mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 


28/04/2008

 

ÇELINÇ


 

Köy kahvesinde oraya ait olmayan iki kişi muhabbet etmektedir.

-- Her öğlen buraya geliyorsun yani?

-- Evet

-- Ne yapıyorsun?

-- Gazete, kitap, adam gibi çay

-- Ne adamsın yaa... Hala yazı yazıyor musun?

-- Yazmam mı?

-- Defter sayfasına gazeten vardı

-- Artık elektronik ortama geçtik. O dediğin ara sıra çıkıyor hala. Yarı düzenli olarak başka bir yerde yazıyorum.

-- Nerde?

-- Özgürce. Veveve ozgurce nokta net

-- Ne yazıyorsun orda? Komik mi gene?

-- Bana göre komik. Başkalarını bilmem.

-- Ben söylerim sana şimdi. Hemen blekberiden siteye bakalım şöyle ... Sen hangisisin?

-- GvZ

-- ... Nası yaa, Arap entarisi... Entari mi giydin?

-- Hayır

-- Kim giydi?

-- Papa. Amerika ziyaretinden kunduralarının rengine baktın mı?

-- Turuncuydu galiba. Papadan mı esinlendin yani?

-- Hayır, benim yazı daha önce çıktı. O benden esinlenmiş olabilir.

-- Deli Bülent mi? Kim Deli Bülent?

-- Yazının kahramanı

-- Gerçekte kim?

-- Gerçek mi olması gerekiyor?

-- Uydurdun mu yani?

-- Olabilir, olmayabilir.

-- Kimden ilham aldın?

-- Birinden ilham mı almak gerekiyor?

-- Camiye dalmış, şaka gibi ya... Hep böyle mi yazılar?

-- Hep böyle, sürekli birileri camiye dalıyor.

-- Çok iyi yaa, ... bir ara bakarım. Kapatayım şarj azalmış... Ben de kitap yazmayı düşünüyorum aslında.

-- Ne üstüne?

-- Kafamda bir çok hikaye var. Çok karlı iş. Şöyle otobüs seyahati esnasında okunacak kadar uzun olmalı en fazla. İki üç baskı satsan iyi para kalıyor.

-- Ne yazacaksın?

-- Başta kadınlar tabi. Yaş artık otuzbeş oldu, birikim çok.

-- Valla senin birikimlerle daha çok sütçü kapıyı iki kere çalar falan yazılır gibi geliyor. Ama Iglesias kitap yazmadan elini çabuk tutarsan belki satarsın. Sen nasıl bir şey düşünüyorsun?

-- Mesela bir Reina Kronikıls olabilir.

-- İngilizce mi kitap?

-- Hayır ama tercümesi yok. Kronikıl abi.

-- Eh, haksız da sayılmazsın. Sen yine de günlük falan kullan, millet gıcık olmasın. Ya da Reina Rehberi de mesela.

-- Bak bu fena değil. Aferin, sende iş var. Şöyle bir de uzaktan ışıl ışıl fotoğrafını koyarım kapağa.

-- Harika. Artık sadece içini doldurmak kaldı geriye.

-- O kolay. Hocam sırf orası olarak düşünme. Çok ortam gördüm, yazacak çok şeyim var. Çevre meselesi. Ne kadar çevre o kadar malzeme. Bak, ben o çevreyle bir sürü otelin egzekütivlerinde kaldım mesela, bedava. Büyük şirketlerin hedleriyle ya da si-ii-oo larıyla görüşüyorum, bunlar hep birikim. Reina bu işin keyif kahvesi kısmı.

-- Hiç gitmedim, bilmem abi. Sadece televizyonda kapısında duran ve “Herkesi içeri almıyoruz” hissi veren siyah tişörtlü kapıcılar gördüm.

-- Ne kapıcısı ya, badigard onlar.

-- Nasıl yürüdüklerini bilemem. Ben gördüğümde kapıda duruyorlardı oğlum, kapıcı onlar:)  Neyse, hocam anlat sen kitap malzemesi. Mesela anlat Reina raconlarını.

-- Abi içeri tek başına giremezsin, bir arkadaşınla gelmen lazım, bu bir. İki erkek olur. Her kıyafet olmaz. Düzgün giyineceksin. Yemeğe zamanında gelmek lazım. 7-8 ideal. Sonra açık alana safari için geçeceksin. Bir içki alıp turlamaya başlayacaksın. Bakalım kim gelmiş. İşe yarar hangi hatun var.

-- Vaay, seçiyorsun bir de. O kadar çantada keklik yani.

-- Tabi, benim için çantada keklik ama seni bilmem mesela. Bu işe nasıl yaklaştığın önemli.

-- Sen nasıl yaklaşıyorsun? Arkadan aniden mi?

-- Bak, bu iş bir çelınç meselesi.

-- Bunun da Türkçe karşılığı yok değil mi?

-- Yes sör, yok. Onun için benim gibi finans pazarlayanlar daha başarılı oluyorlar bu işlerde. Bu olayı da aynen bir çelınç olarak görüyorum çünkü.

-- Yani orada gözüne kestirdiğin hatun “veresiye yoktur” dediği halde sen öyle bir pazarlıyorsun ki kendini, kadının gönlünü çeliyorsun. Gönül Çelınç Bizinıs.

