mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 

29/06/2008

 

TARİH NASIL YAZILDI - 1

Sezar kafası kıyak, hafif sallanarak gelir

-- Herkes hazır mı?

-- Evet Sezar

-- Tarihçi de hazır mı?

-- Evet Sezar

-- Büyük laf edecem, yazın

Sezar işaret parmağı ile bulunduğu yeri gösterir

-- Veni

Tarihçi yanındaki çırağına doğru hafif baş eğerek:

-- Yaz evladım Veni

Sezar elini gözlerinin üzerine götürür

-- Vidi

-- Yaz evladım Vidi

Sezar sol elinin baş ve işaret parmaklarını bir daire şeklinde birleştirip sağ elinin avuç içini üzerine vurmak marifetiyle bir ses çıkartarak

-- Gacırt

-- Ee... Yaz evladım... Viçi

-- Ama usta ... yüce Sezar gac...

-- Başlatma Ahmet Necdet Sezar’ından! Ne diyorsam onu yaz! Tarih yazıyoruz burda!

-- E,... o zaman gerçeği yazsak?

-- Yavrucuğum tarih diyorum, tarih. Gerçeği dedem de yazar. Tarihçilik edebi bir iştir, yakıştıracaksın. Sen tarihe uyamazsın, tarih sana uyacak. Gerçeği boşver, gerçekte Matrix’de uyutuluyor da olabiliriz. Sen ustanın dediğini yap da dayak yeme!

-- Başüstüne usta

***

Napoleon, huzurunda tarihçi, tarihçinin çırağı ve bir kaç konuğu ile sohbet etmektedir.

-- Ekselansları bir soru sormama müsade eder misiniz?

-- Sorun silvuple

-- Hayatta en hakiki üç mürşit nedir?

-- Güzel soru. Cevap vereceğim. Tarihçi e ku te mua?

-- Elbette ekselansları

Cevabı verirken, Napoleon klasik duruşunu sergilemek amacıyla ceketinden içeri sokmak için elini götürür.

-- Hayatta en önemli üç şeyyy... At, avrat... amanın cüzdan yok!... Çarpmışlar! Param, Param, Param !!!

Tarihçi çırağına döner

-- Yaz oğlum ekselansları Para, Para, Para dedi

Napoleon sinirlenir :

-- Ulan cüzdanı kollayayım diye sürekli bir elim cekette dolaşıyorum yine başa çıkamıyorum be! Hırsız dolu ulan saray! ... Tarihçi! Sen mi çaldın yoksa!

-- Şerefsizim ben çalmadım ekselansları 

***

Van Helsing ve çırağı ellerinde ışıldak ile karanlık bir yerlerde dolaşmaktadırlar. Van Helsing ayağını bir şeye çarpar. Gelen ses tahta sesidir.

-- Aha bulduk tabutu. Tut bakayım ışığı üstüne. Hımm, pek okunmuyor. Üfle bakayım

-- Püff

-- Aptal! Lambaya püff demeyeceksin tabutun üzerindeki tozu üfleyeceksin. Yak şunu!

-- Pardon usta. Üfliyim mi?

-- Üfle

-- Püff

-- Ahhaa... İşte Drakula’nın tabutu... Al keseri kenarından kanıttır bakayım.

-- Başüstüne usta

-- Aptal! Kazıttır demedim, kanıttır, kanıttır! ... Ver şunu, çekil ayağımın altından!

Van Helsing gacırtılarla kapağı aralar.

-- Tut bakayım ışığı. Vaay vaay, uyuyan güzele bak sen. Çabuk gümüş kazığı ve tokmağı ver.

-- Tokmak burada, al usta

-- Ver ... Evladım hadisene uyanacak, kazığı ver

-- ...

-- Evladım çabuk olsana, bak gözü seğirmeye başladı bile

-- ...

-- Ulan!?

-- Şey ... kaz ... kazık yok usta

-- ... Nası kazık yok? ... Aptal! Kazığı mı unuttun yoksa?

-- Unutmuşum galiba. Gidip çevre esnaftan kazık var mı diye sorayım istersen?

O esnada Drakula bir kalıp halinde, elleri göğsünde kavuşmuş vaziyette doğrulur. Gözlerini zınk diye açar.

Drakula -- Gerek yok çocuğum, bende uygun bir kazık var. Sen kaç istersen. Bizim Van Helsing amcanla biraz işimiz var.

 

Çırak koşarak kaçmaya başlar. Düşe kalka, sıyrıklar içinde, nihayet dışarı çıktığında gazeteci ordusu flaşlar patlatarak yanına gelir.

-- Drakulayı öldürdünüz mü sayın Helsing?

-- E ... ben mi?

-- Van Helsing değil misiniz?

-- Eee ... evet ... evet ben kalbine kazık çaktım. Dikkat ederseniz hala çığlıkları geliyor.

