Akdeniz’in Kıyısında Güzel Bir Ülke:Mısır
İstanbul’dan Mısır’daki ilk durağımız olan
İskenderiye’ye bir saat on dakika gibi kısa bir uçuş süresi
sonunda vardık.Akdeniz kıyısındaki kent modern, gelişmeye açık
bir yapı görüntüsü çiziyor.Bir zamanlar dünyanın yedi
harikasından biri olarak kabul edilmiş İskenderiye Feneri ise
zaman içinde oluşan depremlerle yerle bir olmuş, bugün bulunduğu
yerde bir kale inşa edilmiş.Kente ayrıca güzellik kattığını
söyleyebileceğim çok şık bir köprüsü var.
İskenderiye şehir turundan sonra karayoluyla altı, yedi saat
uzaklıktaki Kahire’ye vardık.Kahire, tarihi ve kültürel açıdan
pekçok zenginliği içinde barından bir kent.Keops, Kefren ve
Mikerinos Piramitleri gerçekten görülmeye değer, bugün bile yapı
tekniği, sırrı çözülememiş muhteşem yapıtlar.
Kahire şehir turu ve Piramitlerle devam eden gezimizi Kahire
müzesi ile sürdürdük. Müze, günlerce gezmekle bitirilemeyecek
büyüklükte, dünyanın en eski, en büyük, en önemli müzesi olarak
kabul ediliyormuş, ikinci sırada Louvre, üçüncü sırada British
museum geliyormuş.Havanın çok sıcak-gölgede kırkbeş derece-
olması sebebiyle gezmekte zorlandığımı söylemeliyim.Müzede
inanılmaz büyüklükte yapılmış firavun, kral, kraliçe heykelleri
ile dünyada da en çok bilinen Tutankamon’un heykelleri,
hazineleri, firavunlara ait hazineler, av aletleri, silahları,
kıyafetleri, savaşlarda kazanılan ganimetler, değerli eşyaları,
mumyalanmış firavun mezarları ile dikkat çekici,
etkileyici.Heykellerin devasa büyüklükleriyle beraber aslına en
yakın şekilde, granit taşından on misli sert bir maddeden
yontularak yapılmış olmaları büyüleyici.Kahire müzesinin mutlaka
görülmesini öneririm.
Mısır halkının fakirlik, yoksulluk, kirlilik, çöl iklimi gibi
sebeplerle yaşadığı zorluklara Nil nehri deva olmuş.Kent
yaşamına hayat vermiş nehirde, geceleri şık teknelerle Mısır
yemekleri ve otantik müzik eşliğinde turistik şehir turları
yapılıyor.
Kahire’den yedi, sekiz saat mesafedeki Mısır’daki son
durağımız olan Sharm El Sheikh’e vardık.Şeyhin limanı anlamına
gelen kent tam anlamıyla lüks turistik tesislerin yer aldığı
deniz, güneş ve kum üçlüsünün keyfinin sürüleceği bir yerleşim
merkezi.Sharm’a ulaşmak için Kızıldeniz’i Akdeniz’e bağlayan
Süveyş kanalının altında inşa edilmiş bir tünelden geçerek,
Afrika kıtasından Asya kıtasına ulaştık.Sina yarımadasının en
güney ucunda yer alan Sharm El Sheikh, Kızıldeniz’de kıyısı
olması sebebiyle son zamanlarda rağbet görmeye başlamış,
özellikle dalgıçların rüyalarını süslüyor, çok sayıda da dalgıç
okulu mevcut.
Kızıldeniz’in pırıl pırıl deniziyle, rengarenk balıklar,
mercanlar ve resiflerin güzelliklerini anlatmaya kelimelerin
yetmeyeceğini düşünüyorum.Türlü çeşit renkli balıklarla birlikte
tertemiz bir denizde yüzmenin keyfi anlatılamaz.Şimdiden onları
bir kez daha görmek için tekrar gitmeyi hayal
ediyorum.Mercanlara yaklaşmak tehlikeli olsa da balıklar
yüzerken size hiç yaklaşmıyor, rahatsız etmiyorlar, şnorkel ya
da deniz gözlüğüyle suya dalıp, güzelim balıkları, mercanları
seyretmenin keyfine doyum olmuyor.Dalış yapabilenlere de ne
mutlu demek geliyor içimden.
Tertemiz havası ve denizi ile ziyaretçilerini kucaklayan
kentin çok sıcak olması sebebiyle özellikle gece gezmeye uygun
çok renkli, hareketli, kalabalık Naama Bay adında bir kent
merkezi var.Çarşıda alışveriş yapmak, yemek yemek, yürüyüş
yapmak mümkün.Mercan, Lapis, Turkuaz cenneti olan çarşıda, bu
taşlardan yapılmış takılar, hediyelik eşyalar, firavun
heykeller, porselenler, Kızıldeniz’i ve deniz canlılarını
anlatan kitap, cd ve çeşitli hediyelik eşyalar, hiyeroglif
alfabesi temalı hediyeliklerle, hiyeroglif alfabesinin işlendiği
kartuşlar, ünlü Papirüs bitkisinin çeşitli işlemlerden geçip,
bekletilerek kurutulması yoluyla elde edilen fon üzerine işlenen
Mısır tarihi, firavunları, yaşantıları, inanışlarını anlatan
figürlerden yapılma çeşitli hediyelikler satın alınabilir.
Tarih meraklıları için Mısır’ı tam anlamıyla gezip, görmek,
anlamak anlamında ülkenin kuzeyinin yanısıra Luxor, Assuan’ı
kapsayan ülkenin güneyinin de yeterli bir zaman ayrılmak
suretiyle gezilmesinin güzel olabileceğini düşünüyorum.Krallar,
Kraliçeler vadisiyle, tapınakların, piramitlerin ve daha
görülecek pekçok zenginliğin var olduğunu söyleyebilirim.
Mısır, dört mevsim sımsıcak ikliminin yanısıra nem oranın çok
düşük olması sebebiyle insanı bunaltmaması, sıcakkanlı, cana
yakın, yardımsever insanları, muazzam tarihi, kültürel yapısı,
lezzetli yemekleri, güzelliğine doyulmaz Kızıldeniz’i , mesafe
olarak yakınlığıyla kendini sevdiren bir ülke.
Mısır, geçmişte benim için gitmeyi en son düşüneceğim ülkeler
sıralamasında olmasına rağmen, bu yaz vermiş olduğum ani karar
değişikliği ile rotamı Mısır’a çevirmiş olmaktan son derece
memnumun, ziyaretine gelenleri Akdeniz insanının ve ikliminin
bilinen tüm sıcaklığı ile kucaklayan bu güzel ülkenin
görülmesini tavsiye ederim.

10/10/2004
|