Huysuz Orta Yaşlı
SıyrıK BalatA
DELİ kızın TÜRKÜsü
pe®sona g®ata
ADAM legal
MuammA HaNıM
de-ga-je
Hakkı Devrim
yukarıdaki kişilerin fotoları



annesahife



01/12/2004
 

Merhabalaar... Ay vallahi dayanamadım. Web Fm’e mesaj çekip,yok mu anacım sitede bana göre ufak bir dükkan diye sordum. Olmaz mı DEGAJE olmaz mı deyip buyur etti. Siteyi gezip kendime göre bir yer buldum. Laf aramızda; bugüne kadar Hakkı beyciğimden başka kimsecikleri gözüm tutmamıştı burada ama anahtarları teslim alıp, kontratı yaparken tanıştık, Web Fm de hiç fena değil. Bir kere yaşını hiç göstermiyor, hoş adam doğrusu ama HOY’un son yazısında yeni evlendiğini okumuştum, bu yüzden Web Fm ve eşine mutluluklar dileyip bu konuyu kapatayım. Yengemiz kıskanıp, adamcağızın başına ekşimesin:) nasıl ama öyle gülen adam filan yapıp olayı tatlıya bağladım...

Gündeme pat diye düşüvermek için, gündemi yakalamak lazım, değil mi anacım? Gündem ne; elbette GORA... Sizi bilmem ama ben çok beğendim... Filmin başında gülmeye başladım, filmin sonunda yazılar şööle aşağıdan yukarı doğru yükselirken (bazıları sinemadan hemen çıkar film bitince, ben kalırım) hala gülüyordum. Büyük beklentilerim yoktu, e böyle olunca da umduğumdan fazlasını buldum. Bi’kere dekorlar, efektler, kostümler, oyuncular güzel. Filmle ilgili daha fazla bir şey yazmak istemiyorum ama itiraf edeyim; Ceko’yu oynayan kızı biraz kıskandım. Güzelliğini değil canıım, Cem Yılmaz’la öpüşmesi, Ozan Güven’e rol icabı, kanka ayaklarına yatarak bile olsa o kadar yakın olması az şey mi kızlar, hanginiz istemez allahaşkına? Gelinim olur musun evindeki kaynanalar gibi kıvırmayın yahu, mert olun ciğerimi yiyin.. Ayy ciğer dedim de aklıma kedi uzanamadığı ciğere mundar der atasözü geldi, konuya da cuk oturdu iyi mi? Ben bu işi becericem galiba. Zaten 2 satırlardan elim alışkın, insanın kendi köşesine yazmak için fazla kasması gerekmiyor. Neden mi? Ödemişim kirasını, dükkan benim :)

Hem canım kasmak, hele bunalıma girmek, surat asıp oturmak, Göksel’in şarkısındaki gibi; “bugün evden çıkmadım / telefona bakmadım / giydim, giydim çıkardım / beğenmedim, güzel olmadı / depresyondayım” demek bana göre değil. Kızlar kendinize gelin, kadın dediğin neşe saçmalı, şen şakrak olmalı, gülerken mutluluğu ağzından taşıp karşısındakine de bulaşmalı (ağzından tükürükleri saçılarak gülecek yani diyeni, esefle kınıyorum, olayı anlamayan benimle bir kere aynı ortamda bulunup, nasılmış görsün, hıh)... Ortam dedim de, insanların yanına gittiğinde, cemre düşmüş gibi olmalı, mevsimler değişmeli... Hele bir de sevdi miydi, ânı yaşayarak, sevdiğini söylerse savunmasız kalıp, tüm silahları karşısındakinin eline verdiğini düşünmeden  sevmeli insan. Bakın burada kadın demiyorum, bu şart ağbilerimiz için de geçerli... Hişşt oğlan çocuğu kime söylüyorum, sen de oku, aklının bir köşesine yerleştir, büyüdüğünde kullanırsın...

Koskoca Sezen Aksu bile “seni pamuklara sarmalar sararım / ne bedel isterim ne hesap sorarım / ne sitemle güzel kalbini yorarım” deyip karşılığında sadece “sakınma tatlı sözlerini” demiyor mu? Hah işte benim olayım tıpkısı olmasa bile buna benzer şeyler. Sevgili okuyucu burada kusuruma bakma, lafı şeyler deyip geçiştirdim. Şimdi bunu iki dingil okuyup da kazara balkonun altında serenat yapmaya kalkar diye fazlaca ipucu vermemek için böyle yapıyorum. Ayy unutmadan, hep merak etmişimdir; Sezen’e kendisini bu kadar sevdiren şanslı adam kimdi acaba? Belki “ne yaptıysan yaptın kalk gel  / affeder elbette hak gel” şarkısını da ona yazmıştır kim bilir. Hala dönmediyse arkadaşın eşekliği :)

Elbette bunları yazarken kayıtsız şartsız teslim olun, nas’olsa seviyor, seviliyorsunuz, bişiycikler olmaz diye düşünmeyin. Ayy iyisi mi yine Sezen şarkılarından birinin peşine takılıp; “yerimi, yurdumu, uykumu / tende en kuytumu al / ama senin değilim yar, değilim / sebebi var bahanesi yok / üstelik divanen delinim (...)” diyerek olayı tatlıya bağlayalım. Sevgili Yılmaz Erdoğan boşuna “Yolu Sezen’in herhangi bir şarkısından geçmeyen bir sevdanın muhakkak bir bozukluk vardır akordunda.” dememiş...

Üff, canım nasıl da birden yazıyı mazıyı bir tarafa bırakıp sokaklarda dolaşmak istedi. Saat fazla geç sayılmaz. Kocaman bir bahanem bile var... Hem öyle böyle bahane değil, sevimli bir kangal-kurt melezi, KİRLİ...

Şimdilik çıkıyorum. Kapıdaki “Kirli ile çıktık, işini bitirsin dönücez” lafını görmeye alışın artık anacım... Kahveye de beklerim...