|
Güneşin
Kenti:Rodos
Marmaris’ten katamaranla elli dakikada ulaşılan
Rodos, Latin ve Osmanlı mimarisinden esintilerin
olduğu gelişmiş bir turistik merkez.Yazın
turistlerle birlikte ada nüfusunun iki misli olduğu
tahmin ediliyormuş.Ada halkı, geçimini turizm
gelirleriyle sağlıyor, bu anlamda Yunanistan
açısından da birinci sırada yer alıyormuş.Halkının
büyük bir çoğunluğu yazın çalışıp, yaz sezonu
sonunda yılın dört, beş ayını adada veya ada dışında
tatil yaparak ya da ada dışında ikamet ederek
geçiriyorlarmış.Adada öyle bir refah seviyesi gördüm
ki yaşama biçimlerine ve koşullarına imrendiğimi
belirtmeden geçemeyeceğim.
Yılın
neredeyse üçyüz altmış günü güneş yüzü gören,
yağmurun yağmadığı kentin ünlü güneşinin mitolojik
bir öyküsü varmış.Tanrı Zeus diğer tanrıları yanına
alıp, Olimpos dağını yaşama mekanı olarak seçmiş,
güneş tanrısı Helios’u unutmuş, Helios da Zeus
kendisini yanına almadığı için ona küsmüş.Hatasının
farkına varan Zeus, Helios’un gönlünü almak istemiş
ve denizlerin altında saklı duran bu adayı ona
armağan etmiş.Güneş tanrısı Helios, kelebekler,
ceylanlar ve güllerin bol olduğu bu adayı çok sevmiş
ışığını en çok bu adaya vermiş.
Rodos’ta gezip görülecek yerlerin başında Mandraki
Limanı geliyor.Rodos’un antik limanı Mandraki’nin
girişini Elefos ile Elafina adlarındaki iki bronz
geyik heykeli süslüyor.Limanın iki ucunda yer alan
surlar, fener kulesi, yel değirmenleri adaya şık bir
görüntü kazandırıyor. Surlar, şövalyeler tarafından
inşa edilmiş, dünyaca ünlü ve koruma altına
alınmış.Kentin Eski Şehir denilen bu kısmında
ortaçağ zamanına ait bu surların içinde bir yaşam
sürüyor. Limandan Lindos, Symi, Kalymnos gibi
adalara günlük turlar yapılıyor.
Rodos,
tarihe adını şövalyeler kenti olarak
yazdırmış.Kentte adanın ucunda vakti zamanında
dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmiş
Rodos heykelini zaman içinde olmuş depremlerle yok
olduğu için göremiyorsunuz ama etrafta çok sayıda
çeşitli otantik hediyenin alınabileceği hediyelik
eşya dükkanları ile yunan yemekleriyle, yunan rakısı
uzo’nun tadılabileceği bol seçeneğin sunulduğu
tavernalar görebilirsiniz.
Kale
dışında yer alan Yeni Şehir de görülebilecek yerler
arasında, burada sahil boyunca yürümek, kilise
ziyaret etmek, plajlara gitmek, yüzmek mümkün.
Şehir
içinde ulaşım çoğunlukla taksilerle yapılıyor, taksi
duraklarında uzun kuyruklar
görmek, uzun bir süre kuyrukta beklemek olağan
görüntülerden.
Kelebekler Vadisi, Rodos’un yirmi beş km dışında yer
alan çok hoş bir yerleşim alanı. Akarsular, çınar
ağaçları, tahtadan yapılmış köprülerle süslenmiş bir
park.Binlerce rengarenk kelebek vadide uçuşuyor ve
insana büyülü bir mekanda olduğu hissini veriyor,
kelebekler ağaç üstünde durduğu zaman kanatlarını,
renklerini görmek, seçmek zor ancak havalanıp,
uçtuklarında sarı siyah, sarı turuncu renkli
kelebekler şahane bir görüntü yaratıyorlar.Vadi
boyunca kelebekler hakkında bilgilerin yer aldığı
tabelaları okuyarak geçerken, ne yazık ki
nesillerinin hızla tükendiğini öğreniyorum.
Rodos’un güneydoğu kıyı şeridinde yer alan Lindos
ise şehre bir saat uzaklıkta.Daracık sokaklar,
bembeyaz evlerin olduğu Lindos, tarihi eserler,
Akropolis, nefis kumlu masmavi denizi, porselenleri
ve hediyelik eşyalarıyla ünlenmiş.Tepedeki kaleye
yürüyerek çıkılabildiği gibi, eşeklerle de ulaşım
sağlanıyor, turistler bu ulaşım aracına oldukça ilgi
gösteriyorlar. Tepeye çıktıktan sonra görülecek
manzara ise tüm yorgunluğa değdi dedirtiyor.Denize
girip, güneşin tadını çıkartmak için seçilebilecek
en güzel yerlerden biri olduğunu söyleyebilirim.
Yunan mutfağından, zeytinyağlı yiyecekler ile uzo
eşliğinde balık ağırlıklı, adı bizde de aynı olan
birçok yiyeceği tatmak mümkün, Yunanlılar müzikli,
müziksiz her restorana taverna adını vermişler,
yunan müziklerinin yanısıra Türk şarkıcıları
dinlemek de kulağa hoş geliyor.
Seramik
eşyalar, çanak çömlekler, yüzleri porselenden,
elbiseleri rengarenk şile bezinden yapılmış, üstleri
deniz ürünü motifleriyle süslenmiş bebekler, halı,
kilim, uzo çeşitleri, zeytinyağları,yunan
peynirleri, Rodos motiflerinin işlendiği süs
eşyaları alışveriş meraklılarına hitap ediyor.
Daracık
sokakları, ortaçağ dönemine ait binalarıyla bu eski
kent şövalyelerin zarafetini taşıyan, renkli, canlı,
kalabalık, değişik bir dünya.
Geleneksel ada yaşantısını solumanın yanısıra güneş
ve denizin tadını çıkartmak isteyenlerin Rodos’ta
aradıklarını bulacaklarına inanıyorum.

"Seyir
Defteri"nin diğer sayfaları;
FAS ANILARI,
NEŞELİ GÜNLER,
ÇÖLÜN ALTIN ŞEHRİ; DUBAİ
GİRNE
Arzu'nun Fas gezisinden güzel fotoğraflar için
tıklayın..
Ve onun makinesinden tablo gibi
Girne
fotoğrafları..
|