26/06/2006
UNFORGETABLE
-- Emreee! Nasılsın? Seni
hayırsııız :)
Arkamdan tanıdık bir cümle
geliyor. Etrafımdaki herkesi aramak sormak benim görevimdir her
nedense? Birisiyle karşılaştığımda ben “merhaba” derken, diğeri
hep “Sen yaşıyor musun?”, “Seni hayırsız”, “Oğlum insan bi arar
sorar be” gibi serzenişe geçer kafadan. Nedense onların aramak
sormak gibi bir görevleri yoktur. Belki de hal hatır sorma işi
silah çekmek gibi bi şeydir. Silahını önce çeken vefasızlıktan
sıyırmaktadır. Bakalım kimi aramayıp sormuyorum diye arkamı
dönüyorum.
Kim bu hatun yahu?
Gözlerinin içi gülüyor. Beni gördüğüne çok sevinmiş. Uzun zaman
olmuş demek ki. Zamanında muhabbetimiz iyiymiş herhalde. Tek
yapmam gereken aynı tonda onun ismini söylemek, herhalde ondan
sonra boynuma atlayacak; ama ... ama hatırlayamıyorum. Yarabbim
kim bu hatun? Gözüm ısırmıyor bir yerdem. Gözüm ısırmaz
sevebilirsiniz. Bir iş kokteylinde olduğumuza göre, demek ki
işten tanıyorum onu. Önceki çalıştığım yerden olmadığı kesin,
demek ki ondan bir öncekinden? Kim acaba? ... Yok
hatırlamıyorum. Yüzümdeki manasız gülümsemenin birinci saniyesi
doldu. Artık bir cevap vermem lazım. Bir saniye önce içimde
hatunun isminin birden aklıma geleceğine dair oluşan ümit,
aradan geçen bir saniyeyle birlikte yerini ümitsizliğe
bırakıyor. Acaba doğruyu mu söylemeliyim yoksa kıvırabilir
miyim? Hatun garip şakalar yapan birisi olmasın? Öyle ya,
birisinin karşısına geçip “Beni hatırlamadın mı?” diyen zararsız
bir sapıktır belki. Kokteylin ortasında neden yapsın böyle bir
şey? O karşılıklı çığlıklaşmamızı beklerken ben onu
hatırlamıyorum. Hatunun uğrayacağı hayal kırıklığı ve yüz
ifadesini düşünmek bile istemiyorum. Acaba bir kokteylin
ortasında elektriklerin kesilmesi ve ışıkların sönmesi ihtimali
kaçtır? Acaba kadehimi bırakıp koşarak burdan kaçsam çok mu
garip olur?
-- Yoksa hatırlamıyor
musun?
-- Be ... ben Emre değilim.
-- Nasıl yani?
-- Ben Hulusi, Emre’nin ikiziyim.
-- Yaa, bırak şakayı şimdi yıllar sonra karşılaştık nihayet :)
-- Tamam tamam ben Emre’yim. Kafamla kiremit kırarken sarsıntı
geçirdim hafızamı kaybettim. Kiremitte ise davranış bozukluğu
görüldü. Yani şu anda kimseyi hatırlamıyorum. Bak alnımda izi
var.
-- O iz ilkokuldan kalma, biliyorum. Ya, bir dakika ciddi ol,
lütfeen.
-- Peki... ben sanırım kıvırmasam iyi olacak. Şey ... ben seni
hatırlamıyorum.
-- A a?
-- Bak, çok üzgünüm, ama hatırlamıyorum. Kokteylde içtiğim
içkiler sanırım gidip beynimin tam da seninle ilgili olan
hücrelerini öldürmüş olmalı. Yani çok cep telefonuyla konuştuğum
için olmuştur belki...
-- Sen ciddisin...
Hatunun yüzünde, sanki
kiraladığı dedektif önüne kocasının bir transeksüel ile çekilmiş
fotoğraflarını atmış gibi bir ifade beliriyor. Duyduklarına
inanamıyor. Nasıl oluyor da onu hatırlamıyorum? Gözünü
deviriyor. Hemen oradan gidesi geliyor. Bana kim olduğunu
söylemek bile gelmiyor içinden. Yani ben onu hatırlamıyorsam
bana yuh olmalı ve söylemesin daha iyi şeklinde bir hayal
kırıklığı içinde uzaklaşıyor. İlerideki kız arkadaş grubuna
giderek bu duruma ay inanmadığını anlatıyor.
Hatunu neden
hatırlamadığımla ilgili bir fikrim yok. Canım sadece benim
başıma geliyor değil ya? Kaç tane unutmalı şarkı var. “Bir
zamanlar aşık olmuştum ama şimdi ismi neydi unuttum” var,
“Duydum ki unutmuşsun gözlerim rengini. Gözüne izine dursun, tuh
Allah belanı versin” var. Hatunu depoladığım yeri daha
kullanışlı bir bilgi için silmiş olmalıyım. Çok mu ayıp oldu? Ne
yapabilirim, hafızam zayıf, hatırlamıyorum işte. Bazen hafızamın
zayıf olduğunu bile unuttuğum oluyor. İşte bundan dolayı barmen
olamıyorum. Bara gelip bana fotoğraf göteren ve “her yolu bilen”
dedektif, ben fotoğraftaki kişiyi hatırlamadığımda bana yüz
doları uzatınca ve “bu sana bir şey hatırlattı mı?” deyince, tek
söyleyebileceğim :
-- Aa evet bu adamı tanıyorum. Bünyamin Franklin, geçen gün beni
döven dedektif de önce bunu göstermişti, diyebilirim.
Diğer kızlar da döndüler
bana kötü bakıyorlar. Yapmayın yahu, ben sadece Unutkanım,
Unakıtan değilim ya. Sepet sepet yumurta, sakın beni unutma,
unutursan küserim, oha falan olurum. O sırada omzumda bir el
hissediyorum. Bizim tayfadan birisi, bir kaşı hafif havada,
yarım ağız gülüyor :
-- Vaay hocam, tanımam
diyorsun yani.
-- Oğlum hatırlamıyorum.
-- Seni çakal senii. Hiç de göstermiyorsun ha.
-- Oğlum valla hatırlamıyorum.
-- Var ya, hep biz ön plandayız. Sen arkada çaktırmadan
götürüyorsun.
-- Çıldırtmayın adamı, hatırlamıyorum ya!
Bizimki benimle böyle
şakalaşınca, karşıdaki kız grubu tamamen pis bakmaya başlıyor
bana. Nasıl bir kaloriferböceği olduğum gibi konulara geçildiği
kesin. Hemen arkamı dönerek bu olayı zayıf hafızama havale
etmeliyim. Hemen unuturum inşallah. Unutmazsam da sorun değil,
altı sene sonra yazı konusu olur, fena mı?
Emre 2006
|