09/01/2006
VATAN SAĞOLSUN
Eniştem yine yapı marketten tornavida almış. “Alet Çantası”
olarak anılan ve içinde ne olduğuna dair münasebetsiz fikirler
uyandıran çantaya tam koyacakken tornavidayı, görüyor ki çantada
zaten onlarca tornavida var. Demek ki bu aldığı ilk gereksiz
tornavida değil. “Olsun” diyor “yeğenime veririm”. “İstemem”
diyorum, “geçen ay aldığın gereksiz tornavidayı vermiştin ya, o
yeter”. Enişte farkına varıyor ki, gereksizce tornavida almakla
kalmıyor, bunları bayram ve seyran gözetmeksizin gerekli
gereksiz etrafa da dağıtıyor. Peki neden? Tornavida fetişisti
olabilir mi? Ya da tornavidalı sapık olup birilerini deşmek
istiyor da, her seferinde tornavidayı satın aldıktan sonra
cesareti mi kırılıyor? Nedense neden, enişte konuyu daha fazla
irdelemiyor. Babasının kendisine küçükken çok istediği halde
tornavida almaması gibi beylik psikiyatr kanepe muhabbetine de
takılmıyor. Sallıyor tornavidayı alet çantasına. Tornavida
koleksiyonu yapıyor olamaz mı? ”Pul koleksiyonu dünde kaldı
cancağızım, artık yeni şeyler biriktirmek lazım”.
Eniştede tornavidaseverlik dışında başkaca delirme alameti yok.
Tek zaafı nalburiye. Ona sorarsanız, tornavidalar dahil,
düzenli olarak satın aldığı her alet evde yapılacak tamiratlarda
kullanmak için alınıyor. Elbette tamirattan eniştemin anladığı
ile halamın anladığı arasında fark var. Eniştemin tamirat
dediğine halam tahribat diyor. Eniştem daha askeri bir düşünce
ile, tamiratın genel faydası için bir miktar tahribatın kabul
edilmesi gerektiğini savunuyor. Örneğin, tablo asmak için çivi
çakma girişimleri esnasında, duvarda patates büyüklüğünde bir
çukur açılmasının, sonunda duvara çivi çakılması başarısı
yanında gözardı edilebilir bir kusur olduğunu söylüyor. Ve
ekliyor : “Aslında gözardı edilmesine de gerek yok, zaten
tabloardı ediliyor. Üstelik o çukurda değerli eşyalar da
saklanabilir. Tarihte tablo arkası kasa fikri benim gibi
mucitlerden çıkmıştır. Demek ki daha büyük delik açan da çıkmış
ve oraya bir kasa sığmış”.
Halama sorarsanız eniştemin tahribatı sadece tamirattan
kaynaklanmıyor, ne yapsa sonuç tahribat. Belki de eniştemin her
yaptığı işten sonra “Vatan sağolsun” demesi de bu yüzden.
Örneğin kırdığı beş yumurtadan üçünü tavaya isabet ettirerek
kendisine kıymalı yumurta hazırladıktan sonra, mutfağın Picasso
elinden çıkmış gibi görünmesine de aynı yorumu yapıyor. Halam
ise bir vatansever ve vatantemizler olarak mutfağa girmeden
neyle karşılaşacağını öğrenmek için soruyor :
-- Kaçta kaç ?
-- İlk ikisini kaçırdım ama sonra üçlük attım.
-- Nereye kırdın ilk ikisini?
-- Bilmiyorum ocakla tezgahın arasından gidip izlerini
kaybettirdiler, vatan sağolsun.
-- Allah müstakını versin.
Bir de eniştenin banyoya girmesi var elbette. Sadece banyo
aynasından aşağı sular akmakta ise enişte ellerini yıkadı
demektir. Hem aynadan hem de banyo kapısından aşağı sular
damlamaktaysa enişte yüzünü yıkadı demektir. Tavandan sular
damlıyorsa duş aldığı anlamına gelir.
Eniştemin ve halamın cinsel hayatları. Bu konuya hiç girmeyelim,
halam sağolsun.
GVZ (Emre)
Ocak 2006
|