|
15/04/2007
ÖZGÜRCE NOKTA NET
İşin doğrusu
yazacak çok şey birikti.. Başlanmış, bitiril(e)memiş çuval dolusu
hikaye, anı, fikir var. Azimle bunlar bitirilecek ve en azından haftalık
yazmaya başlanacak. Bunu beceremezsem yuh olsun, yuhlar olsun bana..
Isınma turları
olsun diye “özgürce nokta net” hikayesini biraz anlatayım dedim.
Efendim bendeniz
bu içinde bulunduğunuz sitenin müteahhitiyim. Yani <WebFm>..
Yıllar önce,
“Huysuz Orta Yaşlı” namı ile yazı yazan sevgili dostumun “Olm, site site
diye dolaşıyorsun ortada.. Bu iş böyle olmaz. Önce yazacak çizecek
birileri lazım.. Şuursuz!!..” demesiyle başladı aslında bu hikaye..
“deli kızın
türküsü” , “Adam Legal” , “pe®sona
g®ata” , “Muamma Hanım” ve tabii ki “Huysuz Orta Yaşlı” hayat
verdiler özgürce nokta net’e takvimler 2003’ü gösterirken..
“deli kızın
türküsü” 28/12/2005 tarihli en son yazısı ile artık resmen büyüledi..
Duyguları, kalemi çok özel biri o.. “Adam Legal” in “Sözler”
serisi, “pe®sona
g®ata” nın başkaldırılarının altından buğulu buğulu gülümseyen
şair (ki, şiir köşesinde kendini göstermişti), “Muamma Hanım” ın hayata
meydan okumaları, “Arzu”nun dünyanın dört bir yanından tamamen kendine
ait fotoğrafları, anıları ve “Huysuz Orta Yaşlı”nın dünyayı huysuzluğun
güzelleştireceğine hakikaten inandıran yazıları.. (“Dünyayı Güzellik
Kurtaracak Özel Sayısı” ise benim favorim olmuştur, açık söyleyeyim..)
Bütün bunlar bu siteyi bir gizli hazine haline getirdi.
Hemen araya şu
bilgiyi eklemeli; ben de dahil, şu ana kadar adı geçen şahıslar 40 (yazı
ile: kırk) yaş kuşağıdır.. (“Muamma Hanım” ve “Arzu” hariç.. Onlar da 40
(yazı ile: kırk) yaş kuşağının sıkı adaylarından..)
Saygıdeğer “Hakkı
Devrim” malumunuz.. 40 (yazı ile: kırk)’ından sonra, epeyce bir sonra,
teneşir peşinde..
“Sabah Rüzgarı”,
sitenin nadir gençlerinden.. Adı ile müsemma yani.. Bırak akşamı, öğleye
daha çok var gibilerden.. Ama o yaşta, o kadar güçlü bir kalem,
duyguları o kadar güzel ifade etmek.. Pes!..
“Huysuz Velet” ise
babasının tam da izinden giden veledi sitemizin.. Babası kim mi? Ne siz
sormuş olun, ne ben duymuş olayım.
Bir de “de-ga-je”
var tabii.. “Anlatılmaz, okunur”.. O kadar..
Yazar, çizer
tayfasına en son katılmakla birlikte ciddi bir hayran kitlesine sahip
olan ve sitedeki tek derdi tembel müteahhidin (bendeniz) yazılarını
bazen üç, bazen beş gün bekletip yayınlaması olan sevgili “GvZ”.
Göbeğimi.. pardon karın kaslarımı hoplata hoplata güldüren yazıları var
bu şuursuzun. Dayanamayacağım yazacağım.. 22/02/2006’da mevzuu intihar
olan “Kendini İntihar Eden Yazı”daki şu satırları her okuduğumda kahkaha
atıyorum; “Doğalgaz
açıp fırına kafa sokulabilir ancak cansız bedeninizin domalmış halde
bulunması daha sonra ruhunuzu rahatsız edebilir.”
“Nedir bu sitenin
vizyonu, misyonu kardeşim?” sorusunun yanıtını daha bu sitenin su
basmanı aşamasında şöyle düşünmüştüm. “Üç beş sıcak samimi dostla akşam
muhabbetlerinin demlendiği sahil kahvehanesi..”
Bir de (şimdilerde
aklıma yatmaya başladı) sonu geldiğinde bu hikayenin, bu siteyi bir
CD’ye yazdırıp çocuklarımıza kopyalarını bırakmak. Gerçi şimdi, bizim
önceki kuşak bir VHS olur, Beta olur kaset verse ve “Al oğlum/kızım..
Biz böyle bir takım densizlikler yapmıştık bi zamanlar.. Al da hatıra
olsun sana..“ dese ne olur? “Hayyy..daaa!!.. Ben şimdi bunu neyde
oynatacağım, ne yapıcam ulan ben bunu??” telaşına düşeriz ya, onların da
boğazlarında benzeri bir gıcık yapacak..
Ama olsun..
Ben bu fikrimi çok
sevdim.
Tüm adı geçenlere,
okuyanlara ve tabii ki kendime kucak dolusu sevgiler derim. Başka da bi
şey demem..
<WebFm>, “Sıyrık Balata” ya da her neyse..
2007 Nisan'ı..
|