
17/07/2005
N Çatlak ve kırçıl sesli bayanlar ilgimi
çeker. Severim. (Bazılarının kulağını tırmalayan bu sesler bana
çekici gelir. Belki sabah, yataktan yeni kalkmışlığı anımsattığı
için...Hani tekrar yatağa girmeye hazır gibi...Bilemiyorum)
Geçenlerde beğendiğim bir
tişört için sevgili eşimle mağazaya gittik. Kalmamış. Gerçek
olamayacak kadar güzel yeşil gözlü ve çatlak sesli bayan
tezgahtar “ben sizin için arar, bulunca haber veririm” deyip
telefon numarası istedi. Eşimin cep telefonunu verdik. Çıkışta
“kızın sesi ne çekiciydi değil mi?” dedim. Sevgili eşim, “e
güzelim o zaman senin cep telefon numaranı verseydik” dedi.
Kendine güvenen bayanları daha çok severim (Şimdi diyeceksiniz
ki “e huysuzluk bunun neresinde?” Hanım kızımız o tişörtten
bulamazsa huysuzluk o zaman çıkacak ortaya)
N Bendeniz (şarkıcı olanı) ne diyor yau?
Bastım mühürü görecek
gününü
Arayıp soracak tek tek bakacak
Evirip çevirip düşecek elime
Canını yakarım hadi gör
bakalım
Bal döken diline kırmızı biberi
Sürmedim ama sürerim bu defa
Benim bildiğim mühür basmak
evlenmek anlamına gelen bir deyim...Bu şarkıda intikam almak
için evlenen birinden mi bahsediliyor? (Yoksa bu Kızılmaske'nin
bir şarkısı mı? - Küçükken Kızılmaske okumayanlar burayı atlasın
- )
Şarkının arkasındaki
hikayeyi Aysel Gürel’den dinlemek isterdim.
N Digitürk’te yeni bir çocuk kanalı
açılmış.Sevgili oğlum, telefonla arayıp yarışmaya katılmak için
kayıt yaptırmış. Kanaldan arayıp, “evinizde hayvan besliyor
musunuz?” diye sormuşlar. Evcil hayvan besleyenlerle ilgili bir
de program yapacaklarmış. Bizimkiler “yok beslemiyoruz” demiş.
“E oğlum” dedim “evet besliyorum, evde bir ceylan bir de ayı var
deseydin ya. Geldiklerinde annen ile beni gösterirdin”
N Umarım huysuzlanmanın zaman aşımı
yoktur. Kendisi öldü ama sevgili oğlumun mp3 oynatıcısına
şarkılar yüklerken Ahmet Kaya’nın “Giderim” şarkısını yeni ruh
halimle bir kere daha dinledim ve “ne yapmışsın sen, gözüm?”
dedim.
Hani
Artık seninle duramam
Bu akşam çıkar giderim
diye başlayan şarkı
(Sevgili web-fm, öyle bir imkanımız yok değil mi? Hani okurcular
burayı okurken “Giderim” şarkısı çalsa hafiften...Bizim kuşak
yeniden hatırlasa, yeni kuşaklar da öğrense. Yok di mi? Tüh.)
Şarkının sonunda
Beddua etmem üzülme
Kafama sıkar giderim
Gözüm ne yaptın sen, ya?
Kafana sıktıktan sonra nasıl gideceksin ki? Oraya yığılıp kalmaz
mısın? Yoksa nişan aldığı yeri ıskalayacak mısın? Yok
artık...Hem de bu kadar yakın mesafeden...
Şarkıda Ahmet Kaya kendi
içinde de tutarsız
Sinsice olmaz gidişim
Kapıyı çarpar giderim
diyor.
E hani biraz üstte
Sen zahmet etme yerinden
Gürültü yapmam derinden
Parmaklarımın üzerinden
Su gibi akar giderim
demiştin...Kapıyı çarpınca
ses mi çıkmayacak, gürültü yapmadan gideceksen, kapıyı niye
çarpıyorsun, anlamadım ki ben şimdi seni ?
Şarkı güzel, kendi içinde
tutarsız ama güzel...Özellikle “Ezdirmem sana kendimi”
lafı tavla oynarken mars olma veya oyun vermenin kaçınılmaz
olduğu durumlarda, pulları bozarak yenilgiyi kabul ettiğimde
söylediğim favori bir lafımdır.
N Geçen yazıda bir hata yaptım sadece
bir arkadaş huysuzlandı, meğer Japon, Pi sayısını 83 bin 431.
haneye kadar ezberden söylemiş. “1 milyonuncu haneyi senin
bilgisayarın da hesaplar” dedi...Olsun zaten ben de ona değil
ördek vak vak’ının yankılanmaması geyiğine huysuzlanmıştım. Ama
bu durum, ya yazılarımın dikkatsizce okunduğunu ya da
aktüalitenin takip edilmediğini gösteriyor. (Ya da “ne
bulaşacağız, ya?” diyorsunuzdur, bilemiyorum artık)
Şimdilik bu kadar, son
okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin, bir de dışarıdan
yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor. (Tamam, artık sonuna
kadar itmeyebilirsiniz. Web-fm kapı otomatiği taktırdı...Adı o
mu bilmiyorum ama işte hani yarı yolda bırakıyorsunuz da, kapı
kendisi yavaşça kapanıyor. Ahmet Kaya gibi çarpmanıza gerek yok)
Toplumsal Ahlakın Sopası
Üzerinize Olsun.
|