yukarıdaki kişilerin fotoları


 

annesahife



17/07/2005
 

FOTOĞRAF ALBÜMÜNDEN

Küçükken, kızlarla oynardım hep, iki tane arkadaşım vardı. Bir tanesi ile aramız bayağı iyiydi ama diğeri de bizi hiç yalnız bırakmaz; nereye gidersek, bir gölge gibi takip ederdi bizi. Hatta sonraları da bu huyundan hiç vazgeçmedi.

Biz resimdeki samimi pozda gördüğünüz Gülendam’la evlenmiştik; ne yaptı etti aramıza girmeyi başardı. Gülendam’la beni ayırdı. Daha sonra yine nasıl becerdiyse, kendisiyle evlenmemi sağladı. İşte ikinci eşim Letafet’le (resmin sağındaki) maceramızın ilk günlerine ait bu fotoğrafı yanda sizlerle paylaşıyorum.

 

Çok parlak geçen lise yıllarımdan sonra, babam benim Türkiye’de harcanmama razı olmadı. Tutturdu seni Harvard’da okutacağım diye. “ Baba yapma, etme; ben ülkemde mutlu ve mesut okurum” dememe rağmen, beni zorla Harvard’a gönderdi.

E, oraya gidince öyle vasat bir öğrenci gibi takılmayı gururuma yediremedim; tuttum ben de her yıl Harvard’ı birincilikle bitirdim. Beni uzaktan gördüklerinde gösterirlerdi birbirlerine; “ İşte uyuz Türk bu”, diye.

Ne yapsaydım yani? Türk’üz diye düşük sınıf bir ırk değiliz ya. Viyana kapılarına kadar dedeniz mi dayandı? Kapıları açtınız da girmedik mi? Verdiniz de yemedik mi? (Yemedik mi diyince aklıma geldi, Harvard’da her ülkeden … bir şeyler yemiştim vakti zamanında.

Ama şimdi De-ga-je hanıma derdimi anlatamıyorum; yanarım, yanarım ona yanarım.

Yandaki fotoğrafta, Harvard’da bir yemek sonrası keyifle sırıtırken görüyorsunuz beni. Sigara kullanmadığım için ben sırıtmakla yetiniyordum.

 

E, tabi Avrupalarda yaşayıp da, etkilenmemek, sunulan keyifleri yaşamamak mümkün mü?

 Harvard dönemlerinde,
‘Harvard’lı Sıyırıklar / Harvard Peelers‘ kulübüne de üye olmuştum.

Her yıl ocak ayında toplanır, o yıl hangi şehirde toplanmışsak, o şehrin en işlek caddesine içimize hiçbir şey giymeden, çıplak vücudumuzun üzerine yalnızca bir pardesü geçirip gider, ve caddenin en kalabalık meydanında pardesümüzü açıp insanlara gösteririz.

Bu fotoğrafı da geçen yıl toplandığımız Chikago’da çektirmiştim.

Ah, ah… Eskiden olsa bayanlar ilk önce kısa bir şaşkınlık yaşarlar, daha sonra kim önce kapacak diye üzerime koşarlardı.

Ama son yıllarda kafasını çevirip bakan bile yok.

Degaje hanıma geçen gün fotoğraf albümümü gösteriyordum. Sıra bu fotoğrafa gelince pek bir manidar baktı yüzüme. Gerçi o sırada hava epey soğuktu; kaloriferler yanmadığı için kat kat kazaklar içindeydim. Aynı pozu canlandırmamı isteseydi ne yapardım bilmiyorum.

 


 

Hakkı Devrim'in diğer yazıları

08/12/2004 | 05/02/2005 | 06/07/2005