mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 


11/03/2008

 

ALDIRMA


-- Ne yani, nikaha bu kıyafetle mi gideceksin?

-- Evet. Ne oldu?

-- Olm saygısızlık.

-- Sanki damat benmişim gibi konuşuyorsun.

-- Farketmez.

-- İyi farketmesin. Ben böyle rahatım.

-- Arap entarisi giydiğinin farkında mısın?!

-- Evet, sen panik atak geçirdiğinin farkında mısın?

-- Evet, çünkü kardeşiz ve senin rezaletin bize de sıçrayacak.

-- “Kardeşim Arap vatandaşlığına geçti” dersiniz, konu kapanır.

-- Niye geçiyorsun Arap vatandaşlığına?

-- Milli futbol takımlarında oynamak için, belki de beşbin metre koşarım, bilemiyorum.

-- Onun için hemen entari giymek zorundaydın sen de.

-- Sen hiç entari giydin mi?

-- Elbette hayır

-- Ne kadar rahat biliyor musun? Ferah feza, havalandırma ne kadar kral biliyor musun?

-- Ulan nikaha gidiyoruz, başlatma havalandırmandan! Herkes bize bakacak!

-- Niye bu kadar aldırıyorsun?

-- A tabi. Nikahtan sonra füzemize binip Mars’a döneceğiz. Buradakiler ne derse desin diyorsun.

-- Evet, ne derlerse desinler.

-- O öyle değil güzelim. Senin şu entarini giymek için ya paran olacak, ya karizman, ya şöhretin. Yoksa palyaço derler!

-- Desinler. Palyaço artık derin anlam kazanmış bir figür, hisli insan anlamına bile geliyor. Ayrıca, kıyafetine bayılsalar ne olacak? Entari giymekle neden mahrum kalacaksın sen onu söyle bana.

-- Abi sosyal varlıklarız, millet bakar, kikirder, bu kadar baskıya gelemeyiz. Zayıflarız, sinirimiz bozulur. Prozac pahalı, psikiyatrlar soyguncu.

-- Aldırmaa...

-- Aldırmayabilemiyorum... ne biçim bir kelime oldu bu ya? Anladın di mi sen ne demek istediğimi? Oğlum, hatunlardan kaç tanesi entarini beğenecek zannediyorsun?

-- Sen bu takım kıyafetinle bir tanesini götür, sonra gel benim entarime laf et. Üstelik entari giyiyorum diye bir takım arapsal beklentilere kapılıp bana sulanan bile çıkabilir.

-- İnsan beğenilmek ister, sen genetiğe karşı geliyorsun bir kere. Arapların beğeneceği kostümü Arap olmayan yerde giyiyorsun.

-- Arap olmayan yerde entari giyilmiyor mu yani? Cemil İpekçi ne giyiyor?

-- O başka, o modacı, tarzı o.

-- Benim tarzım olamıyor mu? Ben de modacıyım belki?

-- Hayır, homo olmadığın için modacı olamazsın bir kere. Artı, öyle ben oldum demekle olmaz, kabul göreceksin, karizma şettireceksin. Ondan sonra istersen bornozla dolaş.

-- Entariyi giymek için illa bir onay almam lazım değil mi? Tıpkı evlenenler gibi. Onlar da sizden onay almak zorunda. Ya devletten, ya Tanrı’dan, ya aileden, ya kabileden illa onay alınacak. Nikaha bu kıyafeti giyerek inceden bir eleştiri bile yaptığım söylenebilir.

-- Tosbağa terbiyecisi kılığınla hangi ince eleştiriden bahsediyorsun?

-- Hue Hefner pijamasıyla nikaha gelse sorun olmaz ama değil mi?

-- Olmaz. Herifte para var, bu bir. Üstündekinin pijama değil ceket olduğunu söyler, sen de bir şey diyemezsin, iki. Yanında getirdiği karılara bakmaktan cekete bakmazsın zaten, bu da üç.

-- Matrix pardesü giysem ne olacak? Güneş gözlüğü... Kırmızı fitil mi, mavi fitil mi?

-- O bile daha iyi. Herkes bize bakacak diyorum sana!

-- Papa gelse ne yapacan ha? Patrik gelse ne yapacan?

-- Sen ikisi de değilsin! ... Bari fotoğraf çektirme.

-- Ya, aldırma diyorum... Sakinleş.

-- Yol ortasında çiftleşen köpekler kadar utanç vericisin!

-- Köpek açısından sorun yok, o insanın sorunu. Köpeğin yatak odasından yol geçirirken düşünseydi. Hem utanacağına biraz düşün. Neticede onlara alıştık değil mi? İki kere utanırsın, sonra geçer. Romalıları biraz daha oku, köpeklere rahmet okutabilirler. Biraz gamsız ol be kardeşim. En azından gamsızmış gibi yap. Zor geliyor olabilir, ama inan daha güzel bir hayatın olacak.

-- Entari giyerek mi daha güzel bir hayatım olacak?

-- Giyerek değil, benim entarime aldırmayarak. Anneannem ne giyecek nikahta?

-- Otuz senedir ne giyiyorsa onu.

-- İşte bu. Eline de çarşaf gibi mendilini alacak, bir de başörtü bağlayacak. Hepsi ayrı renk. Aldırıyor mu?

-- Onun gibi çok var etrafta. Sen entarinle tek başınasın, aldırmamak elde değil.

