demişlerdir.
Onlar da “bu kadarı benzemiyorsa diğerleri de
benzemiyordur...
yayınlayalım makalemizi gitsin” demişlerdir....Öyle olmuştur
yani...Yoksa o kadar biliminsanı nerde? (Bakın hatamı son anda
farkettim, “bilimadamı” yerine “biliminsanı” dedim..Artık 3 defa
feminist kızdırma hakkı elde ettim.)
%
Yıllarca ABD’de yaşamış bir arkadaşım, yıllardır içimde ukte
olan bir sorunu 3 saniye içinde söktü attı...”Helal olsun”larım
onunla olsun...
Küçüklüğümden beri Amerikan Güreşi’nde bir katakulli, önceden
anlaşma, şike olduğu konusunda şüphelerim vardır. Küçükken ne
alaka ise “pankreas” adı ile tanıdığımız bu gösteri sporunda
normalde bel, kafa, kol kıracak, göz çıkartacak, diz kayması,
göbek çökmesi, bağırsak dolamasına yol açacak hareketler bir
dublör güzelliğinde gayet güzel sergileniyor.
Spikerin bizi gaza getirme anlatım tarzını da anlarım ama o
kendini kaptırmış, delicesine tezahürat eden seyircilere ne
oluyor yahu? Onlar gerçekten de Abyss’in, Most Wanted ekibinin
kafaları kırılana kadar üzerinde zıpladığını mı düşünüyor? Ne
mene bir IQ düşüklüğüdür bu?
...dedim, ABD kültürünü özümsemiş, onları çözmüş arkadaşıma...O
da bana :
“Yaa biz tiyatro oyunlarında kendimizi kaptırmıyor muyuz?
Kadını, oradaki adamın gerçek karısı zannedip, aldattığını mı
düşünüyoruz? Bak, en güzel örnek Babam ve Oğlum filmi, millet
böngür böngür ağlıyormuş...Demek ki oradaki seyirciler de bir
“show business” gözü ile bakıp kendilerini kaptırıyor. Yoksa rol
kestiklerini onlar da biliyor”
dedi...
Halka karşı ağlamamak için “Babam ve Oğlum”un DVD’sinin
çıkmasını bekleyen benim için bu açıklama gayet mantıklı ve
nefes açıcı geldi.
“Ama” diye ekledi arkadaşım “gene de olayı gerçek
zanneden bir yüzde 20’lik kitleyi gözardı etmeyelim”
ABD doğumlu kızına sordu, kız “Yüzde 20’yi aşar baba”
dedi...
Teşekkür ediyorum kendisine, hayatımda “nasıl yani?”
boyutlarında kara bir delik olan bu olayı aydınlattığı için.
Artık Eurosport’ta TNA Impact dizisini rahat rahat ve seyirciye
sinirlendirmeden izliyoruz oğlumla...
Şimdilik bu kadar, son okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin,
bir de dışarıdan yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor. (Kapıda
bir Amerikan güreşçisi üzerinde “Harder Than Hardcore” yazan
tişörtü ile sinirli sinirli bekliyor olabilir. Göründüğü kadar
sert biri değil...Şaka o, şaka...Komiklik olsun diye yapıyor
yani. Suratına kapatın gitsin)
Toplumsal
ahlakın sopası hepimizin üzerinde olsun.
|