mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 



23/08/2007


 

MENEMEN

 

Gözlerini hafif kısarak, elini sanki ağzını kapatmak istermiş gibi dudaklarına götürerek, orta ve yüzük parmakları arasına yerleştirdiği sigarasından derin bir nefes aldı. Soğukkanlı bir avcı edasıyla vecizesini patlattı :

-- Hele bir menemenin tadını assın, bi daha bırakamass.

Memleketini tam hatırlamıyorum, Doğu Anadolu’dan bir yerdendi. Orta boylu, kemik diye özetlenebilecek, yer yer çiçek bozuğu ciltli, küçük gözleri ve küçük kulaklarıyla, her zaman potansiyel bir suçlu olduğu hissini veren bakışlarıyla garip bir insandı aşçı Ali Ekber. Ara sıra görünür, her göründüğünde sigara ister ve sonra kaybolurdu. Nöbetlerde genelde durması gereken yerde bulunmaz, biz nöbetçi nerede diye bakınırken karanlık bir yerden aniden ışığa doğu çıkıverirdi. Parola ve işareti kullanmaz, onun yerine her zaman ürolojik bir kelime seçerdi.

Ali Ekber’in pişirdiği kıymalı makarna mis gibi burnumuza kokarken, biz de az ötedeki yemekhanede, kamyonlara gelen dev tencerelerden bahtımıza çıkan, Kara Şimşek diye anılan, gerçekten de siyah renkli olan, esasında kıymalı yeşil mercimek olması gereken ancak içinden kıyma yerine sadece küçük taşlar çıkan yemeği dikkatle yiyor olurduk. Kara Şimşek yemenin karpuz yemekten pek bir farkı yoktu. Bir kaşık yemek ağıza götürüldükten sonra, hiç çiğnenmeden, hafif hafif yoklanıyor, taş geldikçe tepsiye ağızdan püfleme marifetiyle atılıyor, taş kalmadığından emin olunduğunda yutkunma gerçekleşiyordu. Kara Şimşek yerken yüzlerce tepsiden gelen pıt pıt taş sesleri adeta dışarda dolu yağıyormuş efekti uyandırıyordu.

-- Abi niye ayıklanmıyor bunlar?

-- Ayıklanıyor

-- Nası ayıklanıyor ya? Baksana herkesin tepsisi taş dolu

-- Sen ben ayıklıyoruz işte. Tek fark, yemekten önce değil yemekten sonra ayıklanmış oluyor.

. . .

Ali Ekber hakkında türlü efsaneler vardı. Kimisi olanları gözüyle gördüğünü dahi söylese de, o hepsini yalanlıyordu. Ali Ekber’e göre kendisinden beleş yiyecek isteyip de alamayanlar, intikam için hakkında efsaneler uyduruyorlardı. En büyük efsane süphesiz canlı tavuk efsanesiydi. Ali Ekber’in nefret ettiği bir subaya hediye olarak canlı tavuk getirilmişti. İzin alıp bir kaç saatliğine şehre inmeye hazırlanan Ali Ekber’i yanına çağıran subay, tavuğu ona uzatarak acele tavuklu pilav hazırlamasını istemiş, Ali Ekber izin aldığını şehre gideceğini, ancak yemeği dönüşte pişirebileceğini belirtince de, yemeği pişirmeden hiç bir yere gidemeyeceğini söylemişti. Ali Ekber’in bir sinir tavuğu aldığı, mutfağa gittiği ve ardından şüphe uyandıran gıdaklamaların duyulduğu söyleniyordu.

-- Hocam iftira atıyorlar, sapık mıyım ben? Yapmadım diyorum...

Ancak olayın ikinci kısmının görgü şahitleri çoktu. İçinde sivil memurlarında çalıştığı binanın koridorunda birden kafası kesik bir tavuk koşmaya başlamıştı. Başsız tavuğu görünce birinci ciyaklamasını yapan kimi hatunlar, peşinde elinde bıçakla koşan Ali Ekber’i görünce ikinci ciyaklamalarını, Ali Ekber’in diğer elindeki kesik tavuk kafasını görünce ise tombala ciyaklamalarını yapıyordu.

-- Elimden kaçtı diyorum hocam. Bir elimle tavuğun kafasını tuttum öbür elimdeki bıçakla kestim, gövdeyi hangi elle tutacaktım ki? .. Hocam bi sigaran var mı?

