|
NBest FM’de (98.4)
Nihat Sırdar’la “sivrisinek” diye tanıttığı bir
şahsiyetin programları var akşamüstleri...Yazın
Anadolu’da konser turnesine de çıkıyorlardı. Efendi
ve zeki bir sunucu Nihat, hazırcevap ve keskin
zekası ile “sivrisinek” tiplemesi, karşılıklı
atışarak muhabbet ediyorlar. Dinlenme zevki yüksek
kaliteli bir program ama programın ve Anadolu’daki
gösterilerin sponsoru kim? Raid..Böyle salaklık olur
mu yahu? Bir yandan programın süsü sivrisinek
tiplemesi bir yandan dünyadaki bütün sinek ve
sivrisinekleri öldürmekle övünen Raid. Bu ne
andavallılıktır?
N
Şarkıların cinsiyetleri olduğunu düşünenlerden
misiniz? Tabi şarkıyı söyleyen kişinin cinsiyetinden
veya şarkıda kullanılan organların durumundan
cinsiyeti tartışma götürmez biçimde ortaya konan
şarkılardan bahsetmiyorum (sırf “terbiyesiz” lafını
yememek için bir önceki tür şarkıya örnek olarak
“dam üstünde un eler” gibi şarkılardan bahsettiğimi
belirtmem gerekiyor.) Benim bahsettiğim içerik
itibarı ile ancak bir erkeğe yakışan veya sadece bir
bayan tarafından söylenebilecek şarkılar. Şimdi “ben
bu şarkının sözlerini biliyorum” demeden şu şarkı
sözünü sonuna kadar okuyun
Duydum ki
unutmuşsun gözlerimin rengini
Yazık olmuş o gözlerden sana akan yaşlara
Bir zamanlar sevginle ateşlenen başımı
Dizlerinin yerine dayasaydım taşlara
Hani bendim
yedi renk hani tende can idim
Hani gündüz hayalin geceler rüyan idim
Demek ki senin için aşk değil yalan idim
Acırım heder olan o en güzel yıllara
Geçenlerde bu
şarkıyı Alaturka FM’de (İstanbul’da 91.0’dan yayın
yapıyor) “İşte” dedim kendi kendime “sadece bir
bayan tarafından yazılabilecek bir şarkı”. Niye?
Çünkü zannımca hiçbir erkek bu kadar büyük bir
şaşkınlık yaşamaz. Sadece erkekler hedeflerine
ulaşana kadar her türlü yalanı söylemeye
meyillidirler de ondan. Tabi burada “yalan” lafı
epeyce ağır kaçtı. Aslında erkekler o lafları
ederken doğru olduğuna, gerçekten de öyle
düşündüklerine sonuna kadar inanıyorlar. En güzel
örnek olarak da belki genç kuşak bilmez ama
Berkant’ın “Bir şarkısın sen, ömür boyu sürecek”
diyen dünyaca ünlü şarkısı Samanyolu şarkısı var,
bakalım Berkant bey’in uğruna şarkı yazdığı aşkı
ömür boyu sürmüş mü? (Gerçi bayanların şarkı
sözlerinde de erkeklerin duymak istediği şeyleri
söyleyen/söyleten bir Sezen Aksu’yu gördüm bu kadar
yıldır, bir sonraki “Sezen Aksu Güzellemesi” yazımı
hasretle bekleyiniz)
Ne var ki
hedefe ulaştıktan veya daha iyisini bulduktan sonra
bir gün önce düşündüğünün kendisi ile uzaktan
yakından ilgisi yokmuş gibi davranabiliyor. Hatta
belki de en çok kendisi şaşırıyor “hadi ya, bunları
düşünen ve diyen ben miydim?” diye. Kadın ise
söylediklerinde hem o an hem de daha uzunca bir
süre için biraz daha samimidir. Ve doğru mesaj
okumayı bilen hiçbir erkek sonradan “e ne oldu
şimdi, hani dün öyle demiyordun ama...e hani bendim
yedi renk?” şaşkınlığına uğramaz. (Her türlü “HOY,
sen yanlış biliyorsun o öyle değil, aslında şöyle”
diyenlere “senin örneklerin istisna” deme hakkını
kendimde saklı tutuyorum).
N
Hazır Radyo Alaturka’ya takıldım şu şarkıya
huysuzluk yapmadan geçemeyeceğim. (En iyi de
Müzeyyen Senar söyler)
Ne olursun
güzelim
Sevsen beni
Yar deyip de sinene
Sarsan beni
Dalgalandım da
duruldum
Koştum ardından yoruldum
Binlerce güzel sevdim,
En son sana vuruldum.
Aşık gibi
sevmesen de
Kardeş gibi sev beni
Haydaaa e ne
oldu şimdi? Aşık yerine kardeş gibi sevilmeye razı
olmak hedef değişikliği mi yoksa burada telaffuz
etmeye çekindiği başka şeyler mi söz konusu? Bu ne
saçmalık? Üstelik binlerce güzel sevmiş, en son ona
vurulmuş, yani bundan sonra kardeşi dışında bir
seçenek de yok…Nereden bakılsa acayip bir ilişki…
N
Bir iyiliği karşılıksız yapma konusundaki istek,
heves, çaba hatta hırs nedir? Karşılıksız iyilik
yapmanın, iyilik yapılanın onuruna aykırı, onu
borçlu durumda bıraktığı için eksi bakiye veren bir
ilişki olduğu belirgin değil midir? Niye bir insan
bir başka insana karşılıksız iyilik yapmak için
çırpınır? Sevgili oğlumu tenis derslerine götürüp
getirirken ben de heveslendim ve tenis dersi almaya
karar verdim. Tenis ilgisi ve bilgisine güvendiğim
bir arkadaşa nasıl bir raket almam gerektiğini
sorduğumda “ben sana benim eski raketi vereyim
onunla başla, eğer bu konuda maymun iştahlı
olmadığın ortaya çıkarsa o zaman iyi bir şey alırız”
dedi. Ben de teşekkür ettim, daha sonraki
yazışmalardan birinde ben de karşılık olarak bir şey
verme konusunda espri yapınca arkadaşım bozuldu “aşk
olsun, ben sana karşılık beklemeden iyilik
yapmıştım, bu mesajını görmemiş olayım” benzeri bir
laf etti.
İyi de karşılık
vermenin nesi kötü, sen bana nasıl karşılık
beklemeden verirsin raketi? O zaman niye herhangi
bir yoldan geçene değil de bana veriyorsun raketi?
Bu karşılık illa parasal değil ki benim bir
teşekkürüm, gülümsemem, yarın-bürgün Wimbledon’da
final oynarken “buna ilk raketini ben vermiştim”
deme hazzı, bunlar karşılık değil mi? Karşılıksız
iyilikte bulunulmak beni kötü ve çaresiz duruma
sokmaz mı? Her zaman aldığınız ve hiç veremediğiniz
bir ilişki sağlıklı mıdır? İlişkilerin temeline
karşılıklılık ilkesini koymazsak, ilişki bir süre
sonra hem alan hem de veren tarafa bir yük olarak
gelmeye başlamaz mı?
Neyse,
arkadaşım istese de istemese de bana verdiği raketin
karşılığını onu bu satırlara taşıyarak vermiş
oluyorum. Daha üzerime gelirse bir dahaki yazıda
adını da açıklarım.
Toplumsal
ahlakın sopası üzerinize olsun.
|