-- :) Ama unutma ki, tek avcı sen değilsin. Öyle oyalanırsan eve ceketinle dönersin.

-- Zamana karşı hatun tavlama sanatı

-- Aynen. İş çıkmayacak hatunla muhabbeti onuncu dakikada kesmen lazım.

-- Tıpkı bir kutup tilkisinin tavşanı ilk yüz metrede yakalayamazsa peşini bırakması gibi.

-- Neden bırakıyor?

-- Tilki uyanık. “Kalorine değmez, Allahından bul” diyor tavşana.

-- Evde bunları mı seyrediyorsun ya?:) Neyse işte böyle üç kere boş geçsen geçti yarım saat. O zamana kadar herkes kapılmış olur.

-- Yüksek atlama gibi yani. Üç kere çıtayı devirdin mi gittin.

-- Aynen. Buldun mu derhal muhabbeti koyulaştıracaksın, taymırın düğmesine basacaksın. Bir saat sonra pistte öpüşmüyorsan işler yolunda gitmiyor demektir.

-- O bir saat başarılı geçerse, diğer olaya kaç saat sonra geçmek lazım?

-- Bir saat daha koyacaksın.

-- Onda da halter gibi üç hakkın mı var?:)

-- :) Yok abi... Nasıl birikimler? Bir de araya bir sorunlu birliktelik hikayesi katarım.

-- Harika olur, hem roman, hem Amerikan usulü hayat koçu muhabbeti.   

-- Çok doğru yaa. Hayat koçu. Bak tuttum bu fikrini.

-- Valla Fatih Terim’den seminer dinlemeye gidenlerin olduğu bir gezegende, senin böyle bir kitaptan para kazanmaman için bir sebep görmüyorum. Yaz Reina anılarını gelecek kuşaklara miras kalsın.

-- Doğru söy... abi kim bu başımızda dikilen?

-- Bülent, ... senin anlayacağın şekilde söylersek Kreyzi Bülent... Gel Bülent çay ısmarlayayım.

-- Gerçek yani? ... Hadi yaa ... Hişt Bülent! ... Bi ezan okusana bize. Hadi ama, kır... pardon telefon ... efendim?

Bülent masaya otururken o masadan kalkar, bir kaç adım ilerler.

-- ... onlar Buzz’a gidecek... ben belki gelirim... işim var... varya alt katta çalışan... sen daha muhabbetle uğraş... bırak şimdi... nerde?... kim çalıyor?... kimler geliyor?... ya o grupta sevmediğim bir hatun var... kuul yapıyor bana... bakarız... abi ben Gebze’de bir yerdeyim ama bilmiyorum... hadi bay.

Blekberisinde bir kaç tuşa basar, gelir masaya oturur. Bülent kahveciye döner :

-- Kahvecii! Bir bardak su ver bana, ... gıcık geldi.

 



  

Emre 2008


 


 

14/04/2008 Macun
06/04/2008 Polifonik Bilinçaltı
11/03/2008 Aldırma
27/02/2008 Dolphin
13/02/2008 Hobi
28/01/2008 Kemer
17/01/2008 Yazı Olamamış Yazı Notları
08/01/2008 Rahimde Durduğu Gibi Durmaz
26/12/2007 Kasap Clark
14/12/2007 Yaşlı Yazarlarla Nereye Kadar?
06/12/2007 Yavuz Hırsız
05/11/2007 Gereği Düşünüldü
23/10/2007 Yersen
09/10/2007 Deli Bülent
26/09/2007 Bahşiş
09/09/2007 Sonuncu Mahmut
23/08/2007 Menemen
09/08/2007 Evril De Gel
29/07/2007 Beyaz Koyun
12/07/2007 Surat Tökmek
24/06/2007 Garantili Oscar’ın Sırrı
25/05/2007 Fikri Güzel
09/05/2007 Cv-1 Cihan Elektronik
29/04/2007 Anlayana Lafonten
13/04/2007 Aynı Babası
29/03/2007 Özgürce
12/03/2007 Satılmış
12/02/2007 Benim Rüyam
16/01/2007 Şu Saçıma Bir Düzen Ver
27/12/2006 Yok Sana Akşam Serçe
07/12/2006 Yer Misin, Yemez Misin?
15/11/2006 Hocam
03/11/2006 Uyutulduk Belki Biz Bu Alemde
02/10/2006 Davulcu
19/09/2006 Rıfat Amca
12/09/2006 Karınca İle Cırcır Böceği
21/08/2006 Kurbağa İle Öküz
15/08/2006 Tilki İle Karga
04/08/2006 Elime Silah Almam
26/06/2006 Unforgetable
02/06/2006 Fodulcan
25/05/2006 Rolex De Souza
03/05/2006 Akıbet Böyle Mi Olacaktı ?
24/04/2006 Halıyı Kaydırmak
06/04/2006 Beş Dakika
22/02/2006 Kendini İntihar Eden Yazı
07/02/2006 Argonot Ve Yassı Kurt
26/01/2006 Doğan Görünümlü Şahin’ini Satan Bilge
09/01/2006 Vatan Sağolsun