***

Yoğurtçu Nasreddin’in o gün basuru azmıştır. Kasabaya yoğurt taşırken yolda iyice fenalaşır. Biraz dinlenmek için mola verir. Izdırabını nasıl ferahlatacağını düşünürken, aklına parlak bir fikir gelir. Muhtaç olduğu ilaç zaten yanındadır. Bir kase yoğurda oturacaktır. Büyücek bir kap yoğurt alır. Birisi görür de rezil olurum diye tenha olan göl kıyısına iner, etrafı kolaçan eder, kimse yoktur. Uygun bir çalı arkasına geçer kaba oturur. Yüzünü bir ferahlama ifadesi kaplar. Ancak bir kaç dakika sonra ileriden tarihçi ve çırağının konuşarak geldiğini görür. Korktuğu başına gelmiştir, bütün Akşehir onu sapık zannedecektir. Panikle yoğurt kabını alır ve ayağa kalkar. Tarihçi Nasreddin’i görür.

-- Helee. İyi hoca lafının üzerine gelirmiş. Bak tam da canımız yoğurt çektiydi hemen Nasreddin’i elinde yoğurtla gördük. Hele ver şu yoğurdu, ferahlayalım biraz.

Hocanın gözleri açılır, donakalır. Ne diyeceğinin bilemez. Göle doğru koşmaya başlar.  Tarihçi ve çırağı da peşinden depara kalkar. 

-- Yahu dur be adam, parası neyse verecez, içimiz yandı. Dursana yahu!

Tarihçi yoğurt kabıyla fazla hızlı koşamayan hocaya kısa sürede yetişir ve üzerine atılarak belinden yakalar. İkisi birden yere kapaklanacakken, Nasreddin yavaş çekim yoğurt kabını son bir gayretle fırlatır. Kap göle düşer.

-- Niye attın şimdi bunu göle?

-- E... espri olsun diye. Ya tutarsa hesaabı :)

Tarihçi ve çırağı birbilerine bakıp gülmeye başlarlar

-- Eee tutarsa ne olacak? Yarın akşama bütün göl ekşimiş yoğurt olacak. Bu mu planın yani? Bu senin çalı-koyun projeni de aştı valla, hehehe

-- Ne var?! Bor satıp zengin olma maillerine gülmüyorsunuz, bu mu komik geldi?

-- Sen de haklısın hocam. Bor mantığıyla düşünürsek, buradan kaç milyon ton yoğurt çıkar. Yarın gölü ihraç etsek dış borçların yarısını kapatırız. Yaz oğlum yaz. Nasreddin Hoca göle maya çalıyormuş...

***

Arşimed hamamdan çıplak fırlar, bir yandan “Evreka!” diye bağırmaktadır. Koştura koştura bir evden içeri dalar.

-- Evreka!

-- Ay ödümü kopardın Arşimed. Ne bu hal?

-- Evreka, soyun!

-- Arşimed artık yetmiş yaşındasın, bırak bu nostaljik heyecanları.

-- Artık öyle değil Evreka! Bugün hamamdaydım...

-- Eee?

-- Suyun kaldırma gücünü keşfettim

Evreka ağzı kulaklarında içeri koşar

-- Ay ben hemen küveti doldurayım o zaman

***



  

Emre 2008


 


 

18/06/2008 Going Home
23/05/2008 Voyvoda
06/05/2008 23 Nisan
28/04/2008 Çelınç
14/04/2008 Macun
06/04/2008 Polifonik Bilinçaltı
11/03/2008 Aldırma
27/02/2008 Dolphin
13/02/2008 Hobi
28/01/2008 Kemer
17/01/2008 Yazı Olamamış Yazı Notları
08/01/2008 Rahimde Durduğu Gibi Durmaz
26/12/2007 Kasap Clark
14/12/2007 Yaşlı Yazarlarla Nereye Kadar?
06/12/2007 Yavuz Hırsız
05/11/2007 Gereği Düşünüldü
23/10/2007 Yersen
09/10/2007 Deli Bülent
26/09/2007 Bahşiş
09/09/2007 Sonuncu Mahmut
23/08/2007 Menemen
09/08/2007 Evril De Gel
29/07/2007 Beyaz Koyun
12/07/2007 Surat Tökmek
24/06/2007 Garantili Oscar’ın Sırrı
25/05/2007 Fikri Güzel
09/05/2007 Cv-1 Cihan Elektronik
29/04/2007 Anlayana Lafonten
13/04/2007 Aynı Babası
29/03/2007 Özgürce
12/03/2007 Satılmış
12/02/2007 Benim Rüyam
16/01/2007 Şu Saçıma Bir Düzen Ver
27/12/2006 Yok Sana Akşam Serçe
07/12/2006 Yer Misin, Yemez Misin?
15/11/2006 Hocam
03/11/2006 Uyutulduk Belki Biz Bu Alemde
02/10/2006 Davulcu
19/09/2006 Rıfat Amca
12/09/2006 Karınca İle Cırcır Böceği
21/08/2006 Kurbağa İle Öküz
15/08/2006 Tilki İle Karga
04/08/2006 Elime Silah Almam
26/06/2006 Unforgetable
02/06/2006 Fodulcan
25/05/2006 Rolex De Souza
03/05/2006 Akıbet Böyle Mi Olacaktı ?
24/04/2006 Halıyı Kaydırmak
06/04/2006 Beş Dakika
22/02/2006 Kendini İntihar Eden Yazı
07/02/2006 Argonot Ve Yassı Kurt
26/01/2006 Doğan Görünümlü Şahin’ini Satan Bilge
09/01/2006 Vatan Sağolsun