mesaj kaygısı arsenik gibidir, öldürür..


                                                                                            

Huysuz Orta Yaşlı
sıyrık balata
deli kızın türküsü
pe®sona g®ata
Adam Legal
Muamma Hanim
de-ga-je
Hakkı Devrim
Huysuz Velet
Sabah Rüzgarı
GvZ
Arzu'nun Seyir Defteri

Anasayfa

site haritası | fasıl | slayt | depo
ŞİİR KÖŞESİ
"BU SATIRLARIN YAZARI" arşivi

Copyright © 2005 özgürce.net
Tüm yazıların yayın hakkı yazarlarına aittir.
IE 5.0 +, Mozilla Firefox 1.0 +, 1024X768 çözünürlük..
Yoksa karışmayız..

 

 

 



08/01/2008

 

RAHİMDE DURDUĞU GİBİ DURMAZ

 

Bugün arefe, işyerine çocuk getirme günü. Hernedense bu insanların çocuklarını her gün götürdükleri yuvalar bu yarım arefe günü çalışmıyor. Tıpkı bazı sinemanın beş kişiden aşağı film oynatmasının kurtarmadığı gibi, onları da yarım gün kurtarmıyor olmalı ki, millet pazar günü, bayram dahil gece ona kadar çalışırken onlar gayet rahat dükkanı kapatabiliyorlar.

İşyerine çocuk taşıyanlar, diğerlerine de görevler yüklüyorlar elbette. O çocuklara ilgi ve sevgi gösterilmesi zorunluluğu doğuyor. Çocuğa ilgisiz kalmak çok garipseniyor. İlla o çocuğu sevimli bulmak ve çocuk sevme sanatından örnekler vermek gerekiyor.

İşte karşı  masada oturan hanım çocuğunu özenle süslemiş ve işyerine getirmiş. Kendileri de çocuk sahibi olan ya da çocuk görünce damarlarında kan yerine hormon dolaşmaya başlayan genç hatunlar, karşı masadaki hanımın çocuğunu görünce hemen, “çocukgörürgezer” refleksiyle yön değiştirerek çocuğa doğru ilerliyor ve sohbete giriyorlar. Sürekli çocuğa, çocuğun bile manasız bulacağı sorular sormak ve çocuğun yarım ağız verdiği cevapları heyecanla tekrarlamak üzerine bir diyalogları var. Bu esnada genellikle çocuk karakolda sorguya çekilen mafiosi gibi sessizlik yeminine bağlı kalıyor ya da inandırıcılıktan uzak bir utangaçlık sergiliyor. Bir kaç dakikalık monolog sonunda hormon seviyesi normale dönen, çocukla sohbet uzmanı, tekrar yetişkin kimliğine bürünmeye karar vererek karşı masadaki hanıma  dönüyor ve “bu yaşlarda böyle oluyorlar...”, “bizimki de...” şeklinde başlayan cümleler kurup sırasını bir sonrakine teslim ediyor.

En büyük sıkıntıyı ise benim gibi çocuk sevmeyenler yaşıyor. Yüzünüzde daha ne kadar devam ettirebileceğinizi bilmediğiniz yapıştırma bir tebessümle rolünüzü oynuyorsunuz. Bu sadece işyerine getirilen çocuk için geçerli değil tabi, eşi doğum yapmış birine de aynı rolü oynamak gerekiyor. Ne demenin uygun olacağını bilemeyerek, “Allah analı babalı büyütsün” şeklinde bir papağanlık sergileniyor. Allah Tarzan gibi gorillerle büyüttürmesin, analı babalı büyütsün mü demek isteniyor, tam bilemiyorum. Ya da “Tebrik ederim” deniliyor.

-- Tebrik ederim, yazı ile altımilyarbeşyüzmilyonbir oldu dünyanın nüfusu. Erken yaşta yüzme öğretin, buzullar eriyince ihtiyacı olacak...

-- Bi şey olmaz. Al Gore yaygarası. Seçimi kaybetti diye hırçınlık yapıyor. İki tane ayı boğuldu diye...

