mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 



12/07/2007


 

SURAT TÖKMEK

Surat dökmek, bir Ortaçgil şarkısından beri ilk defa bizim Aysel’le gündeme geldi. Bizim Aysel dediğim bizim kadın. Kadın dedim, çünkü herkes temizliğe gelenlere “kadın” diyor. Tanju Okan’ın “Kadınım” diye şarkısı var. Örneğin annem de öyle der.

-- Telefon ettim, çarşamba günü olabilirmiş. Babamla gidersiniz.

-- O gün gidemem

-- Neden?

-- Eve kadın çağırdım

-- Ne demek eve kadın çağırdım anne ya? Sağlığından daha mı önemli?

-- Olmaz, kadın her zaman gelmiyor.

-- Gelmezse gelmesin.

-- Gelmesin de senin evine benzesin değil mi? En son futbol topu büyüklüğünde toz topakları uçuşuyordu

-- Yanlışın var. O büyüklüğe gelince toplar artık uçmaz. Amerikan çöllerinde yuvarlanan çalılar misali, yerde dönerek ilerler. Üstelik onları ben özellikle tutuyorum evde.

-- Elbette mantıksal bir gerekçen vardır her zaman olduğu gibi

-- O bir robot sayılır. Toz topağı yuvarlanırken diğer tozları da tutuyor. Ben yatarken o evin içinde yuvarlanarak temizlik yapıyor. Deniz topu büyüklüğüne gelince camdan atıyorum, oluyor bitiyor.

-- Bir gün seni de o topun içinde bulacağız, ama ne zaman? Ara sıra sen de evine bir kadın çağırsana!   

-- Çağırıyorum

-- Gözlerim yaşardı. Sen evini temizletir miydin?

-- Temizlik amaçlı değil

-- Ya ne amaçlı?

-- Öpüşüp koklaşma amaçlı

-- Aman ne komik, edepsiz!

-- Allah allaaah, eve adam çağırdım demişim gibi davranıyorsun

-- Onu da yap bari! Her neyse, Çarşamba gitmem, kadın gelecek!

Aysel’in suratını dökmek dediği, can sıkkınlığı, rahatsızlık ifadesi. Yani gazı varmış, ya da burnuna kötü bir koku gelmiş gibi bir ifade. Askerde bir arkadaşımız vardı. İsmini bilmiyorum çünkü daha ilk günden sonra kendisine “Bok koklamış” denmeye başlandı. Devamlı suratında memnuniyetsiz bir ifade ile dolaşıyordu ortada. O bizler gibi çözüm aramıyor ve rol yapmıyordu. Sefil bir yerdi orası ve oraya uygun yüz ifadesi de buydu. Bizim ondan farklı olarak, bu sefaletten gülünecek bir şeyler çıkarma refleksimiz harekete geçmişti. Bu açıdan ona çok şey borçluyduk, onu gördükçe bizim de neşelenesimiz geliyordu. Bok Koklamış’ın ismi bir süre sonra Koklamış ve Toktamış’tan ses çağrışımı ile Bok Koklamış Ateş oldu. Bu aşamada otomatikman kızılderili şefliğine terfi etti ve ismi Bizon Boku Koklamış Ateş olarak güncellendi. Bir gün ziyaretçiler arasında babasını gördük. Daha da memnuniyetsiz yüz ifadeli babasıyla konuşmaya başladıklarında uzaktan rap atışması yaptıkları sanılabilirdi. Biz de onları seslendirmeye karar vermiştik.

-- Nasılsın ailenin yüz karası?

-- Hamdolsun. Bok koklayıp gidiyorum.

-- Askerdeyken seni evlatlıktan reddettik

-- İsabet olmuş. Dönüşte yüzüne kezzap atacaktım bana bir mazeret verdin.

-- Annen ziyaretine gelmedi. Çirkinliğine dayanamıyormuş

-- Güzellik olarak anneme çektiğim için üzgünüm. Başka bir diyeceğin yoksa git buradan.

