mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 



12/02/2007





BENİM RÜYAM


Tanrım, yine alt kattaki adam horluyor. Saat 02:45’i gösteriyor. Sırtüstü yatarsam belki duymam. Yok duyuyorum. Tam gözüm kapanır gibi oluyor horultuyla hopluyorum. Zaten taktım artık, sürekli duyarım. üçbuçuk saat sonra kalkacağım, uyumam lazım, ama uykum kaçtı kaçacak.

Kızasım geliyor ama ortada kızacak bir muhatap da yok. Horlayan adama kızamıyoruz, istemsiz olarak horluyor. Onu dürtmeyen karısına kızamayız. O alışmış duymuyor. Belki de kadın horluyor adam onu dürtmüyordur. Erkekler ağlamaz kadınlar horlamaz diye bir kural yok. Hem benim için ne farkeder ki? Yoksa meclise mi kızmalıyım. Öyle ya, horlama marifetiyle üst kat komşusunu rahatsız etmek suç olsaydı, şak adamı zindanlara attırır,   Demonte Kristo Kontu yaptırırdım. Belki de apartmanı, alt kattaki komşunun horlamasını üst kattakinin duyacağı şekilde yapan müteahhide kızmam lazım. Bir de kendim varım elbette. Ne diye duyuyorum ki? Başkası olsa aldırmaz bile. Neden bu kadar tavşankulak bir insanım? Belki de daha iyi bir apartmana taşınacak parayı kazanamadığım için  kızmalıyım kendime. Ancak en kolayı şüphesiz Tanrıya kızmak. Ne diye bu horlayan adamı alt katıma komşu yaptı ki canım?!

Salona gidip yatabilirim, gidemiyorum, karım ve digitürk orada toplantı halindeler. Evlenmekle büyük hata ettim. Al işte yatak odasında bir mahkumum. Geçen gün kulağıma pamuk tıkamıştım ama fayda etmemişti. Çaresiz yine walkman’den medet umacağım. Haydi kalk kös kös diğer odaya git, çantadan walkman’i el yordamıyla bul, dışarı çık. Bu ses de ne? Hayyam’ın kuyruğuna bastım. Senin ne işin var koridorda? Hadi koridorda işin var ayağımın altında işin ne? Benim gözümde fosfor yok. Üstelik gözlerim kapalı.

Walkman dinliyorum gözlerim kapalı.

Bir adam horluyor.

Duyuyorum, uyuyamıyorum.

“Bu ses de ne?” diye karım çıkıyor içerden. Kedi canlı mı diye kontrol etmek için kuyruğuna bastım. Canlı,  telaşlanacak bir şey yok. Elimde walkman’in hiçbir işi yok, sadece arkadaşız. Evet yine aşağıdaki horluyor. 

Uyumak amacıyla walkman dinlemek aletin ruhuna aykırı mı acaba? Belki de aletin ruhunu yanlış anladılar. Fişe takıp küvetteki suya bırakıldığında, küvetteki şahıstan sizi ebediyyen  kurtaran ve “huzur sağlayıcı” olarak da kullanılan bir cihaza neden sadece saç kurutma makinası deniliyor? Hem zaten ben Coşkun durumundayım, walkman’in ruhunu değil bedenini istiyorum.

Ben bir yanyatarım. Kulaklıkla yan yatmak mümkün değil. Sırtüstü yatmak gerek. Öyle olunca uykum gelmiyor. Tek kulağa kulaklık takıp yan yatmak faydasız. O horultu bir yolunu bulup sızıyor aradan. Sırtüstü yattım. İki kulağıma da kulaklığı taktım, Grapelli’yi seçtim. Oh bu biraz iyi geldi. Sen alışkınsın oğlum. Askerde aynı anda en az 30 kişinin horladığı ve en az 15 kişinin gaz çıkardığı koğuşlarda uyuyordun ya?... Uyumuyordum, ilk iki gün uyuyamayınca üçüncü gün bayılıyordum, tabi daha önce metan gazından bayılmamışsam. Ona uyumak denemez aslında, belki sızmak denebilir. Bahçedeki nöbet yerinde nasıl güzel uyunurdu ama? Nöbet bitmesin isterdim. Hafiften rüzgar eserdi ara sıra, kavaklardan hışır hışır yaprak sesi gelirdi, diye düşünürken uyuyakalıyorum. Uyumanın iyi taflarından biri, Freddy etrafta yoksa derhal bütün intikamları alma imkanının doğması. Ben sana gösteririm şimdi aşağıdaki.