-- Valla sular yükseldiğinde biz de o ayılar gibi yüzmeye başlayabiliriz.

-- O zaman biz kayınpederin Gültepe’deki evine taşınırız, orası yüksek :)

-- 2012’de Marduk dünyaya kafayı koyunca zaten yüksek alçak farkı kalmayacak.

-- O tam palavra. Hem çarpsa bile kayınpederin evi sağlam, kaya üstüne yapmışlar.

Anne baba ise tebriklere, kendi replikleriyle karşılık vermekte gecikmiyor ve “Aman sağlıklı olsunlar da, gerisi önemli değil” diyorlar; sağlıklı seri katil bile olabilirler. Eşinin hamile olduğunu bildirenler de çıkıyor. Tabi nefes nefese bir geceyarısı telefon açıp yapmıyorlar bunu, genellikle üç ay falan geçince yapıyorlar.

Bir de filmlerde baba olacağını öğrenen ve bundan dolayı piyango kazanmış gibi sevinen adam figürü var. Sanki çocuk sütçüdenmiş de, sürpriz olmuş gibi, bir sevinç, bir coşku.

-- Baba oluyorum oğlum, babaa ! Heyt bee, trallallomm!

-- Ben de baba oluyorum

-- Ne? Ulan sen evli bile değilsin, ne iş?

-- New York’da beş büyük aile toplantı yaptı, beni baba ilan ettiler.

-- Eh, o zaman bizim oğlanın sünnetine gelirsin artık. Hem sen sünnetteyken rakiplerini de öldürtürsün.

Filmlerde bu coşkulu durumun panikli kadın versiyonu ise münasebetsiz bir zamanda kadının suyunun gelmesidir. Kulağa oldukça bulantılı gelen bu durum dehşetle hastaneye koşturmayı gerektirir.

-- Beey, müjde! ... Sular geldi!

Filmler bir yana, işyerine özel, çocuk ilintili ve bulantılı bir başka durum ise sabahları ellerinde bir takım araç gereçle sütlerini sağmaya giden kadınlar topluluğudur. Sütleri sağılmış kadınlar topluluğu, daha sonra sütleri ile yemekhaneye gidip kaplarını soğutucuya koyarlar. O soğutucularda eğer oraya ait olmayan bir çanta görürseniz, bilin ki içinde insan sütü vardır. Bu konu işyerinde istemeseniz de bilmek zorunda kaldığınız konulardan bir tanesi. Bir diğeri ise hiç şüphesiz bebek bakımı sorunlarını dinlemek zorunda kalmanızdır. Nereye kaçarsanız kaçın mutlaka etrafınızda birileri bebek ya da çocuk sorunu konuşmaktadır. En popüler sorun ise bebek ve yetişkinin uyku saati uyuşmazlığıdır. Teorik olarak gece uyudukları düşünülen bebekler bu inanışın bir efsane olduğunu ebevynlerine çabuk öğretirler. Uyumamak için her zaman bir nedenleri vardır. Bunlardan en ilginç olanı ise osuramamaktan dolayı uyuyamamaktır. Bunun için “bebek omza” komutu ile bazuka misali omza alınan bebek nişan alınıp, sırtı sıvazlanarak ateşlenir. Ebeveynler için her türlü uykusuz gece hizmetini verirken, çeteresini tutmayı unutmamak ise gelecek için akıllıca bir yatırımdır. Zira ergenlik yılları geldiğinde ve çocuk “Hepinizden nefret ediyorum” demeye başladığında, “Seni dokuz ay karnımda taşıdım, geceleri uykusuz kaldım, altını değiştirdim, emzirdim, osutturdum, nankör!” demek ve çocuğu kafadan kendinize  borçlandırmak taktiği her zaman işe yarar.   

