mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 



13/04/2007



AYNI BABASI


Masanın üzerine yayılmış kitaplarından birinden altı çizilmiş satırlara bakar. Aradığı yeri bulunca, önünde daha sağda duran, başlığında LOST Sayıları yazan çizgili dosya kağıdına dört eşittir Tabula Rasa eşittir boş bilinç başlığı atarak altına kurşun kalemle yazar. Bütün sayıları tamamlamıştır. Diğer kitaba geçerek arasına önceden bir gazeteden öylesine koparılmış bir parça koyarak işaretlediği sayfayı bulur. Diğer çizgili dosya kağıdına geçer. Başlığına “Dharma Amblemi – Sekizli Trigram” yazar, Tri eşittir üçlü gram eşittir işaret diye not düştükten sonra her bir yüzeyinde karşı yüzeyin tersi üçlü yin yang işaret bulunan bir hexagramı kurşun kalemle çizmeye koyulur. Kapı çalınır, kalemi kitabın arasına koyup kapatır. Gözlüğünü çıkarır ve kapıyı açmaya gider. Oğlu ve gelini gelmiştir. Gelinini görünce heyecanla lafa girer :

-- Hoşgeldiniz. Ay kızım iyi ki sen de geldin, sen olmasan bu herşeye kızıyor. Aynı babası, ona da bir şey söylenmiyor, hemen bağırıyor. Bu sabah elektrikli süpürgeyi çalıştırdım diye evin içinde naralar attı. 

-- Anneciğim istersen bir sokak kapısını kapatalım önce, sonra buraya geliş sebebimiz olan uzaktan kumandayı konuşalım, ben bir delireyim, sen ondan sonra gelinine her şeye kızmamdan bahset.

-- İşte hep böyle. Anca annene bağır zaten. Aah ah, ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar. Basma ayakkabılarınla oraya, yeni sildim!

İçeri geçerler.

-- Kumanda diyorum, ne yapamıyorsun?

-- Kayıta başlayacağım sırada ekrana el çıkıyor, kayıt yaptırtmıyor. Kumandayı bırakıp gidip üzerindeki tuşa basınca kayıt yapıyor. Kumanda bozuk galiba.

-- Ekrana el mi çıkıyor, elden kasıt nedir?

-- Hatta babana da denettim onda da el çıktı, sen şimdi bana inanmazsın

-- Ekrana el...

-- Kızım, bir sürü belgeselin başını öyle kaçırdım, basıyorum olmuyor

-- Anne, bir saniye. El...

-- E öyle başını kaçırınca da güzel olmuyor, şimdi servis çağırsan dünyanın parasını ister. Bu çocuk da gelince hemen sinirleniyor.

-- Anne, el nasıl çıkı...

-- Ben onun kadar elektronik bilmiyorum tabi. Nasıl bileyim evladım, biz onun gibi elektronikle büyümedik. Liseye giderken Commodore’u vardı.

-- Anne diyorum!

-- Al işte hemen bağırıyor. Aman, yap da şu kumandayı, istediğin kadar bağır. İdare edeceğiz artık. Babası da aynı böyle. Öğlen bire kadar yatıyor evladım. Ben ne zaman açacağım süpürgeyi?

-- Anne dinler misin?

-- Efendim

-- El diyorsun, nasıl çıkıyor, ne yapıyorsun?

-- Bir şey yapmıyorum oğlum. Sen ne dediysen onu yapıyorum, olmuyor. Hayır sırf ben yapamasam, benim kabahatim derim. Babasına da denettim, o da yapamadı. Bu inanmaz diye ona da denettim. Yoksa bana elektronik cahili der bu.

-- Anne...

-- Aşağıda Muammer hanımların mühendis oğlu var, onu çağıracaktım ama Ankara’daymış. Geçen ay kombiye bir şeyler oldu, geldi çocuk sağolsun, bir düğmeye bastı düzeltti. Buna söylesen hayatta gelmez, bizi burda dondurur, ama gelmez.

-- Anne! O çocuk sadece kombiyi açmış kapamış, hepsi bu! Şimdi, normal zamanda ne yapıyorsan aynısını yapar mısın?

-- Ayy, laf da söylenmiyor. Peki, ver bakayım kumandayı. Basıyorum kırmızı tuşa...

-- Bas

-- A aaa, şimdi kayıt yapıyor. Ay şimdi inanmaz bana. Babası şahit, kaç kere denedik.

-- Anne...

-- Hayır yanlış tuşa bassam şimdi de basarım, olmuyor evladım, aa, bilmez miyim?

-- Anne...

-- Oğlum inanmıyorsun, kaç kere...

-- Anne! Nereden çıkarıyorsun ya inanmadığımı?!

-- Bağır bağır. Biz öldükten sonra aklına gelecek bu bağırdıkların. Sevgi yok sende.

-- Şimdi durduralım kaydı ve ...

-- Rahmetli beybabam derdi zaten, bu çocuk çok soğuk diye

-- Şimdi! ...durduralım kaydı ve aleti kapatalım sen bir baştan yap.

-- Eh peki. Basıyorum... tamam kapandı. Şimdi tekrar açıyorum, ... kırmızıya basıyoruum, ... Hah! Ekrana el çıktı! Ay ne kadar sevindim, kalbim temiz.

-- Anne o el...

-- Ay Allahım ne iyi oldu. İnanmaz yavrum, öyle sabit fikirlidir. Ayynı babası.

-- Anne...

-- Hayır servis çağırırım aslında ama gelmeleri üç gün sürüyor, küçük bir şey için şimdi o kadar para nasıl vereyim? Emekliyiz evladım, bak bu ay dünyanın yakıt parası geldi. Yakında oğlumuz var diye güveniyoruz ama sen olmasan gelmez.

