19 Mayıs 2002

Gözdağı vererek tartışma sanatı
 
 
Yaşam boyunca savunulması gereken şey, birey haklarıdır ve birey haklarını da savunma altına almanın yolu da kapitalizmin özgür toplumunun hedefidir.

Son zamanlarda gittikçe yaygınlaşan bir tartışma türü var, ki aslında bu tartışma değil de tartışmayı engelleme ve karşı tarafı konuyla ile alakasız kavramlarla kabul etmeye zorlama yöntemleri... Çünkü “tartışma” fiili “karşılıklı veya birlikte tartma” fiilinden geliyor (aynı koştu-koştum-koşuştuk, öptü-öptüm-öpüştük örneklerinde olduğu gibi: Tabi bu durumda “çalışma” fiilinin nasıl olup da “karşılıklı veya birlikte çalmak”tan türediği de bir garip efsanedir), iki tarafın da ağırlığı olan fikirlerini tartıya koyarak hangisinin ağır olduğuna rasyonel ölçülerde karar verilmesi için yapılır.

Ancak gözdağı vererek, korkutarak, rahatsız ederek galip çıkılmaya çalışılan bu tip tartışmalarda amaç, psikolojik baskı ile mantığın önüne geçmektir. Bu yöntem, günümüz dünyasında gittikçe yaygınlık kazanmaya başladığı için, kişi bu tip tartışma yöntemlerini tanımak ve nasıl karşı koymak gerektiğini öğrenmeli.
       Bu tip tartışma yöntemi, kişiye yönelik yanlış inançların tartışmanın ortasına oturtarak, karşı taraftan gelecek her türlü fikri tümden reddedilmesidir. Örneğin “O adam dönektir, bu sebeple ileri sürdüğü fikirler yanlıştır”.
       Kullanılan psikolojik baskı metodu, kişinin karakterini, tartışmada ileri sürdükleri yolu ile itham etmek, tartışmayı karşılıklı görüşme olanağı bırakmadan şüpheye düşürmektir. Yani “ancak dönek biri, rakibimiz X’in ileri sürdüğü fikirlerin yanlış olduğunu görmez”.
       Birinci durumda rakip X’in “dönek”liği (gerçek veya uydurulmuş olabilir) sahip olduğu fikirlerin yanlışlığının bir kanıtı olarak gösterilmekte, ikinci durumda ise fikirlerinin yanlışlığı kendilerince iddia edilip “dönekliğinin” bir kanıtı olarak sunulmaktadır.
       
TEHDİTLE TARTIŞMA
       Günümüzde herhangi biri akıl-dışı tartışmayı kazanmak için ikinci yol daha sık kullanılmaya başlanmıştır. Bu tartışma yöntemi “gözdağı vererek tartışma veya korkutma, tehdit yolu ile tartışmak” adıyla anılabilir.
       Korkutarak tartışma yönteminin temel göstergesi, insanın ahlaki anlamda tereddütüne başvurması ve kurbanın korku, suçluluk veya cehaletine güvenmesidir. Kurbanın herhangi bir fikri tartışmadan reddetmesi için ültimatom vermek amacı ile kullanılır, çünkü aksi takdirde ahlaki açıdan değersiz olarak kabul edilmekle suçlanma tehditi vardır. Şablon her zaman aynı: “Sadece gerçekten kötü (sahtekar, kalpsiz, duygusuz, cahil vb.) birinin böyle fikirleri olabilir.”
       Gözdağı vererek tartışmanın klasik örneklerinden biri, sadece akıllıların görebileceği bir kumaştan krala elbise diktiklerini söyleyen “Çıplak Kral” hikayesidir.
       Benzeri tartışma yöntemleri günümüzde de sürmekte: “Sadece kalpsizler, insani duygulardan yoksun olanlar, altruizm ahlakını kabul etmez”, “Ancak cahilin biri buradaki mantıksızlığı görmeyebilir”, “Sadece insan hayatına değer vermeyenler kapitalizmi savunabilir”, “Sadece savaş kışkırtıcıları Birleşmiş Milletlere karşı çıkabilir”, “İnsanın sosyal adaleti savunmaması için kalbinin olmaması lazım”, “İnsanın bencil olması için, beyninin olmaması lazım”, “zor durumda kalan insanlara yardım etmemek duygusuzlukların en büyüğüdür”, “herkese iş güvencesi sunmak devletin en önemli görevidir, bunu kabul etmemek için insanın kalbinin taş olması lazım”, “bırak o döneği, 1960-70’lerde söylediklerine sahip çıkmıyor”, “tamam yaptıkları yanlış, zararlı ve hiçbir işe yaramamış olabilir ama bütün yaptıklarını halkı için ve iyiniyetle yaptığını inkar edemezsin, bunu inkar edebilmek gerçekten beyinsiz olmalısın” ...
       