-- Kertenkele misali başını bırakıp kaçmış tavuk Ali Ekber. Kaç metre koştu öyle kafasız? ... Al sigaranı

-- Belki elli metre koştu

-- Bina komutanı duymadı mı bağrışmaları?

-- Duymaz olur mu?

-- Eyvah

-- Bana ne hocam! Anlattım bir bir! Dedim böyle böyle, ben aşçıyım, kasap değilim, tavuk kesmekten anlamam dedim.

-- Ne oldu?

-- O tavuğu veren subay fena fırça yedi

-- Sen planlamadın yani bütün bunları

-- Hocam, ... elimden kaçtı diyorum ...

. . .  

Mutfaktan kaçan sadece tavuk değildi, bir diğer efsaneye göre Ali Ekber’in menemen pişirme vaadiyle mutfağa götürdüğü bir asker de pantolonsuz koşarak kaçmıştı mutfaktan.

-- Mutfaktan asker kaçmış. Allahtan kafası yerindeymiş bunun.

-- Hocam iftira atıyorlar. Hanımevladıydı, yemiyordu her şeyi, sağda solda tansiyonu düşüyor bayılıyordu. Acıdım, menemen yapayım sana dedim, kabul etti. Önden çorba ikram ettim. İçerken yine tansiyonu düştü, kaseyi devirdi, üstüne çorbayı dötü. Haşlanmasın diye tumanını çıkardım. O sırada kendine geldi, birden beni elimde tumanla görünce yaygara yapıp kaçmaya başladı.

-- Sonra ne oldu?

-- Dayak yedim komutandan. Bana Sapık Ekber dedi bir de.

-- Oysa değilsin

-- Değilim hocam, yapmadım diyorum... bi sigara versene

. . .  

Sonuncu efsanesini ise ben birinci ağızdan dinlemiş oldum. Ateşim fırladığı için gece iğne olmaya gittiğim büyük revirde gördüm onu. Kafası sarılıydı.

-- Ne oldu Ali Ekber?

-- Kavga çıktı

-- Ne kavgası?

-- Hani mutfaktan kaçan var ya, onun arkadaşları çarşıda kıstırdılar beni

-- Ee?

-- Bende alet yok, ulan bakındım etrafa şöyle bir taş zopa birşey bulayım diye ...yok

-- Eyvah

-- Baktım orda bir vitrin var. Dedim şuraya kafayı koyarım, kırılan camlardan bir parça elime alır keserim bunları

-- Ne?! ... Oğlum sen nası bi insansın ya?!. Kendini savunmak için aklına gelen şey, seni dövmeye gelenlerin bile aklından geçmemiştir eminim.  

-- Ben kafayı koyunca vitrine, kafa yarıldı tabi, başladı kan fışkırmaya. Bunların alayı korkudan dağıldılar, şimdi bu ölür de üstümüze kalır diye. Var yaa, nasıl kaçıştılar bi  görecektin. Ben de elimde camla peşlerinden...

-- Elini de öyle kestin herhalde

-- Evet, elim de kesilmiş

-- Şu andan itibaren senin hakkında anlatılan her şeye inanıyorum Ali Ekber. Sen o tavuğun   ırzına geçtin.

-- Yahu hocam, ... uzatma işte, moralim bozuktu, sinirliydim. Versene bi sigara ... Ama o sizin gözlüklü kısa-dönem var yaa... ona kesin menemen pişirecem ... ateş versene hocam ... hele bir menemenin tadını assın, bi daha bırakamass.

  


Emre 2007


 

Eski  G V Z  Sayıları 

09/01/2006 | 26/01/2006 | 07/02/2006 | 22/02/2006


06/04/2006 | 24/04/2006 | 03/05/2006 | 25/05/2006

02/06/2006 | 26/06/2006  | 04/08/2006 | 15/08/2006

21/08/2006 | 12/09/2006 | 19/09/2006 | 02/10/2006

03/11/2006 15/11/200607/12/2006  |  27/12/2006 

16/01/2007 | 12/02/200712/03/200729/03/2007


13/04/2007  |  29/04/2007 09/05/2007  |   25/05/2007

24/06/2007  |  12/07/2007 29/07/2007  |  09/08/2007