-- Kardeşim, millet manitadan ayrılır, aldırma dersiniz, sınavda başarısız olur aldırma dersiniz, işten kovulur aldırma dersiniz, hapse girer aldırma dersiniz, ben entariyi giyince gayet aldırmam gerekiyor.

-- O aldırmalar, aldırmamanın zaten mümkün olmadığı durumlarda, söyleyecek başka laf bulunamadığından, teselli ediyormuş gibi yapmak için söylenir. Sünnetçi vitrinindeki çalar saat hesabı, diyecek başka söz yoktur. Ne yani, işten kovulana “Hah, şimdi sıçtın. Umarım borç istemezsin” mi diyelim? Sevgilisinden ayrılana “Bana ne lan sevgilinden ayrıldıysan, herkes kırk kere ayrılıyor, hayret bişey” mi diyelim?

-- Jonas Hanway’i bildin mi?

-- Entariyi mi icat etti?

-- İngiltere’de şemsiyeyi yağmurdan korunmak için kullanan ilk kişi.

-- İngilizler ondan önce şemsiyeyi ne amaçla kullanıyormuş ki?

-- :) ... Güneşten korunmak için. Ve o her Allahın günü yağmur yağan İngiltere’de adam şemsiye kullanınca ne yapmış diğerleri?

-- Dalgalarını mı geçmişler?

-- Aynen öyle. Hem de onlarca sene. Sonra onlar da kullanmaya başlamış şemsiyeyi yağmurdan korunmak için. Şimdi güneşten korunmak için şemsiye kullansan ne olur peki?

-- Garip olur... Ama entari giymenin yanında lafı bile olmaz. Bana demagoji yapma, üstünde bir Arap entarisi var!

-- Kabahat bende. Pazarlık yapmayı bilmiyorum, önce nikaha çıplak gitmeyi düşündüğümü söyleseydim, şu saniyede entariye çoktan razı olurdun.

-- Sen kral mısın da nikaha çıplak gidiyorsun? Ortamı bir gözünün önüne getir, herkes takım giymiş sen entari. Dalga geçecekler diyorum ya!

-- Eğer bu gittiğimiz Arap düğünü olsaydı, sen de herkes giyecek diye benim gibi entari mi giyecektin?

-- Öyle bir düğüne gitmiyoruz.

-- Eğer gitseydik giyecek miydin?

-- Öyle bir düğüne gitmiyoruz.

-- Mesela, eğer ya da varsayalım diye başlayan bir soruya cevap vermeyen birisi kıvırıyor demektir. Entari giymeyecektin tabi. Gidip gururla yine takım giyecektin.

-- Evet. Ne olmuş?

-- Ne olacak, ikinci yüzün açığa çıkmış oldu.

-- Ne halin varsa gör, Allahın belası. Biraz daha tartışırsak geç kalacağız. Hadi giy takunyalarını da gidelim.

-- Ne takunyası? Nefret ederim. Bugün için aldığım kırmızı rugan kunduramı giyeceğim.

-- Ne?!... Ben... benim tansiyonum düşüyor, yığılacağım sanırım...

-- Otur şöyle, otur. Yahu bi sakin ol, bi aldırma ya...

 



  

Emre 2008


 


 

27/02/2008 Dolphin
13/02/2008 Hobi
28/01/2008 Kemer
17/01/2008 Yazı Olamamış Yazı Notları
08/01/2008 Rahimde Durduğu Gibi Durmaz
26/12/2007 Kasap Clark
14/12/2007 Yaşlı Yazarlarla Nereye Kadar?
06/12/2007 Yavuz Hırsız
05/11/2007 Gereği Düşünüldü
23/10/2007 Yersen
09/10/2007 Deli Bülent
26/09/2007 Bahşiş
09/09/2007 Sonuncu Mahmut
23/08/2007 Menemen
09/08/2007 Evril De Gel
29/07/2007 Beyaz Koyun
12/07/2007 Surat Tökmek
24/06/2007 Garantili Oscar’ın Sırrı
25/05/2007 Fikri Güzel
09/05/2007 Cv-1 Cihan Elektronik
29/04/2007 Anlayana Lafonten
13/04/2007 Aynı Babası
29/03/2007 Özgürce
12/03/2007 Satılmış
12/02/2007 Benim Rüyam
16/01/2007 Şu Saçıma Bir Düzen Ver
27/12/2006 Yok Sana Akşam Serçe
07/12/2006 Yer Misin, Yemez Misin?
15/11/2006 Hocam
03/11/2006 Uyutulduk Belki Biz Bu Alemde
02/10/2006 Davulcu
19/09/2006 Rıfat Amca
12/09/2006 Karınca İle Cırcır Böceği
21/08/2006 Kurbağa İle Öküz
15/08/2006 Tilki İle Karga
04/08/2006 Elime Silah Almam
26/06/2006 Unforgetable
02/06/2006 Fodulcan
25/05/2006 Rolex De Souza
03/05/2006 Akıbet Böyle Mi Olacaktı ?
24/04/2006 Halıyı Kaydırmak
06/04/2006 Beş Dakika
22/02/2006 Kendini İntihar Eden Yazı
07/02/2006 Argonot Ve Yassı Kurt
26/01/2006 Doğan Görünümlü Şahin’ini Satan Bilge
09/01/2006 Vatan Sağolsun