İşyerinden evdeki bakıcıyı arama konusuna değinmeden olmaz. Evdeki bakıcı için gereken özellikler şunlardır : Bir saray mürebbiyesi kadar görgülü, bir pedagog kadar bilgili, Bolulu bir aşçı kadar mahir ve bu işleri, sizin onu gözetlemek için gizli bir yere yerleştirdiğiniz kamera kadar bile para almadan yapacak kadar salak olmak. Ancak bu konu, esas böyle birini aramanın salaklık olması gerektiği noktasında kapanır ve ucuza çalışan Moldovyalı bayan bilmemneye çocuk emanet edilir. Karşılığında, evi günde bir düzine kadar şirket telefonundan aramak gerekecektir. Çocuğu anne babadan daha çok gören bir bakıcıya neyi nasıl yapacağını tarif etmek ironisinden sonra durumdan emin olmak için çocuk telefona çağırılır. Bakıcının kameranın görüş alanı dışında bir yerde çocuğun üzerinde sigara söndürüp söndürmediği tespit edilir. Bu arada telefon marifetiyle çocuğa nasıl davranması gerektiğini söyleyebileceğini zanneden siber anne babalara da rastlanır. Konuşmalar genellikle çocuğun lafı uzatması ve telefonu kapatmayı eziyete dönüştürmesini takiben, telefonun bir tarafın yüzüne kapanmasıyla sona erer. Akşamüzeri yapılan konuşmaların sonunda ise çocuğa, kendisini terketmekten ve dahası, yakında onu yuvaya dehleyecek olmaktan dolayı tazminat talep edip etmediği sorulur. Bunun soru biçimi “Akşam gelirken sana bir şey getireyim mi?” şeklindedir. Dandik bir çikolata işi nasolsa kurtaracaktır.

Karşı masadaki hanımın çocuğu inandırıcılıktan uzak utangaçlığını üzerinden atıyor ve bağırmalı cümleler kurmaya ve askerleri kendisine imrendirecek bir şekilde, ayaklarını yere mümkün olduğunca vurarak koşturmaya başlıyor. Karşı masadaki hanım, komşu çocuğunu zapteyle, yaylalar yaylalar, bakışlarının baskısı altında çocuğa mukayyet olmaya çalışıyorsa da, “Edepsizlikte sınır tanımayan, işyerine arefe günü getirilmiş çocuklar derneği”ni kurmaya aday piçkurusu, daha bir bağırmaya başlıyor. Eee çocuk bu, rahimde durduğu gibi durmaz.

 

  
Emre 2008


 


 

26/12/2007 Kasap Clark
14/12/2007 Yaşlı Yazarlarla Nereye Kadar?
06/12/2007 Yavuz Hırsız
23/11/2007 Cv-2
05/11/2007 Gereği Düşünüldü
23/10/2007 Yersen
09/10/2007 Deli Bülent
26/09/2007 Bahşiş
09/09/2007 Sonuncu Mahmut
23/08/2007 Menemen
09/08/2007 Evril De Gel
29/07/2007 Beyaz Koyun
12/07/2007 Surat Tökmek
24/06/2007 Garantili Oscar’ın Sırrı
25/05/2007 Fikri Güzel
09/05/2007 Cv-1 Cihan Elektronik
29/04/2007 Anlayana Lafonten
13/04/2007 Aynı Babası
29/03/2007 Özgürce
12/03/2007 Satılmış
12/02/2007 Benim Rüyam
16/01/2007 Şu Saçıma Bir Düzen Ver
27/12/2006 Yok Sana Akşam Serçe
07/12/2006 Yer Misin, Yemez Misin?
15/11/2006 Hocam
03/11/2006 Uyutulduk Belki Biz Bu Alemde
02/10/2006 Davulcu
19/09/2006 Rıfat Amca
12/09/2006 Karınca İle Cırcır Böceği
21/08/2006 Kurbağa İle Öküz
15/08/2006 Tilki İle Karga
04/08/2006 Elime Silah Almam
26/06/2006 Unforgetable
02/06/2006 Fodulcan
25/05/2006 Rolex De Souza
03/05/2006 Akıbet Böyle Mi Olacaktı ?
24/04/2006 Halıyı Kaydırmak
06/04/2006 Beş Dakika
22/02/2006 Kendini İntihar Eden Yazı
07/02/2006 Argonot Ve Yassı Kurt
26/01/2006 Doğan Görünümlü Şahin’ini Satan Bilge
09/01/2006 Vatan Sağolsun