|
26/12/2007
KASAP
CLARK
--
Günaydın.
--
Günaydın abi. Kaç dakika var servisin gelmesine?
--
Bilmem, beş falandır herhalde
-- Ben
bir sigara yakayım. Nası geçti bayram abi?
--
Başarılı bir tembellik sergiledim. Senin nasıl geçti?
-- Ya,
ilk günü biraz üşüttüm galiba, epey de yoruldum. İkinci gün ben de
sürekli yattım, anca kendime geldim.
--
Kurban yorgunluğu mu?
--
Sorma abi. Canım çıktı ya.
--
Elektronik kurbana takılsaydın. Her türlü ibadet artık tıklamayla
halloluyor.
-- Abi
ne tıklaması? Aynen büyükbaş kesmece.
--
Zordur onun işi. Leğen leğen taşı etleri.
-- Ben
taşımaya karışmam abi, keserim, yüzerim parçalarım.
-- Nası
ya? Sen büyükbaş hayvan mı kestin yani?
-- Evet
abi dört tane
-- Sen
nası bir insansın ya? Ortalıkta bankacıyım diye dolaşırken telefon
kulübesine girip kasap mı oluyorsun?
-- Abi
ben Veterinerlik Fakültesi mezunuyum.
-- Ve
bankacısın?
--
Kader diyelim. Abi o iş her zaman kedi köpek doktorluğu şeklinde
olmuyor. Sen hiç inek muayenesi için kolunu taa dirseğine kadar ineğin
anüsüne sokmak zorunda kaldın mı?
--
Oha!... Yani bu muayeneyi aşar, sapıklık sınırlarına girer. Tabi,
bahsettiğin San Fransisco’lu bir boğa ise o zaman fisting olarak
değerlendirilebilir. Ona muhtemelen Oturan Boğa ismi uygun olur.
--
Hehe, abi demek meşhur Oturan Boğa yumuşakmış ha. Belki bu Fransisko
hazretleri de öyleydi, ne dersin?
--
Kimbilir? :) Hatta şişmansa ona San Franşişko bile denmiş olabilir.
--
Yalnız ne olursa olsun homo bir kızılderiliyi düşünmek bile istemiyorum.
--
Bilakis. Kılsız göğüsleri, uzun saçları, o saçlarına tüy takmaları ve
her fırsatta boyanmaları itibariyle tamamen homo bir uygarlık oldukları
söylenebilir. Neden yazılı bir kültürleri yok? Çünkü homoluklarının
bilinmesini istemiyorlar. Sadece San Fransisco değil, Brokeback dağında
da kovboylardan önce onlar vardı biliyorsun.
-- Abi
filmlerde öyle değiller ama? Gerekli gereksiz bir yerlerini kesip
sürekli kan akıtırlar, bizim üç renkli sokak kedilerine benzeyen atlara
binerler, nasolsa yanındaki beyaz adam bu işlerden anlamıyor diye iz
sürerken böyle bir tane otun yana yatmasından falan neredeyse suçlu
profili çıkarırlar, oysa biraz ilerde at boku vardır oradan anlamıştır,
ama çaktırmaz. Çok bilge yaşlıları vardır, gökyüzünde uçan kartala bakar
ve vecize patlatırlar.
--
“Kartal gol gol gol” diyordur Allah bilir. Valla benim bildiğim ilk
fırsatta alkolik oldukları ve beyaz adamın tüfeğiyle başa çıkamayınca
mazluma yattıkları. Tam tersi olsa, yani tüfek kızılderilinin, ok ve yay
beyaz adamın elinde olsa, sen katliamın boyutlarını esas o zaman bir
düşün... Yahu nerden girdik bu lafa. Sen ineği muayene ediyordun değil
mi?
-- Onu
diyorum abi. İş bir yerden sonra çekilmiyor. Nereye kadar yani?
--
Mutlu olmanın formülü basittir. Hemen, daha kötü bir durumda olmadığın
için kendini şanslı hissedeceksin. Mesela gergedan da muayene
edebilirdim, hipopotam da muayene edebilirdim deyip derhal mutlu
olacaksın... Ama tabi, sen de haklısın. Her gün her gün, nereye kadar?