Hakim koltuğuna çok yakıştım, cübbem fiyakalı. Aşağıdakini tutuklamışlar. Elleri kelepçeli sanık bölmesinde, boyun bükmüş, ellerini namaz kılar gibi kavuşturmuş, bana bakıyor.

-- Şu horlayan ikinci sınıf insan sen misin?

-- Niye horluyosunuz ki?

-- Hakkettin. Sen horlarken iyi miydi?

-- Ben istemsiz horluyorum

-- Çok yazık ben de seni istemsiz olarak cezalandıracağım. Ne yapayım kanun öyle istiyor.  Bir numaralı horlama yasası gereği, sanığın bir daha horlamasını engellemek için ağzına bir bütün patates tıkılmasına karar verilmiştir!

-- İstemsiz yapıyorum diyorum. Genzimden çıkıveriyor işte, ne yapayım?!

-- Genzini hor kullanmasaydın sen de... Patates sorumlusu, infaz edin!

İçeri Dart Vader elinde patatesle giriyor. Aşağıdaki bana dönerek :

-- Biraz saçma olmadı mı?

-- Oldu, ama bu benim rüyam. Sen ağzını aç bakayım. Aaa yap. Bak Marduk geliyor ... Bu ses de ne? Dart ? Senden mi geliyor bu nefes sesi?

-- Elbette, 30 senedir geliyor. Yeni mi duyuyorsun?

-- Valla canlı olarak yeni duyuyorum. Abi berbat ettin rüyamı ya. Şu aşağıdakinin horlaması bile daha iyiydi. Abi sen gidip telefon sapıklığı yap, sualtı belgeselinde oyna, ... ne bileyim nefesin kuvvetli muska yaz, sokakta kamyonetle patates soğan sat, hoparlöre ihtiyacın yok, ama rüyama bulaşma. Bak keyfimi kaçırdın, ver şu patatesi allasen.

Dart sinirlenip, patatesi bana fırlatıyor. Hemen ışın kılıcımı çekip patatesi havada ikiye ayırmaya yelteniyorum ama ışın kılıcım tutukluk yapıyor. Patates kafama geliyor. Hoplayarak uyanıyorum. Saat 3:55. Grapelli çalmaya devam ediyor. Horultu kesildi mi acaba? Kulaklığı çıkartıyorum. Adam başka türlü horlamaya başlamış. Sanki yanımda horluyor. Hayır bu horlama falan değil. Hayyam bir yolunu bulup odaya sızmış ve başucuma yatmış, mırıldıyor. Mırıldamak da bir çeşit kedi horlaması. Galiba aşağıdaki susmuş. Kulaklığı çıkarıyor ve yanyatıyorum. Oh yahu. Hayyam’ın mırıltılarıyla hemen dalıyorum uykuya. Bir bakıyorum ki kalabalık içindeyim, kürsüde zenci bir adam, elinde eski moda bir mikrofon, haykırıyor :

-- Bir rüyam var! Bir gün Alabama’da siyahlar ve beyazlar kardeşçe horlayacaklar!... Çok saçma oldu!

-- Evet, ama bu senin değil benim rüyam.  

 


Emre 2007


 

Eski  G V Z  Sayıları 

09/01/2006 | 26/01/2006 | 07/02/2006 | 22/02/2006


06/04/2006 | 24/04/2006 | 03/05/2006 | 25/05/2006

02/06/2006 | 26/06/2006  | 04/08/2006 | 15/08/2006

21/08/2006 | 12/09/2006 | 19/09/2006 | 02/10/2006

03/11/2006 15/11/200607/12/2006  |  27/12/2006 

16/01/2007