|
11/03/2008
ALDIRMA
-- Ne yani, nikaha bu kıyafetle mi gideceksin?
-- Evet. Ne oldu?
-- Olm saygısızlık.
-- Sanki damat benmişim gibi konuşuyorsun.
-- Farketmez.
-- İyi farketmesin. Ben böyle rahatım.
-- Arap entarisi giydiğinin farkında mısın?!
-- Evet, sen panik atak geçirdiğinin farkında mısın?
-- Evet, çünkü kardeşiz ve senin rezaletin bize de sıçrayacak.
-- “Kardeşim Arap vatandaşlığına geçti” dersiniz, konu kapanır.
-- Niye geçiyorsun Arap vatandaşlığına?
-- Milli futbol takımlarında oynamak için, belki de beşbin metre
koşarım, bilemiyorum.
-- Onun için hemen entari giymek zorundaydın sen de.
-- Sen hiç entari giydin mi?
-- Elbette hayır
-- Ne kadar rahat biliyor musun? Ferah feza, havalandırma ne kadar kral
biliyor musun?
-- Ulan nikaha gidiyoruz, başlatma havalandırmandan! Herkes bize
bakacak!
-- Niye bu kadar aldırıyorsun?
-- A tabi. Nikahtan sonra füzemize binip Mars’a döneceğiz. Buradakiler
ne derse desin diyorsun.
-- Evet, ne derlerse desinler.
-- O öyle değil güzelim. Senin şu entarini giymek için ya paran olacak,
ya karizman, ya şöhretin. Yoksa palyaço derler!
-- Desinler. Palyaço artık derin anlam kazanmış bir figür, hisli insan
anlamına bile geliyor. Ayrıca, kıyafetine bayılsalar ne olacak? Entari
giymekle neden mahrum kalacaksın sen onu söyle bana.
-- Abi sosyal varlıklarız, millet bakar, kikirder, bu kadar baskıya
gelemeyiz. Zayıflarız, sinirimiz bozulur. Prozac pahalı, psikiyatrlar
soyguncu.
-- Aldırmaa...
-- Aldırmayabilemiyorum... ne biçim bir kelime oldu bu ya? Anladın di mi
sen ne demek istediğimi? Oğlum, hatunlardan kaç tanesi entarini
beğenecek zannediyorsun?
-- Sen bu takım kıyafetinle bir tanesini götür, sonra gel benim entarime
laf et. Üstelik entari giyiyorum diye bir takım arapsal beklentilere
kapılıp bana sulanan bile çıkabilir.
-- İnsan beğenilmek ister, sen genetiğe karşı geliyorsun bir kere.
Arapların beğeneceği kostümü Arap olmayan yerde giyiyorsun.
-- Arap olmayan yerde entari giyilmiyor mu yani? Cemil İpekçi ne
giyiyor?
-- O başka, o modacı, tarzı o.
-- Benim tarzım olamıyor mu? Ben de modacıyım belki?
-- Hayır, homo olmadığın için modacı olamazsın bir kere. Artı, öyle ben
oldum demekle olmaz, kabul göreceksin, karizma şettireceksin. Ondan
sonra istersen bornozla dolaş.
-- Entariyi giymek için illa bir onay almam lazım değil mi? Tıpkı
evlenenler gibi. Onlar da sizden onay almak zorunda. Ya devletten, ya
Tanrı’dan, ya aileden, ya kabileden illa onay alınacak. Nikaha bu
kıyafeti giyerek inceden bir eleştiri bile yaptığım söylenebilir.
-- Tosbağa terbiyecisi kılığınla hangi ince eleştiriden bahsediyorsun?
-- Hue Hefner pijamasıyla nikaha gelse sorun olmaz ama değil mi?
-- Olmaz. Herifte para var, bu bir. Üstündekinin pijama değil ceket
olduğunu söyler, sen de bir şey diyemezsin, iki. Yanında getirdiği
karılara bakmaktan cekete bakmazsın zaten, bu da üç.
-- Matrix pardesü giysem ne olacak? Güneş gözlüğü... Kırmızı fitil mi,
mavi fitil mi?
-- O bile daha iyi. Herkes bize bakacak diyorum sana!
-- Papa gelse ne yapacan ha? Patrik gelse ne yapacan?
-- Sen ikisi de değilsin! ... Bari fotoğraf çektirme.
