|
24 Kasım 2001
|
||
|
||
| Alvin Toffler, ekonominin gelişiminde bizi varolan ekonomik düzene 3 dalganın ittiğine inanıyor. Bunlardan birincisi bundan yaklaşık 10,000 yıl önce bir insanın, büyük bir ihtimalle bir kadının, toprağa bir tohum ekerek, onun büyümesini sağlaması ile başlayan tarım çağı, insanın göçebe düzenden, köy kasabalar kurarak yerleşik düzene geçmelerini sağlamıştı. |
|
İkinci
dalga, yani makine gücü kullanımının üretime dahil edilmesi insanların bir
kısmının toprakla uğraşmayı bırakarak, köylerinden şehirlerdeki fabrikalara
çalışmaya gelmelerine yol açtı. Makine gücünün en yenilmez ve vazgeçilmez göründüğü dönemlerde, yavaş yavaş, üçüncü dalganın belirtileri ortaya çıkmaya başlamıştı. Bu sefer kol veya makine gücünün yerini düşünce gücünün, zekanın ve bilginin yer aldığı yeni bir dalga. Birinci dalgada güç ve servet, toprağın kendisi idi. Eğer bu toprakta ben buğday ekersem, sen ekemezsin… İkinci dalgada ise güç ve servet üçe bölünmüştü: toprak, işgücü, sermaye... Tarım kültürünün buğdayları gibi bu servet ve gücün devamı yoktu, aynı kaynak sadece bir kere (veya sınırlı sayıda tekrarlanarak) kullanabiliyordu. Örneğin, sanayi çağında General Motors’un kaynaklarını (fabrika arazisi, iş gücü ve parasını) bir araya getirerek üretip sattığı her araba, aynı zamanda fabrika kaynaklarından bir eksilmeyi temsil ediyordu. KAYNAK BİLGİNİN KENDİSİ Günümüzde General Motors’un örneği Microsoft ise artık herkesin kendi evinde de kopyalayabileceği “arabalar” üretiyor. Ve satılan hiçbir Windows XP işletim sistemi kopyası, Microsoft’un üretimde kullandığı kaynaklarından bir azalmaya sebep olmuyor. Çünkü artık Microsoft’un kaynakları Redmond, Washington’daki arazi, iş gücü ve para değil, yazılımcılarının bilgisi... Bu noktada Nicholas Negroponte’nin, bilgi çağında kaynakların azalmadan kullanılması kavramı, Toffler’in bu düşüncesini destekliyor... Doğa kanununa göre, aynı atom, aynı anda iki yerde birden olamaz. Ancak bilgi-işlem dünyasının atomları sayılabilecek bit’ler ve byte’lar aynı anda milyonlarca yerde olabiliyor. İnternet’ten bir dosya indirdiğinizde esas dosya hala yerinde duruyor. ÜÇÜNCÜ DALGA BİR ŞANS DAHA VERİYOR Bu Satırların Yazarı (BSY) konunun daha fazla akademik bir yazı haline gelmeden şöyle toparlanabileceğini düşünüyor; birinci dalgada şanslı ve güçlü olanlar verimli topraklara sahip olanlar idi. İkinci dalgada şanslı ve güçlü olanlar ise kaynakları doğru yerde, doğru zamanda ve doğru şekilde bir araya getirmeyi başarabilenler oldu. Üçüncü dalga ise, eski dalgalarda şanssız ve güçsüz kalmış (peki, bir kesimi mutlu edecekse, BSY “bıraktırılmış” kavramını kabul ediyor) kişi, toplum ve ülkelere bir şans daha veriyor. Gücün, toprak, makine ve kol gücünden alınıp insan zekasına ve bilgiye teslime edildiği bir çağa. İşte bu sayede artık ufak bir çatı katından çok uluslu şirketler doğabiliyor, finansman şirketleri ortalama bir ülke bütçesinden çok daha fazla para ile oynayabiliyor, yatırım şirketlerinde karar mekanizmasındaki 3-5 dahi-çocuğun kararları bir ülkenin geleceğini değiştirebiliyor, bilgisayarlarda geleceğin işletim sistemi olarak gösterilen bir sistem, 18 yaşında Brezilyalı bir “çocuğa” teslim edilebiliyor. Yaratılan bir ürün, hiçbir kaynak eksilmesine sebep olmadan (yani satış var ama raftan birşey eksilmiyor), üretim aşamasında hiçbir çevre kirliliği veya doğa ürününün yok edilmeden (Internette, CD ve DVD’lerde aldığımız program kullanım kılavuzlarının, eğitim/yardım dosyalarının kağıt ortamında basılması için gerekecek ağaç miktarını düşünün) defalarca ve aynı anda milyonlarca insan tarafından kullanılmasını gerçekleştirebiliyor. BİLGİNİN PARAYA DÖNÜŞÜMÜ Çocukluğumuzdan beri bize “bilgi, paradır” denklemi öğretilmeye çalışıldı, ancak BSY elindeki bilginin nasıl olup da paraya dönüşebileceğini hiçbir zaman gözünün önüne getiremedi. Ta ki, bir otomatik para çekme makinasının, artık kendisine daha fazla para veremeyeceğini söylediği güne kadar. Şöyle düşünün, ATM’lere konulan para aslında sizin paranız değil (yani sizin bankaya yatırdığınız veya sizin için bankaya yatırılmış para değil), ATM’e ilk gidecek insan için konulmuş bir para ve ATM’deki paraya (veya en azından bir kısmına) sahip olmanın tek yolu sizin banka kartınızdaki bilgi (ya da o kartın karşılığı olarak tutulan bankadaki bilgi). O bilgi, sizin o makinadan para çekmeye hakkınız olup olmadığını belirtiyor. Bu durumda bütün iş, o kartın üzerindeki bilginin, yani banka hesabındaki tutar bilgisinin, çoğaltılmasına kalıyor... BSY, bu aşamada hala konuyu toparlayamadığının farkında, özür diliyor ve konunun devamının önümüzdeki haftaya kalmak zorunda olduğunu bildiriyor. Sevgi, saygı, anlatmak istediği konuyu bir yazıda toparlayabilen bir Türkiye. |