Değil mi? Gerçi cevap belli, dirseğe kadar...
-- Abi,
morali bozuluyor insanın. Bir süre sonra meslek çamur ve bokla
özdeşleşiyor. Pet’ine para harcamaya yer arayan hatunların kedisine,
köpeğine gerekli gereksiz iğne yapmaya benzemiyor.
--
Biliyor musun, bir tanıdığın babası da kurbanmatik mucidi.
-- Ne
matik?
-- Esas
ismi öyle değil, ben kurbanmatik diyorum. Koyuyorlar konteyner benzeri
bir oda. Bir taraftan düve giriyor, beş dakika sonra öbür taraftan
derisi yüzülmüş ve altı parça olarak çıkıyor.
-- Abi
fıkra gibi oldu bu. O dediğin güve olmasın. Adam içeriyi kesimhane
yapmış o zaman. Ya da içerde ellerinde baltayla bekleyen altı tane
psikopat var.
-- Yahu
sitesi bile var, ve ve ve, kurbaniye nokta com. Gir bak inanmıyorsan.
-- Abi
olur mu? Böyle kurbanı okşayıp teşrik tekbiri getirmeden vekalet
vermeden olur mu?
--
Teşrik tekbiri ne ki?
-- Abi
var ya hani, bayram kandillerde falan ikidebir ...huvallaaaa huekber...
falan diye giden bir Itri melodisi.
--
Bildim
-- Hah
işte onu söyleyeceksin, ondan sonra besmeleyi çekip bıçağı vuracaksın.
-- Dün
sabah gözüme daha bir sempatik görünüyordun. Umarım geceleri de karın
deşmiyorsun?
-- Abi
boğaz kesmek şu anda sana dehşet verici gelebilir. Ama her mesleğe
alışır insan. Cephede bir sıhhiyeci olsaydık her gün testereyle kan
fışkırtarak kol bacak keserdik ve bir kaç gün sonra buna alışırdık...
Niye öyle bakıyorsun?
-- O
fakülteyi özellikle seçtin, değil mi?
-- Nası
yani?
-- Yani
her cerrahın içinde hayat kurtaran kahramanla tezat, bir de sadist
vardır. Bunu birisinin iyiliği için yapıyor olsalar bile, yine de bir
diğer insanı gayet rahat kesebiliyorlar.
--
Haydaa şimdi de sadist olduk, aşkolsun abi.
-- Ama
insanlığın yararı için dedim. Hem, bu arada, hadi veteriner hekim oldun.
Büyükbaş kesmeye nasıl başladın?
-- O
babam yüzünden abi. Babam boynuzlanınca hayatım değişti.
--
Anlıyorum... Kusura bakma, özel konulara girdin benim yüzümden.
--
Babam Portekiz’de matadordu abi.
-- Bu
bankacılık yapan kasaptan da ilginç :) Ee?
--
Portekiz’in ilk ve tek Türk matadoruydu. El Muchacho derlerdi.
-- Ne
demek o?
--
Delikanlı demek. Sonra bir güreşte boğa biraz şanslıydı. Hatta babamı
kalleşçe arkadan boynuzladı da diyebiliriz. Ondan sonra Delikanlının
anlı kısmı gitti tabi. Bu Türk düşmanı İspanyollar El Salero diye isim
taktılar. Biz de tası tarağı topladık memlekete döndük. O gün bu gündür
boğaları, inekleri ve düveleri hiç sevmem.
--
Keşke benim babam da Türkiye’deki tek Portekizli yağlı güreşçi olsaydı.
Ne yazık ki bizim ailede hiç bir ilginçlik yok.
-- Abi
servis geliyor, müsadenle elinde yarısı içilmiş sigarayla toplu taşıma
aracı bekleyen her Türk gibi, sigarayı derin bir nefesle fondip yapıyor
ve sonrasında yanar vaziyette yola atıyorum.
-- Dur!
Çekmeden son bir soru. Baban burada ne iş yapıyor?
-- Red
Bull Boğazkesen bayii
Emre 2007
|