-- Ya, aldırma diyorum... Sakinleş.
-- Yol ortasında çiftleşen köpekler kadar utanç vericisin!
-- Köpek açısından sorun yok, o insanın sorunu. Köpeğin yatak odasından
yol geçirirken düşünseydi. Hem utanacağına biraz düşün. Neticede onlara
alıştık değil mi? İki kere utanırsın, sonra geçer. Romalıları biraz daha
oku, köpeklere rahmet okutabilirler. Biraz gamsız ol be kardeşim. En
azından gamsızmış gibi yap. Zor geliyor olabilir, ama inan daha güzel
bir hayatın olacak.
-- Entari giyerek mi daha güzel bir hayatım olacak?
-- Giyerek değil, benim entarime aldırmayarak. Anneannem ne giyecek
nikahta?
-- Otuz senedir ne giyiyorsa onu.
-- İşte bu. Eline de çarşaf gibi mendilini alacak, bir de başörtü
bağlayacak. Hepsi ayrı renk. Aldırıyor mu?
-- Onun gibi çok var etrafta. Sen entarinle tek başınasın, aldırmamak
elde değil.
-- Kardeşim, millet manitadan ayrılır, aldırma dersiniz, sınavda
başarısız olur aldırma dersiniz, işten kovulur aldırma dersiniz, hapse
girer aldırma dersiniz, ben entariyi giyince gayet aldırmam gerekiyor.
-- O aldırmalar, aldırmamanın zaten mümkün olmadığı durumlarda,
söyleyecek başka laf bulunamadığından, teselli ediyormuş gibi yapmak
için söylenir. Sünnetçi vitrinindeki çalar saat hesabı, diyecek başka
söz yoktur. Ne yani, işten kovulana “Hah, şimdi sıçtın. Umarım borç
istemezsin” mi diyelim? Sevgilisinden ayrılana “Bana ne lan sevgilinden
ayrıldıysan, herkes kırk kere ayrılıyor, hayret bişey” mi diyelim?
-- Jonas Hanway’i bildin mi?
-- Entariyi mi icat etti?
-- İngiltere’de şemsiyeyi yağmurdan korunmak için kullanan ilk kişi.
-- İngilizler ondan önce şemsiyeyi ne amaçla kullanıyormuş ki?
-- :) ... Güneşten korunmak için. Ve o her Allahın günü yağmur yağan
İngiltere’de adam şemsiye kullanınca ne yapmış diğerleri?
-- Dalgalarını mı geçmişler?
-- Aynen öyle. Hem de onlarca sene. Sonra onlar da kullanmaya başlamış
şemsiyeyi yağmurdan korunmak için. Şimdi güneşten korunmak için şemsiye
kullansan ne olur peki?
-- Garip olur... Ama entari giymenin yanında lafı bile olmaz. Bana
demagoji yapma, üstünde bir Arap entarisi var!
-- Kabahat bende. Pazarlık yapmayı bilmiyorum, önce nikaha çıplak
gitmeyi düşündüğümü söyleseydim, şu saniyede entariye çoktan razı
olurdun.
-- Sen kral mısın da nikaha çıplak gidiyorsun? Ortamı bir gözünün önüne
getir, herkes takım giymiş sen entari. Dalga geçecekler diyorum ya!
-- Eğer bu gittiğimiz Arap düğünü olsaydı, sen de herkes giyecek diye
benim gibi entari mi giyecektin?
-- Öyle bir düğüne gitmiyoruz.
-- Eğer gitseydik giyecek miydin?
-- Öyle bir düğüne gitmiyoruz.
-- Mesela, eğer ya da varsayalım diye başlayan bir soruya cevap vermeyen
birisi kıvırıyor demektir. Entari giymeyecektin tabi. Gidip gururla yine
takım giyecektin.
-- Evet. Ne olmuş?
-- Ne olacak, ikinci yüzün açığa çıkmış oldu.
-- Ne halin varsa gör, Allahın belası. Biraz daha tartışırsak geç
kalacağız. Hadi giy takunyalarını da gidelim.
-- Ne takunyası? Nefret ederim. Bugün için aldığım kırmızı rugan
kunduramı giyeceğim.
-- Ne?!... Ben... benim tansiyonum düşüyor, yığılacağım sanırım...
-- Otur şöyle, otur. Yahu bi sakin ol, bi aldırma ya...
Emre 2008
|