25/05/2005
N Hani huysuzluk yapmayayım yapmayayım diyorum ama (bu
arada "Türkçe okunduğu gibi yazılan, yazıldığı gibi okunan bir
dildir" diyenlere saygılarımı sunuyorum - şimdi yapmayayım
lafını yapmiyim diye okumayan var mıdır acaba? Niye yazıldığı
gibi okumuyorsunuz yau (h'ye dikkat) di mi ama? (tüh bu arada
ben de konuştuğum gibi yazdım) neyse konu dağılmadan parantezi
kapatayım). olmuyor ki..İnsanın Selin gibi oha falan olası
geliyor. 2 satırland'de
gerekli spontane huysuzluğumu yapmıştım ama beni kesmemiş olacak
ki daha detaylı bir yazıda da bu yaklaşımı ele alıp aylardır
yapmadığım huysuzluktan kuple sunayım istedim.
Nedir bu "kırkından sonra azanı teneşir paklar" buketi ile
süslenmiş ölüm hatırlatmalı korkutma tehdidi? Dikkat edilirse bu
söylem hep enerji patlaması yaşayan, yaşadıklarından zevk almaya
çalışan, güzelliklere yüzünü dönmüş 40 yaş üstü insanlara
denir."Ağır ol da molla desinler" sakilliğinin bir ileri aşaması
olan "ağır olmazsan şu gidenden sonra yerin ayrılmış olur" yollu
korkutma yaşam sevincini ve zevkini söndürmeye birebirdir. 40
yaş üstü, 20 altı, 30 yaş civarı yaşam yoktur, sakın
eğlendiğini, zevk aldığını görmeyeyim, otur oturduğun yerde"
gamlı baykuşluğu nereye kadar sarıp sarmalayacak hayata
yaklaşımımızı?
Üstelik 40 yaş neyin sınırı? Ortalama yaşam süresinin 40-45
arasında olduğu bir dönemden kalma bir lafı bizlere karşı
kullanmaya çalışan genç ve ihtiyar kuşak yaşam süresinin
çıtasının 130 yıla çıkarılmaya çalışıldığının farkında değil mi?
(Gerçi bu yazı dizilerinin yazarlarının hiçbiri 120-130 yıl
bareminden selam atmıyor bize ama olsun en azından niyetleri
böyle) Bu durumda 40 yaşından sonra "ört ki öleyim" sendromunda
90 yıl geçer mi yau (h'ye dikkat)? Azma konusu yaşamdan
aldığımız zevki emerek yoketmeye çalışan Ruh Emiciler dışında
kime ne zarar veriyor ki?
O zaman hadi okullarından mezun olmayı unutmuş
delikanlılar/genç kızlarımız, maden işçilerimiz, orta yaşlı
mühendislerimiz, 45'inin baharında kalorifer tesisatçılarımız,
50'sindeki balıkçılarımız, türküler - türkülerimiz (neydi o
hanım kızımızın adı yau (h'ye dikkat), Nil Burak diyeceğim ama
değil, hani Çetin Alp'in sevgilisi idi, (şimdi adı aklıma geldi
cümlenin gidişatı bozulacak) ona da selam olsun) yaşamdan zevk
almanın ne yaşı var ne de sırası. Zamanı gelip geçmeden "şimdi
sırası değil" diyen kukumav kuşlarına hafif çapkın tebessümler
ederek yaşamı kucaklayalım.
Bütün bu huysuzlukların sonunda bir de bilgi vereyim. 40
rakamı eskiden çok'u temsil ediyordu. Aynı "40 gün 40 gece süren
düğün" veya "Ali Baba ve 40 Haramiler"de olduğu gibi...Siz
zannediyor musunuz ki "hadi beyler 38 gün oldu 2 gün daha
eğlenelim bu işkence bitecek” dediklerini veya Harami sayısı
39'a indiği zaman İnsan Kaynaklarına haber verip yeni birini işe
aldıklarını?
N Teknoloji ne zaman gelişecek de insanların göğüs
nahiyelerine tanıtıcı yazı bindirmeye başlayacak? İnsanlar
görüyorum adı dilimin ucunda veya tanımıyorum da tamamen
uyduruyorum. Beynimi zorlayıp bunu nereden ve ne diye tanıyorum
diye uğraşıyorum. Şimdi böylesi anlarda güzel olmaz mı TV
ekranlarında gördüğümüz gibi "Süheyl EĞRİBOZ - Emekli Büyükelçi"
veya "Bahar ERDENİZ - Borsa Yatırım Uzmanı" veya "Mete İNSELEL -
Dalgıç" gibi isimleri ve meslekleri çıksa? Herkes için hayat
daha rahat ve yanlışsız olmaz mı? Tabi bunun bir ileri aşaması
olan insanların söylediklerini altyazı ile anlaşılır vaziyette
akan yazı ile geçen “prompter” uygulaması da şık olur ama önce
şu isim tanıtım işini halletsinler daha sonra onu da isterim.
N Geçenlerde sevgili oğlum bluetooth'la cep telefonuna
indirdiği resimleri ve müzik dosyalarını gösterirken düşündüm.
Biz çocukluğumuzda arkadaşlarla kibrit kutusu kapakları, dandi
cikletlerinden çıkan ülkeler/futbolcular serilerinin resimlerini
değiş tokuş ederdik. Onun çocukları neyin değiş tokuşunu yapacak
acaba? Beyin transferi mi yapacaklar nedir? (Oğlum şimdi de
"sana da birşey söylemeye gelmiyor hemen yazına alıyorsun"
diyor)
N Oğlumun arkadaşı bu yazıları oğlumun babasının
yazdığına inanmıyormuş. Müsadenizle burayı da ona ithaf etmek
istiyorum. Hakan, n'aber? Yaa, oğlum yalan söylemiyormuş değil
mi? Daha fazla inat edersen gittiğin okulu, sınıfını ve numaranı
da ifşa ederim (açıklarım yani)
Şimdilik bu kadar, son okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin,
bir de dışarıdan yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor.
Toplumsal Ahlakın Sopası Üzerinize Olsun
|