yukarıdaki kişilerin fotoları


 

annesahife



22/02/2006

 

KENDİNİ İNTİHAR EDEN YAZI

Eski Tümgeneral Rıza Küçükoğlu intihar etmenin askeri suç olduğunu söylemiş, ancak intihar  başarılı olursa ceza verilemeyeceğini de eklemiş. Bu anlamsız cümleyi kurmasının sebebi ise cansız cisim veya araçlara gerekirse ceza verebilen asker zihniyeti. Yani cesedinizi  cezalandırmaları ihtimali var aslında.

-- Sanık ayağa kalk! ... Bak kalkmıyor terbiyesiz! Mahkemeye saygısızlıktan bir hafta hücre cezası!

İntihar edip kurtulursanız ceza varmış tabi. Gerekçe ise intihar esnasında askerliğe elverişli olmaktan kaçmış oluyorsunuz. Yani görevden kaçmış oluyorsunuz.

-- İntihara teşübbüs marifetiyle askerden kaçmaktan dolayı kurşuna dizilmesine karar verilmiştir! Sanık! Bir diyeceğin var mı?!
-- Allah razı olsun. Ben edemedim, siz edin.

Peki ya “Size savaşmayı değil ölmeyi emrediyorum” emrinden sonra kafasına silahı dayayıp intihara teşebbüs eden olursa ne olacak?

Devlet de intihar sevmiyor, gördüğünde engellemeye çalışıyor. Elbette bu durumdan evinde efendi gibi intihar etmeyenlerin payı büyük. Örneğin arka bahçedeki serada tüfek namlusunu ağzına dayayıp tetik çeken Cobain bey yöntemi var.

-- Kronik bronşitim ve kronik depresyonum var doktor.
-- Harika. Tam ikisine birden iyi gelecek bir tedavim var. Size pompalı yazıyorum.
-- Nasıl kullanacam?
-- Depresyon başlar başlamaz tok karnına ağızdan alacaksınız. Fişek depresyonu iyileştirecek, barut dumanı ise nefesinizi açacak.
-- Hocam manyak bir tedavi, çok tuttum.

Ateşli silahlara karşı olanlar için gayet ateşsiz ve şairane potasyum siyanür var mesela. Ben uydurmadım, Ümit Yaşar Oğuzcan öyle diyor.

-- Potasyum Siyanür rica ediyorum
-- N’apıcaksınız?
-- Altın arayacağım
-- Nehirde mi?
-- Hayır bokumda. Geçen gün boncuk buldum, arkası gelir bunun.

Evde kendini asma yöntemi var ama çok zahmetli. İlmik hazırla, traş ol, takım elbise giy, kravat tak, mektup yaz. Sonra bakıyorsun ki evde tabure yok; hadi buyur burdan yak. Lanet edip mektubu atıyor kravatı gevşetiyor ve eline bir bira alıp televizyonun karşısına geçiyorsun. Zart, Banu Alkan ve sevgilisi çıkıyor. Televizyonu kapatıp hemen bir taksi çağırıyorsun.

-- Nereye abi?
-- Modoko'ya gidelim, acilen tabure almam lazım

Kendini kesebilenler, Roma usulü, ılık suyla dolu küvette bilek kesebilirler, bu esnada Müslüm gibi teşvik edici unsurlar kullanabilirler. Ama şahsen ben yapamam, ölürüm daha iyi. Hava soğuksa arabada camları kapatıp kamyoncu ekolü piknik tüp yakılabilir, uykuda rahat rahat gidilebilir. Ancak piknip tüpün, üstünde çay demlemek ya da sucuklu yumurta pişirmek gibi yaşama bağlayıcı çağrışımlar uyandırmamasına dikkat etmek gerekli. Doğalgaz açıp fırına kafa sokulabilir ancak cansız bedeninizin domalmış halde bulunması daha sonra ruhunuzu rahatsız edebilir. Böyle şeylerden rahatsız olmuyorsanız, Lombak usulü iki kutu fitil atılıp intihar da edilebilir.

