25/11/2007
WEB 3.0 “düşünmü-yorum”lara engel olacak mı?
N
WEB2.0’ın orijinal WEB ile en önemli farklarından biri “artık sadece
bilgi tüketicisi olmayacaksınız, sizin de sesiniz, düşünceniz
yankılanacak bu semalarda” şeklinde bir cazibe merkezi olma rüyası
idi...
Warhol’un “gelecekte herkes 15 dakikalığına şöhret olacak” öngörüsü “WEB
2.0’da herkes birkaç nano-saniyeliğine okunur olacak” şekline dönüştü...
Ne oldu?
Artık okuduğumuz haberlere, fikirlere, olaylara kendi yorumlarımızı
katabiliyoruz..
Sağolasın etkileşimli internet...
Haber, fikir sahibi bu yorumları ne kadar okuyor, ne kadar bundan
yararlanıyor bilinmez ama çoğu yorum sahibinin zaman zaman (hatta çoğu
zaman, bazı yorumcular için muntazaman) burayı bir “boşalma merkezi”
olarak gördüğü kesin...
”Katma değer sağlayacak bir fikrim yok ama ben de birşeyler söylemek
istiyorum” diye bağıran yorumlardan geçilmiyor ortalık
İki tane örnek, sevenine pek rastlamadığım ama “peki nerede yanlışı?”
dendiğinde pek ortaya çıkartılamayan bir köşeyazarımız geçenlerde
yazısını şöyle tamamlamış;
" İki gün izin
Geçen günkü yazımda da belirttiğim gibi nüfus kâğıdım eskimeye başlamış
olduğundan, bir katarakt ameliyatı için sizlerden küçük bir izin rica
ediyorum...
Gözlerim görür görmez yeniden yazmaya başlayacağım, sanırım pazartesi
günü birlikte oluruz."
Gelen yorumlardan biri şu :
"Ameliyata ne gerek var zaten görmüyosun..."
Sanırsınız yazar “ben kör olmak için ameliyata giriyorum” demiş de
“ameliyata gerek yok sen zaten körsün” deniyor kendisine...Körlüğüne
gönderme yapacaksan bari “iyi olur, belki ameliyattan sonra görmeye
başlarsın..Bir umut işte..." felan de...Yok işte bir yaratıcılık...
Yorumcunun Türkçesi mi zayıf, düşünce gücü mü karar veremedim...
Hülya Avşar’ın banka hesaplarına el konulması ile ilgili habere yorum
"Zaten para onlar için mühim değil...."
Nasıl yani? Hülya hanımın “Bankada param olsa da olmasa da mühim değil”
dediğini mi sanıyor yorumcu? Yoksa bir gönül insanı olduğundan mı dem
vuruyor?
Eskiden, çok eskiden, böyle olanaklarımız pek yoktu...Bize konuşma
sırası çok az gelirdi ve gelene kadar söyleyeceğimiz lafı çok sıkı
düşünmek, kısa zamanda en vurucu halinde söylememiz gerekirdi...
Bir benzetme yapmak gerekirse, ki çoğu zaman gerekmez, analog fotoğraf
makinalarından sonra dijitallere kavuşmak gibi...
Önceden film ziyan olmasın, film banyosu parası boşa gitmesin diye
duruşa, poza, koreografiye, güneşin açısına, objenin en iyi halini
almasına vs. dikkat eder en ekonomik ve estetik halini yakalamaya
çalışırdık.
Şimdi öyle mi? Bas-gör-beğenmezsen at çöpe, bir daha çekersin...
Boş yorumların da muhakkak toplum-psikolojik açıklamaları vardır, belki
(umarım) geçici bir dönemdir, belki (umarım) akıl tutulmaları bu kadar
yoğun ve uzun süreli yaşanmayacaktır, belki (umarım) bir dönem gelecek
anketlerde “fikrim yok” gibi bir seçenek gereksiz hale gelecektir.
Ama o zamana kadar ben mutsuzum...Boş yorumlara teknoloji bir çözüm
bulsun (“Yorumunuzda
düşünce ağırlığı / özgünlük tespit edilemediği için kabul
edilmemektedir. Lütfen bir daha deneyin”
şeklinde bir uyarı mesela)
Yoksa halk telsizi kullanma çılgınlığı nasıl “breeek breeek kadın
arkadaş arıyorum, breeeek..tamaaam” türü bir yozlaşmaya ve bütün
teknolojinin çöpe atılmasına sebep oldu ise “karşılıklı etkileşimli
fikir paylaşımı ortamları” da çöpe gidecek...
Şimdilik bu kadar, son okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin, bir de
dışarıdan yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor. (Çıkanlar da yorum
falan yapmadan çıksın)
Toplumsal ahlakın sopası hepimizin üzerinde olsun.
|