
14/06/2006
Ah Petek...Gene Petek...
N
Geçenlerde bir sağlık kuruluşunda hala sağlıklı ve işe yarar
olduğumu ispat etmek için rapor gerekti. Gittim.
Önce Kulak kısmına alındım. Doktor hanım elinde bir aletle
kulağımın içine baktı. Kendi kendine söyler gibi "Altı" dedi...
"Haydaa" dedim içimden "kulak tansiyonu diye birşey var da bu
alet onu mu ölçüyor?", sonra öteki kulağıma baktı, aynı fısıltı
ile "üç" dedi...Hobaaa, niye biri 6, niye öteki 3? Bu
dengesizlik nedir?
Hanım doktor muayeneyi bitirdi. Bana döndü "ne dedim ben?" dedi.
"Altı ve üç" dedim. "Güzel" dedi ve raporda kendine ait yere
Sağlıklı yazdı, imzaladı...Meğerse duyma gücümü ölçüyormuş.
Olayı Web-fm'e anlattığımda "huysuzluk fırsatını kaçırmışsın.
"Ne bana soruyorsunuz siz bir yere not etmediniz mi? Onu da mı
ben takip edeceğim? Ya yanlış hatırlarsam?" diye çemkirseydin
ya" dedi.
Paşa da " 'bir daha ölçün doktor hanım hiç üç olmazdı hatta hiç
5'in altına düşmezdi, yediğim birşey dokunmuş olabilir mi?'
deseydin ya" diye öğüt verdi.
Hakikaten güzel bir huysuzlanma şansımı kaçırmışım. Tüh...
N
Petek Dinçöz bacımız ile Kutsi biraderimizin son klibini
izledim.
Şarkı
Türkçe ama nakarat kısmında uzatarak "Ah Fate" diyorlar...
(okunuşu "aaaaaah feeeeeeyt", Türkçe meali "aaaaaah kadeeer")
"hah" dedim "tam kafayı yediler artık. Türkçe parçaların arasına
İngilizce laflar serpiştirerek gelen tursitleri avlamaya
çalışacaklar".

Sonra şarkının adını yazdığında anladım ki boşuna
huysuzlanmışım. "Aaaaah Faaaate" değil "Affet" diyorlarmış yaya
yaya...
N
Bir huysuzluk fırsatını kaçırdım, bir tane de haybeye
huysuzlandım bari bunları affeeeyt'tirmek için bir de ruhsatsız
ve kaçak huysuzlanmayı engelliyeyim.
WTA İstanbul için Tekstilkent'in yakınında apar topar yapılan
portatif tenis kortunun zemini ve yeri beğenilmemiş.
Zeminde çukurlar, engebeler bayan tenisçilerin canını sıkmış.
Bir de otoyol kenarında olması sebebi ile trafik gürültüsü
canlarını sıkmış konsantrasyonlarını engellemiş.
Yok
yaaa...Hem İstanbul'a geleceksiniz hem de özelliklerini
görmeyeceksiniz. Var mı öyle yağma? Siz İstanbul sadece
Boğaz'dan ibaret mi sanıyorsunuz?
Bizim yollardaki çukurlarımız ve trafik gürültümüz de meşhurdur.
Bir de su baskınlarımız var ama siz kurak mevsimde geldiniz.
Belediye bu güzelliği göstermek ve yaşatmak için yeteri kadar su
bulamamış demek ki.
Size Roland Garros gibi bir tesis sunsalardı Myskina, Groenefeld,
Peer İstanbul'u nasıl ve ne diye hatırlayacaktı ki? Böylesi
inanılmaz ve unutulmaz folklorik güzelliklerle bezeli globalde
yerelliği yakalamış bir organizasyon olmuş.
Helal olsun emeği geçenlere...
Şimdilik bu kadar, son okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin,
bir de dışarıdan yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor. ("Ne
olur kapıyı aç..Beni affeeeyt" diyenlere "önce ağzını topla
sonra konuşalım" deyin)
Toplumsal ahlakın sopası hepimizin üzerinde olsun.
|