mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 

16/01/2007




ŞU SAÇIMA BİR DÜZEN VER

 

Berber İsmail’in tabelası “Kuaför Asım” olmuş. İsmail abi dışarda taburede gazete okuyor. Bırakmış bu işleri, devretmiş dükkanı, bıkmış saç teneffüs etmekten. “Nasolsa bir gün sakal traşı esnasında cinnet geçirip gırtlak keserek bırakacaktım bu işi. O aşamaya gelmeden kendi rızamla bıraktım” diyor. İçerisi neden bu kadar kalabalık İsmail abi? Gidişinin şerefine mi? Yoksa artık gönül rahatlığıyla sakal traşı olmaya mı geldi mahalle sakinleri? Üçüncü dünya adetlerinden uzak kaldığım için Berber İsmail hatırlatıyor üç gün sonraki gibi bayramlarda traş olunduğunu ve cici elbise giyinildiğini. İyi de koyun keseceksiniz, traşla ne alakası var ki? İsmail de koyun kesecek ama cinnet maksatlı değil, cennet maksatlı. Neyse geldik bir kere, biraz bekleyelim. Bir maçonun manitasına sorduğu gibi, benden önce kaç kişi olduğunu soruyorum Asım’a. İki kişi varmış. Demek ki bekleyenlerin önemli bir kısmı muhabbete gelmişler. Herhalde berberi lafa tutup kulak kesmesini falan izleyen bir grup sapık var. O berber senin bu kuaför benim dolaşıyorlar. İsmail boşuna bu hale gelmedi tabi. Böyle şeyler yasaklanmalı oysa. Nasıl otobüslerde "Şoförle konuşmayın" yazıyorsa berberde de "Berberle konuşmayın" yazmalı.

Bu şoförle konuşmayın muhabbeti de ilginçtir esasında. Yani keşke o cümlenin devamı da olsa:
"Şöförle konuşmayın, ağzı çok bozuktur, siz bilirsiniz"
"Şöförle konuşmayın, size küstü"
"Büyük lokma yutmayın, şöförle konuşmayın"
"Şöför sağır"

Asım çok asık suratlı, ve slow motion. Daha doğrusu motion pek yok slow'luk ağır basıyor. Slovak mıdır nedir?

Bu mahalleye normal bir berber gelecek mi acaba? Nedense geçmişte çok az normal davranan berbere gittiğimi farkettim. Ya ben gidip en garip berberleri buldum ya da berberlerin çoğu bir garip.

Örneğin berber Sadettin vardı. Yaklaşık yirmi yıl evvel babamla giderdik, Feride Geçidi’nin oradaydı. Babam ve Sadettin, musiki meraklısı idiler. Onun için epey bir yürür ona giderdik. Sadettin, orta dalga radyosu ve kafeste saka kuşuyla tam bir berberdi. Cüceden hallice olduğu için, iki basamaktan oluşan ahşap bir merdiveni vardı. Traşı onun üzerine çıkar yapardı. Ancak ben çocuk olduğum için berber koltuğuna oturunca kafam kayboluyordu tabi. Bunun için berber koltuğunun kolçakları arasına konulmuş bir küçük oturak vardı oraya otururdum. Ancak bu kez de Sadettin için biraz fazla yüksek kalıyordum. Sadettin bu durum için iki basamaklı merdiveninin üzerine portatif bir yarım basamak yaptırmıştı. O da hemen onun üzerine çıkardı. Orta dalgada bir süre sonra musiki başlayınca tabi ki derhal Sadettin de başlardı icraya. Radyoda çalan her şeyi çok severek söylerdi, sanki hiç sevmediği şarkı yoktu.  Parçaların hisli yerlerinde traşa ara verip, gözlerini kapatır ve sanat müziği söyleyenlerin sık sık yaptığı gibi, bir eliyle yarım dairesel, suyun yüzeyinden bir şey itekler gibi, havayı yaran hareketler yapardı. Bu esnada Sadettin’in elinde makas olmasından dolayı, ben de zikir çeker gibi, aynı anda öne eğilir ve kafama makasın saplanmamasını umardım. Sadettin beni hiç yaralamadı ama, bir başka çocuğu traş ederken ve favori şarkısı “Karam aman aman...” çalarken ve, şimdilerde sadece travesti-divalarda görebileceğimiz bir coşku sergilerken, yarım basamaktan kayarak düşmeye başladığını, son anda koltuğa tutunmaya çalıştığını ancak koltuk yerine çocuğa tutunduğunu ve onu da beraberinde düşürdüğünü, çocuğun ve Sadettin’in olayı hafif sıyrıklarla atlattığını, ancak çocuğun babasının, Sadettin’in son anda kafasını yana çekmesinden dolayı, yarım basamak tahtasını Sadettin’in omzuna denkleştirmek zorunda kaldığını ve Sadettin’in bu olaydan sonra dükkanı kapattığını, karışıklıktan yararlanan saka kuşunun sıvıştığını öğrendik sonradan. Ara sıra bisikletle oradan geçerken kuş sesi geldiğinde hemen arkadaşlarla birbirimize şöyle derdik :

-- Sadettin’in kuşu! 