-- Anne ip var mı? Kendimi avizeye asacağım!

-- Daha da yaşlanınca ne yapacağız diye endişeleniyorum. Bu bize bakmaz, ancak gözüyle bakar. Aah küçücüktü, elim kadardı, keşke hiç büyümeseydi dediğim oluyor bazen

-- Benim de oluyor!!! ... O ekrandaki işarete gelince, ... anlamı bekle demek!

-- Evladım belgesel başlamış ne diye bekleyeyim, hemen kaydetmem lazım

-- Alet bir hazırlık yapıyor sonra kayda hazır hale geliyor! Ben sana bunları  telefondan bir bir yazdırdım ya, neden okumuyorsun?! Hem nerde o kağıt? Okumadığın gibi, bir de kaybettin değil mi?!

-- Ne münasebet, bu evde hiç bir şey kaybolmaz. Telefonun altındadır o.

-- Kaydedicinin kılavuzunu telefonun altına mı koydun?

-- Orası benim arşivim. Karışma işime. İşte bunların arasındadır. Hayır, iftira atıyor, okudum kızım, yazdırmadı öyle bekleme vardır falan diye. Hay allah, bak arayınca da bulunmaz. Ay adım gibi biliyorum burada olduğunu. Hah ... işte. Al, buyur, bak bakalım.

-- Bu bir market broşürü. Bunun üstüne mi yazdın?!

-- O sırada elime bu geldi

-- İp var mı ip?!

-- İp yok ama terlik var istersen!

-- Buraya kafana göre yazmışsın, yanıp söner demişsin, o sırada bekleyeceksin işte, onu yazmamışsın.

-- Kızım bağırıyor hemen, korkudan bu kadarını yazmışım, ona da şükür. Hem gerek yok ben anladım hepsini. Açılınca kırmızı tuşa basılı tutuyorsun hazır olunca kaydediyor.

-- Yahu basılı tutma nereden çıktı! Yanıp sönmesi bitince kaydedeceksin.

-- Yanıp sönmesi uzun sürüyor, onu bekleyene kadar belgeselin başı kaçıyor, ben öyle istemiyorum. Bana hemen kaydetmeli tarif et.

-- O zaman açık tutacaksın sürekli, belgeselin başlarken biraz evvel yaptığın gibi basacaksın tuşa

-- Oğlum öyle sürekli nasıl açık tutayım, elektrik harcar.

-- Yahu o kadar harcasın! Başka yolu yok işte!

-- Ben de seni biliyorsun diye çağırdım, o kadarını bizim kapıcı Hamza da söylerdi

-- Hamza’ya sor o zaman bundan sonra, lazer kılıcıyla gelsin elleriyle kayıt yapsın!

-- Ben Muammer hanımın oğlu gelsin ona sorarım en iyisi. O biliyordur mutlaka

-- Keşke ben de Muammer hanımın oğlu olsaydım, belki sözümü dinlerdin biraz!

-- Sen onun oğlu olamazsın. Muammer hanım sana bir dakika tahammül edemez. O pabuç diline katlanmak için bendeki sabır yok o kadında. (Gelinine döner) Evladım hep böyleydi bu. İlla kendi dediği olacak. Aynı babası. Dün geceyarısı mutfağa girmiş domatesli biberli sucuk yapmış, batırmış her yeri. Yoruluyorum artık kızım arkasını toplamaktan. Bu oğlan da böyle bağırmaktan başka bir şey yapmıyor. Babasını karşısına alıp, geceyarısı sucuk pişirmemesini söylemiyor ama.

-- Manen yoruldum anne, biz gidelim!

-- Olur mu meyve çıkardım?

-- Muammer hanımın oğluna yedirirsin onları!

-- Bak görüyor musun sivri dilini? Hemen laf sokuşturacak. Aynı babası evladım. “Muammer hanımın kocası hiç geceyarısı sucuk pişirmiyor” dedim. “O zaman yarın akşam onu da davet ederim” dedi. Bunlar sülalecek sivri dilli evladım. Dur poşetinize koyayım şu armutu evde yersiniz, çok güzel deveci armutu aldım pazardan beş kilo. Babası her akşam bir tane yiyor diye çok aldım.  Meyve yetiştiremiyorum kızım, geleni götürüyor, Allah seni inandırsın günde iki kilo meyve yiyor. Kollarım koptu taşıyana kadar. Hiç yardım edenim yok. Babası sadece sucuk pişirip mutfağı batırmayı biliyor.

-- Görüşürüz anne. Canımı sucuk çektirttin.

-- Al işte, aynı babası.

.........

Kapıyı kapatır. Hemen gider ve elektrik harcayan kaydedici ve televizyonun kapatır. Henüz kuantum fiziği ile ilgili belgeselin başlamasına yirmi dakika vardır. Oğlu ve gelini geldi diye fazladan yaktığı ışığı da kapatır, sadece masayı aydınlatanı açık tutar. Tekrar masaya oturur ve sekizli trigramını çizmeye koyulur.

 


Emre 2007


 

Eski  G V Z  Sayıları 

09/01/2006 | 26/01/2006 | 07/02/2006 | 22/02/2006


06/04/2006 | 24/04/2006 | 03/05/2006 | 25/05/2006

02/06/2006 | 26/06/2006  | 04/08/2006 | 15/08/2006

21/08/2006 | 12/09/2006 | 19/09/2006 | 02/10/2006

03/11/2006 15/11/200607/12/2006  |  27/12/2006 

16/01/2007 | 12/02/200712/03/200729/03/2007