Yine de en zahmetsizi yüksekten atlamaktır. Yalnız atlanacak yeri seçmek çok önemli, örneğin depremde balkondan atlayıp kurtulanların sayısı garip bir şekilde fazla olunca, "Demek ki daha da yüksek bir yere çıkmak lazım. Millet boşuna köprüye çıkmıyor?" düşüncesinin uyanması kaçınılmaz olmuştur. Zaten köprüler her yerde popülerdir. Önde gelen intihar köprülerinden biri olan Golden Gate turuncu-kırmızı bir renge boyanmıştır. İntiharı düşünen kararsızsa, kırmızı renk ile canlansın ve belki vazgeçsin diye. Bizde ise köprü boyasızdır ve vazgeçirme görevi polisindir.  Üniformalı ve sivil bir sürü polis dolar oraya. Bir kısmı konuşur, bir kısmı da bir punduna getirip kolundan bacağından yakalamak için "atıl kurt!" manevrası yapar. Tutarken kaçıranı da gördüm televizyonda. Adam aşağı düşerken bir elinin dışını diğer elinin içine vurarak "tüh be" yaptı. Buna rağmen her zaman atılan birileri oluyor. Ancak bir gün, başpehlivanlık güreşini kaybettikten sonra depresyona giren ve yağlı yağlı intihar etmeye gelen pehlivanı tutmak sözkonusu olunca, kimsenin bu işe kalkışacağını düşünmüyorum. Tabi bir de bu esanada aşağıda, yaz gecesi boğazda tekne turu atanların, ya da vapurda çay içip sahili seyredenlerin durumu var. Valla dikkat etmek lazım; "Dikkat Adam Düşebilir".

Tanrı da bozuluyor intihara. Ayıp oluyor, günah oluyor. Haklı tabi, Azrail işsiz mi kalsın? Hatta Tanrı ara sıra müdahale ediyor, köprüden atlayanları kurtarıyor. Kafasına kurşun sıkanlar hayatta kalıyor. "Öldürmüyorum lan, hadi bakalım!" müdahaleleri bunlar.

Bir de ötanazi var. Neonazi ile karıştırmamak gerek. Tarifi karışık. Orhan Veli olsa "Ölmek istiyorum, ölemiyorum" diye tarif ederdi. Tabi ergen kızların ağlayarak yatağın üzerine atlayıp "ölmek istiyorum" demesinden farklı. Kendinizi öldüremeyecek durumda olup başkasından sizi öldürmesini talep etmek oluyor biraz da. Ancak yardım etmek de riskli, Kevorkian gibi katil diye kodese girmek de var. Yani ölen "Allah razı olsun" derken, yasalara göre katil oluyorsunuz. Bu durum esasında "düşüne bir tane de sen denkleştir" zihniyetinin yansımasına dönüşüyor. Adamın canına tak etmiş, ölmek istiyor ama eli ayağı tutmuyor, devlet de sadistçe onu hayatta tutuyor, biraz daha sürünsün diye. Yani bütün anayasalar sürünme hakkınızı güvence altına almış, merak etmeyin. Bunu aşmak için Ramon Sampedro gibi 11 kişilik, parmak tutmalı, çocuk tekerlemeli planlar yapmak gerekebiliyor. Bu siyanürü almış, bu bardağa koymuş, bu su eklemiş, Ramon içmiş, bu salak da hani bana hani bana demiş. Sonrasında "Kara Murat benim" hesabı binlerce İspanyol "Ben de yardım ettim ölmesine" diye dilekçe yollayabiliyor.

Eski Tümgeneral Rıza Küçükoğlu olsa Ramon’a ceza verir miydi? Veremez, Ramon çoktan Matrix’den çıktı.

Emre 2006

 

Eski  G V Z  Sayıları 

09/01/2006 | 26/01/2006 | 07/02/2006