23/04/2003
 

NEŞELİ GÜNLER

Arzu Tuğba Turan

23/04/2003


Evde kulağımda walkman radyoda yetmişli yıllarda sıkça duyduğum bir şarkıyı dinlerken çocukluk günlerimi hatırladım, yaşadıklarımı, doğup, büyüdüğüm ve halen yaşamakta olduğum yeri  tüm güzellikleriyle bir kez daha anımsadım, aklımdan geçenleri yazmak ve paylaşmak istedim.

Tüm içtenliğimle söyleyebilirim ki mutlu, huzurlu, özgür, neşeli, hareketli, maddi olanaklar açısından dar, hayal dünyalarımız açısından da bir o kadar geniş bir dönem, hayal gücünün desteği ile yoktan var edilen olanak ve oyunlarla renklenen günler yaşamışım.

Dört bir yanı çam, kavak, selvi, ıhlamur  ağaçlarıyla kaplı, tertemiz havası, doğanın cömertçe sunabildiği, kendiliğinden açan sarı beyaz papatya, mine, enfes kokulu hanımeli, gül, ortanca, leylak, sümbül, akşamları açıp, sabahları kapanan akşam sefası gibi çiçeklerle bezenmiş bahçeler, yaz günleri uçuşan rengarenk kelebekler, cıvıl cıvıl kuş sesleri, sadece çığlık çığlığa oynadığımız oyunlarla bozulan muhteşem sessizlik ve sakinlik bugün arayıp da bulamadığımız ya da zor bulduğumuz ne hoş günler ve olanaklarmış.

Bahçelerdeki kiraz, elma, armut  ağaçlarının dallarından koparıp yediğimiz meyvalarla, yerken üstümüzü başımızı batırdığımız böğürtlenlerin doyulmaz tadı, bugün bozulup yerine köprü ve çevre yollarının yapıldığı oldukça geniş bir alana yayılmış yerdeki sapsarı katır tırnağı çiçekleri ve rengarenk karanfil tarlalarının güzelliği, denizden gelen güzelim yosun kokuları ve boğazdan geçip giden kotraların takırtıları, kimi zaman geçip, giden gemilerin cazibesi güzelliklere güzellik katan tüm bu renkler keşke bugün de olduğu gibi kalabilseydi.

Saklambaç, yakantop, istop, seksek gibi oyunlarla dolu dolu, sabahtan akşama kadar oyunla yine de oyuna doyulmadan geçen uzun yaz günleri ile kış günlerinde okula yürüyerek gidip, gelmenin keyfi, beş dakikalık yolu belki elli dakikada belki daha da uzun sürede çene çalarak, şarkılar  söyleyerek, hayaller kurarak geçirmenin rahatlığı ve keyfi bulunmaz nimetlermiş. Tam gün eğitim ve öğretim veren bir devlet okulunda öğle tatillerinde eve yemeğe gidip gelmek, uzun teneffüs zamanlarını okulun oldukça büyük yeşil alanınında koşa oynaya geçirmek, baharda güzel havalarda okul bahçesinde çimenlerin üzerinde resimler yapmak hatırladıklarımdan bazıları.

Sitenin parkında kum havuzu, salıncak, kaydırak, tahtıravalli ile oynayıp, eğlenmekle beraber, büyüklerimizin futbol, basket maçlarını seyretmek, topraktan çamurlarla uğraşıp, şahane eserler(!) yaratmak en keyif aldığımız anlardı.

Önceleri varlığını bile bilmediğimiz, tanımadığımız sonradan tanıştığımız televizyon, sinema, tiyatro, konser gibi olanakların hayal gücümüz, okuduklarımız, duyduklarımızla, zamanın Gırgır, Fırt dergilerinden okuyup, canlandırdığımız karikatürler, hikayeler, tiyatro oyunları, şarkı, güzellik, bilgi yarışmaları, olimpiyat oyunlarının taklitleri herşeyden önemlisi, sapasağlam, kardeş gibi kuvvetli, sevgi dolu arkadaşlıklarımız unutulmaz olanlardır.  

Çocukken farkında olmadığımız bugün cennetten bir köşeymiş gibi tanımlayabileceğimiz bir ortammış yaşadığımız neşeli günler.

Dileğim; çocukların sokaklarda rahatça koşa koşa, bağıra çağıra, çiçek toplayarak, çamurlara batıp, çıkarak oynayabilecekleri ortamları bulabilecekleri olanaklarının olması, herşeyin bilgisayar ve bilgisayar oyunlarının olmadığı bir çocukluk yaşamalarıdır.

 

Sevgilerle,


"Seyir Defteri"nin diğer sayfaları;  FAS ANILARI

Arzu'nun Fas gezisinden güzel fotoğraflar için tıklayın..

 

Anasayfa

 

Internet Explorer 5.0 ve üstü tarayıcı, 1024X768 çözünürlük önerilir.
©