İÇERİK DEĞİL TONLAMA ÖNEMLİ
       Bu tip tartışma yöntemlerinde ne denildiğinden çok nasıl denildiği önemlidir, yani içerik değil tonlamaya önem verilir. Konuşmadaki tonlama, karşıdakini küçümseyen ve kavgaya eğilimli şüphecilik taşır. “Yani sen şimdi gerçekten kapitalizmi savunmuyorsun değil mi?”.. Ve bu tonlama karşıdakini ürkütmeyip “evet, savunuyorum” dedirtebiliyorsa, diyalog şu şekilde devam edebilir...
       -”Yapma, ciddi olamazsın..”
       -” Ciddiyim”
       -”Kapitalizmin çağ dışı olduğunu ve dünyadaki bütün kötülüklerin sebebinin kapitalizm olduğunu herkes bilir”
       -”Ben bilmiyorum”
       -”Hadi, boşversene”
       -”Gerçekten bilmiyorum, kapitalizmin niye çağdışı olduğunu bana anlatır mısın?”
       -”Komik olma”
       -”Anlatacak mısın?”
       -”Eh yani şimdiye kadar anlamadıysan, ben bu saatten sonra sana anlatamam”
       
Geçenlerde bir arkadaşı da Bu Satırların Yazarına (BSY) “senin kapitalin var mı?” diye sordu. “Hayır” cevabını alınca da “o zaman niye kapitalizmi savunuyorsun? Bırak kapitalizmi kapitali olanlar savunsun.” diye sordu... “O zaman aynı mantıkta kadın hakları, çocuk hakları gibi konulara da girip savunmamak lazım”... “E, haklısın bırakalım onların hakkını da onlar savunsun.”
       
SAVUNULMASI GEREKEN BİREYSEL HAKLAR
       Sonuçta yaşam boyunca savunulması gereken şey, birey haklarıdır ve birey haklarını da savunma altına almanın yolu da kapitalizmin özgür toplumunun hedefidir.
       Bu tartışmalara bir de kalkık kaşlar, hayretle büyümüş gözler, omuz silkmeler, homurdanmalar, alaylı gülmeler yani reddetmenin her türlü, kelimelere dökülmeyen fiziksel sinyalleri eşlik eder. Eğer bu sinyaller sonuç getirmiyor, yani tartışmadaki diğer taraf pes etmiyorsa, tartışmayı sürdürecek kanıt, belirti, gerekçe, savunulacak bir mevki kalmaz ve bu sefer bu boşluk, gürültülü bir saldırganlıkla kapatılmaya çalışılır. Tehdit ederek tartışma, entelektüel yetersizliğin bir belirtisidir.
       Bu tartışmanın temel ilkesi de, günümüz neo-mistisizmine başvurmasının nedeni de bellidir: “Anlayana açıklama yapmaya gerek yok, anlamayana da ne yapılsa boş” veya atalarımızın dediği gibi “anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul-zurna az”.
       BSY , “tehdit yolu ile rahatsızlık vererek tartışma” konusuna, yeni örnekler ve yapılması gerekenlerle, önümüzdeki hafta da devam edecek.
       Sevgi, saygı, duvarları yumuşak bir Türkiye.