
08/03/2006
N
Kalp Gözü, Sırlar Dünyası gibi “Ölümden öte köy mü var behey
gafil?” türü “hayatta neler oluyor?” mesajı veren
belgesel (!) programlarda içki içenler dünyanın en lanet,
mendebur, tipsiz, durduk yerde nefret edilesi, iki tekme atılası
adamları olarak gösteriliyor.
Halbuki benim bazı arkadaşlarım var, içince dünya şekeri
insanlar oluyor (hayır, içmeyince de öyleler ama ne bileyim
içince daha bir şeker oluyorlar).
Buna ne buyurulur? Niye bu programlar gerçeklikten bu kadar
uzak, nemrut alemci tiplerle dolu, benim arkadaşlarım tipinde
insanlar niye tanıtılmıyor?
N
Emre Aköz, bir Sabah Gazetesi yazarı…Reklamını yapmak istemem
ama şimdiye kadar gazete yazarlarına 3 defa huysuzluk yaptım.
“Öyle değil, böyle” dedim, ikisi bu arkadaşa denk geldi.
Birincisi havaalanlarında yapılan güvenlik araştırmalarının
sıkılığına ve yarattığı zaman kaybına dair yaptığı ruhsatsız ve
kaçak huysuzluğuna huysuzlanmam oldu.
“Siz ne diyorsunuz yahu? Her türlü güvenlik önlemi tabii ki
alınmalı, hatta oradaki polis adamın gitmesine izin verse, ben
izin vermemeliyim. Sonuçta o polis alanda kalacak ama ben o
“cik-cik” veya “voink-voink” öten adamla aynı uçakla uçacağım”
dedim..
O bana “ama diğer şehirlerde öyle olmuyor” dedi, ben ona
“bana ne öbür şehirlerden bir sinagog, bir HSBC binası
bombalaması daha yaşamak istemiyorum” dedim..O bana dedi,
ben ona dedim, ööle kan ter içinde uyanmışım? (sonra da ertesi
günlerden birinde benim yazısını eleştirmemden bahsedeceğine bir
başka okuyucunun "hakikaten öyle Emre bey ya, defalarca
Düsseldorf'a gittim, orada böyle bir uygulama görmedim " türü
bir yazısını ekleştirdi.... E oldu mu şimdi?)
Bu sefer, çocuklarla ilgili bir yazısında tutmuş “Fikret Eser
(arkadaşı) laf arasında Doğu'nun (arkadaşının oğlu),
bir yandan ' game boy' oynarken, bir yandan TV izlediğini... Bu
arada sohbet eden diğer aile üyelerine de laf yetiştirdiğini de
anlattı ki... ' Şimdiki çocuklar konsantre olamıyor' diyenlere
duyururum." diye bir lafla bağlamış konusunu.
“E oldu mu şimdi?
(Bu başka “E oldu mu şimdi?” deminki ile zaman ve zemin
benzerliği yok)…Aköz, iki konuyu birbirine karıştırmış”
lafını takiben kendisine dedim ki :
“Sizin bahsettiğiniz konsantrasyon değil "multi-tasking"
özelliği
Size söylemeye gerek olmayabilir ama ‘Multi-Tasking’
işlemcilerin aynı anda iki ve daha fazla farklı programdan gelen
komutları eş zamanlı olarak işleyebilmesi. Bu güzel bir özellik,
ancak biz ebeveynleri düşündüren şey konsantrasyon süresi...
TV kuşağı çocuklarının konsantrasyon sürelerinin bir reklam
yayın uzunluğuna kadar azalması sıkıntı yaratıyor. Yani
çocuğunuza söylemek istediğinizi 30 saniye içinde söylediniz
söylediniz, söyleyemediniz çocuk ilgisini yitiriyor ve yeni bir
konuya geçmeye hazır bekliyor.
Ve bu çocuklardan bir derslikte oturup 40-50 dakika milli tarih
dinleyip, Akdeniz'in bitki örtüsüne ilgi göstermesini
bekliyoruz.
4-5 konuyu aynı anda yarım dakikalık kapsüllerde vermek,
karşılayıcı sistemde problem yaratmayacak ancak bir konuyu 4-5
dakika süre ile vermek dahi zorlaşıyor.
Problem yaratan bu, size "çocuklar konsantre olamıyor" diyenler
aslında bunu söylemek istiyor.
Saygılarımla”
Daha ne diyeyim? Değil mi ama?
Şimdilik bu kadar, son okuyan ışıkları kapatıp kapıyı çeksin,
bir de dışarıdan yüklensin kapıya, bazen tam kapanmıyor. (Emre
Aköz pişman olduğunu, bundan sonra yazılarını önce bana okutup
sonra yayınlayacağını, söylemek için gelmiş olabilir, “HOY
içeride, o da sizi bekliyordu” post-it’inin yerinde olduğuna
emin olun. Bazen cereyan alıp götürüyor kağıdı )
Toplumsal ahlakın sopası hepimizin üzerinde olsun.
|