Asım, Hendrix kafa bir çocuğu traş etmeye başlıyor. Asım’ın bir berber olarak böyle birini iki numaraya vurmayı canı çekiyor mu acaba? Yani, bir kasaba beslediğiniz kuzuyu gösterseniz onu okşamaktan çok, altı dakika içinde nasıl çengele takacağını düşünmesi daha normal olmaz mı? Acaba Asım dayanamayarak iki numarayla Hendrix’in saçında bir yol açsa çocuk Asım’ı mahkemeye verebilir mi? Bu eylem taammüden kısmi eşşek traşı olarak mahkemede yargılanır mı?

Bir seferinde de, Berber İsmail’in hastalandığını dükkanın camındaki kağıttan öğrendikten sonra, bir kaç sokak ötedeki berbere gitmiş ve sıraya girmiştim. Berber, bir zamanlar herhangi bir tahtın varisiymiş de, yurtdışına sürüldükten sonra İstanbul’a yerleşip berberliğe başlamış bir aristokrat kibarlık içerisinde traş ediyordu müşterisini.  Nerede o şampanyalı, valtzli günler diyecekti sanki. Traşı bitirdikten sonra, tam kalkmak üzere hamle yapan müşterisini durdurarak ve küçük bir masajın çok iyi olacağından bahsederek, dolaptan altın arama dedektörü gibi bir alet çıkardı. Düğmesi ileri doğru ittirildiğinde ileri geri titreşmeye başlayan, bir kademe daha ittirildiğinde hem ileri geri hem de yukarı aşağı titreşmeye başlayan bu garip aleti berber koltuğundaki zavvallı kobayın sırtına yapıştırıverdi. Kobay bey berberin kibarlığı karşısında itiraz edememekle birlikte, sırtında oluşan şiddetli titreşimden dolayı irkilerek hafif hafif ileri doğru eğilmeye başlarken, Aristokrat Berber ise müşterinin daha aşağılara da masaj yaptırmak üzere, adeta “Oh oh, şurayı da kaşı” dermişcesine eğildiğini zannederek, sapık vibratörüyle daha da yüklenmeye başladı. Kobay bey sağ sola dönerek geçiştirmeye çalıştıysa da, bir asfalt delme azmi içindeki Sapık Aristokrat Berber, daha da yüklendi. Kobay bey tutunmak için kullandığı elini kolçaktan çekip, hafif yan dönerek  durması için berbere işaret ederken, Kobay beyin yan dönmesini fırsat bilen, Gözü Dönmüş Vibratörlü Sapık Aristokrat Berber, adamın böğrünü titrettiriverdi. Meğer tam da orasından çok huylanan Kobay bey, diğer kolçağa tutunduğu elini de öne doğru refleks bir sıçrama ile bırakınca, koltuktan kayarak lavabonun altına doğru süzülüverdi. Panikleyen berber sapık vibratörünü titrer vaziyette tezgaha koyarak yardım için koltuğa adeta atlarken, Kobay bey lavabo altından, Mahruki’nin yardımı olmadan ıkına sıkıla çıkmayı başardı. Berber yüzlerce kez özür dileyerek kırılıp dökülünce, Kobay bey normalde yapması gereken hönkürmeyi gerçekleştiremedi. Ancak bir an önce ceketini giymek ve gözünde Marki De Sade’ın şatosuna dönüşen bu dükkandan kaçmak istiyordu. Berber ikinci yüzlerce kez özürünü diledikten sonra Kobay beyin ceketini tuttu. Tabi genel berber raconuna uygun olarak o ceketin, hiç de gereği yokken fırçalanması gerekiyordu. Bu iş için berber hemen tezgahda duran kalın saplı fırçasını aldı ve düğmesine bastı. Bir titreşim sesi duyuldu. Kobay bey, ben ve benden sonraki müşteri, adeta kapıda birbirimizi ezerek dışarı fırladık.

Dışarda oturan berber İsmail’e soruyorum:

-- İsmail abi, Asım’ın eli biraz ağır mı ne?

-- Tosbağa Asım’dan mı sözediyorsun?

-- Çok iyi ya. Tosbağa Asım demek. Anlaşılan bu mahalleye normal bir berber gelmeyecek.

-- Ben normal değil miydim yani?

-- Sen de çok sinirliydin be İsmail abi

-- Ne demek sinirliydin?! Ne zaman gördün sinirli olduğumu?!

-- Her zaman. Yani ... daha geçen ay kapıda birini azarlıyordun.

-- O şerefsiz, bir favorisini diğerinden daha kısa kestiğimi iddia etmişti. Benim kestiğim favoriyi lazer kesemez tamam mı?! Benim canımı sıkmasınlar?! Otuziki yıllık berber İsmail’im ben, tamam mı?! Sanatçıyım ben sanatçı, tamam mı?!

-- Kurban olayım sinirlenme İsmail abi.

-- Kurban olma. Ben çoktan koyun aldım. Ama o koyuna da gıcığım. Nanköre ot götürüyorum, üstüme yürüyor. Bayramda görüşücez ama ... Asım! Hadi be oğlum. Sen kesene kadar adamın saçı yeniden uzuyor be!  

 



Emre 2007


 

Eski  G V Z  Sayıları 

09/01/2006 | 26/01/2006 | 07/02/2006 | 22/02/2006


06/04/2006 | 24/04/2006 | 03/05/2006 | 25/05/2006

02/06/2006 | 26/06/2006  | 04/08/2006 | 15/08/2006

21/08/2006 | 12/09/2006 | 19/09/2006 | 02/10/2006

03/11/2006 15/11/200607/12/2006  |  27/12/2006