-- Var. Beter ol inşallah

-- Eve döndüğümde olacağım zaten, merak etme.

Derken bir gün kendisine Bizon Boku Koklamış Ateş dendiğini öğrendi. Gülmeye başladı, “Haklısınız, biraz somurttum galiba” dedi. İsminin Tuncer olduğunu öğrendik. Tuncer o günden sonra somurtmasını azalttı ve bütün büyüsü bozuldu.

Aysel’in akrabaları gelince kocası suratını dökmüş, oturmuş bir köşede. Aysel memnun değil tabi bu durumdan. Kocasını zehirleme planlarını öne almayı düşünüyor.

-- Günde dört paket içiyor. Bunun akciğer kanserinden ölmesi ne kadar sürer ki?

-- Bilmem, belki yirmi sene. Ne sigarası içiyor?

-- Ne bileyim, yerli işte

-- O zaman on sene beklersin

-- O da çok. Bana bir iki aylık bir şey lazım

-- Malatya’ya İncil satmaya yolla

-- Gitmez o tembel

-- Koltuğunu camın kenarına koy. Elbet bir maganda kurşunu gelir.

-- Bir şey olmaz o domuza. Kalın kafasından seken kurşun bize gelir.

-- Kafasına vursan ağır bir cisimle?

-- Olan cisme olur. Balta alacak paramız olmadığı için odunları kafasında kırıyoruz zaten.

Aysel gerçekten kocasını öldürmek istiyor mu bilemiyorum ama kocasının suratını dökmesine çok sinirlenmiş. Esasında kocasına hep sinir oluyor. Zorla evlendirmişler. Ne oldum demeden iki çocuğu olmuş. İstanbul’a gelmişler. Kocası kaza geçirmiş, sakat kalmış. Geçimi Aysel üstlenmiş, elinden gelen tek iş olan temizlikçilik yapmaya başlamış. Kocası kaba, şikayetçi ve sigara parası talepçisi. Kayınpederlerine yakın oturuyorlar. Kocasının kendir kesişine bakarak da tahmin edilebileceği gibi, kayınpederi torunlarının kendi bakkal dükkanından aldığı gofret ve kağıt mendilin parasını bir deftere yazarak, beleşe ısınmak için akşam evlerine gittiğinde Aysel’den isteyebilecek, Moliere’in bile aklına gelmeyecek, dini imanı para olduğu halde anlamsızca namaz kılan, muhtemelen o kıldığı namazlar için öbür dünyada Tanrı’ya da fatura ibraz edecek olan bir sansar. Evsahibi ve kocasının akrabası olan sırtlan karıya da, kirada oturdukları gecekondunun yosunlanan duvarlarını ve küflenen kilimlerini gösterdiklerinde, akan çatıyı tamir ettirmenin gereksiz olduğunu söylüyormuş.

Aysel katlanıyor. Aysel’in köyüne dönme şansı yok. Bir bahaneyle öldürülecek. Aysel’in adalet kavramıyla bizimkiler arasında bir benzerlik yok. Aysel kafamızı öbür tarafa çevirdiğimizde, halimize şükretmemizi sağlayanlardan. Esas sorun, Aysel’in kafasını öbür tarafa çevirdiğinde kendi haline şükredeceği birini henüz bulamamış olması.   

Aysel, işte bu bilgeliği içinde hayat dersini veriyor :

-- Surat tökmek, heç iyi bir huy değildir.

  


Emre 2007


 

Eski  G V Z  Sayıları 

09/01/2006 | 26/01/2006 | 07/02/2006 | 22/02/2006


06/04/2006 | 24/04/2006 | 03/05/2006 | 25/05/2006

02/06/2006 | 26/06/2006  | 04/08/2006 | 15/08/2006

21/08/2006 | 12/09/2006 | 19/09/2006 | 02/10/2006

03/11/2006 15/11/200607/12/2006  |  27/12/2006 

16/01/2007 | 12/02/200712/03/200729/03/2007


13/04/2007  |  29/04/2007 09/05/2007  |   25/05/2007

24/06/2007