
12/07/2006
Kaybolan Değerleri Yeniden Canlandırma ve
Yaşatma Derneği
N Evinin eşyalarını, görünümünü değiştirmek hatta tadilat
boyutunda şeklini değiştirmek istemeyen bayana rastlamadım.
İşin ilginci değişiklik yapmak için yanıp tutuşan bayanların
içinde de bu işin ne kadar sıkıcı, bıktırıcı, hayatı kahrettici
bir girişim olduğunu düşünmeyene bir bayana da rastlamadım.
Annemden eşime kadar bütün tanıdığım bayanlar böyle. ("Niye
onları yelpazenin iki ucuna koydun?" diye artniyetli ve
fiştikleyici yaklaşımlar olmasın lütfen) Hem değiştirmek hem de
değişirken şikayet etmek kromozomlarla ilgili birşey “Ama
bitince güzel olacak” lafı ise klasik bir final.
Tadilat sırasında yer yer ağlama krizlerine de tutulan
bayanlar sonuçtan %100 memnun olmadığı gibi, 2 sene içinde
tekrar tadilata girişmek için yeni bir döngü başlatıyorlar.
Halbuki buna karşılık erkek, belediye çöp imha ekipleri ile
kapıya dayanmadığı müddetçe evin içindekiler ve görünümü ile
ilgili hiçbir kaygı sahibi değildir. Üstelik yapılan işi hakkı
ile takdir ettiğini de söylenemez. İçinden, veya çok samimi
arkadaşlarına, "Ne gerek vardı anlamadım ki? Ama dinletemedim
işte, üstelik eskisi ile arasında bir fark da göremiyorum" der.
O zaman bayanlardaki bu istek, tutku, ihtiras, hırs (tam da bu
sıra ile) nereden geliyor?
Düşündüm..Düşündüm..Tek bir açıklama bulabildim. İlk insanlar
zamanında, erkek ava gidiyor, hanım ise mağarada kalıyordu.
İşte bu uzun bekleme sürecinde hanımın tek meşgalesi mağarayı
daha sevimli bir hale getirmekti. Dışarı çıksa kurtlara kuşlara
yem olacaktı, mağarada kalsa ne Maeve Binchy kitabı okuyabilir,
ne de Fashion TV veya Gümüş dizileri seyredebilirdi. Bu meşgale
gel zaman git zaman kromozomlara işledi demek ki.
Hani “Hülagu bugün ava sen gitme de ben gideyim” dese
bayanlardan biri, bütün bu sürecin tam tersi gelişmesine sebep
olabilirdi, diyebilirim..(Kimsenin de ben bunu söylerken beni
engelleyeceğini zannetmiyorum.) O zaman ne olurdu? Hanımlar
arabaları ile övünüp, TV’de SüperLig, NBA, adult channel
seyrederken, erkekler “Selma, ben perdeleri değiştirmeyi
düşünüyorum...Ceketini oraya atma, bütün gün canım çıktı evi
toplamaktan. Yok artık, ayakkabılarınla salona kadar gelseydin
bari, çıkart çıkart. Bugün yeni birşey denedim akşam yemeği
için, bak bakalım beğenecek misin? Fikret beyler bahçe dublekse
çıkıyormuş. Bu hafta sonu biz de Çekmeköy tarafında ev bakalım
mı?” türü konuşmalarla vakit geçirecektik.
“Hangisi daha iyi ?” tartışmasına hiç girmem. Ama iki cins
arasındaki temel bir farklılığın daha sayemde tarihsel kökeninin
bulunmuş ve ortaya konmuş olması güzel. Beğendim kendimi.
N Bizim evin oralarda bir tabela dikkatimi çekti
geçenlerde. “Kaybolan Değerleri Yeniden Canlandırma ve Yaşatma
Derneği”...Acaba tutkunu olduğum Lost dizisi ile bağlantısı
olabilir mi diye baktım. Bildiğimiz kıraathane, kahvehane...Ama
kahvehane sahibi vizyonu geniş tutmuş. “Ne kahvesi kardeşim?
Burası derneğin lokali” diyor tabela ile.
Girip “Bravo arkadaşım, hangi değerlerden bahsediyoruz?”
deseniz “Hilmi geçenlerde pişti oynarken güzel ikili’yi, Bahadır
da güzel onlu’yu kaybetmiş. Fikret’in de zamanında 4 taşın
arasına çektiği bir okey taşını kaybetmişliği var ama bütün
aramalara karşın o değerli taşı bulamadık onun için vazgeçtik”
diyecek, ama olsun.
Vizyon güzel. Çok beğendim. Buradan kendisini tebrik
ediyorum. (Gerçi bu yazıyı okuyor ve kendisinden bahsettiğimi
anlıyorsa ben de çok yakında kaybolan bir değer olabilirim.
Kimsenin de beni canlandırmaya çalışacağını zannetmiyorum.)
Şimdilik bu kadar, son okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin,
bir de dışarıdan yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor.
(Gelenler dernek üyesi olabilir, güvenlik önlemleri bir kat daha
artıralım lütfen, tanımadıklarınıza kapı açmayın)
Toplumsal ahlakın sopası hepimizin üzerinde olsun.
|