22.11.2004
FOTOĞRAF SEVDASI
Eczacı olmak isterdim. Evet, bir zamanlar böyle bir isteğim
vardı. Şöyle Eczane’ nin en görünen duvarında büyükçe bir
fotoğrafı asılı olan eczacı...Tabii, bu fotoğraflar genellikle
mezuniyet sonrası çektirilmiş olduğundan, girdiğiniz dükkanda
aman pardon eczanede gördüğünüz şahısla fotoğraftaki hali
arasında epeyce fark olduğunu teşhis edersiniz ( hani
eczanedesiniz ve mevzu sağlıkla alakalı ya “teşhis” kelimesi ona
göre seçilmiştir yani).
Mesela fotoğrafta ince yüzlü düz saçlı bir genç kız vardır da
onun şimdiki (mevcut) hali, aydede tabir edilen yüz hatlarına
sahip şişman bir hanımdır. Aslında fotoğrafın asılı olma nedeni
üzerine de biraz kafa yormak lazım. Bu niye asılır? Müşteri
geldiği zaman muhatap olduğu şahsın kalfa ya da çırak olmadığını
anlasın da ona göre davransın diye bir neden olabilir.
Bir başka neden ise kendine olan hayranlığının dışavurumu
olabilir. Ya da ortama hafif bir teatral hava verme kaygısı
olarak vasıflandırabiliriz. Öyle ya orası sıradan bir dükkan
değil. Özel dolaplarda zehirlerin dahi bulunduğu bir
tıbbi-züccaci mekandan söz ediyoruz ki oraya gelip bir reçete
ibraz ettiğinizde bunu eline alan şahıs bir bakışta ne olduğunu
anlar ve sadece var ya da yok demekle yetinmeyip uzmanlığını da
ifade eden sözler sarf eden bir nevi aktör ya da aktristir.
Şöyle ki, mesela reçetede yazan Trambolfimisin ( valla attım)
yerine “ bu yok ama eşdeğerde Otomyokmidin var, üstelik bu daha
ucuz. Zaten bu yazdığını hiçbir yerde bulamazsınız, çok
yazılmadığı için talep edilmiyor” diyebilmek için asgari tuluat
düzeyinde tiyatrodan anlamak lazımdır.
Bir de tabii, ilaçların kupürlerini kesip reçeteye yapıştırma
işi vardır ki bu hadiseye alıcı olarak acaip huylanmakta yerden
göğe kadar haklısınız. Yahu ilacın kupürü kesildikten sonra o
ilaç kutusu kutu olmaktan çıkar ve bir hilkat garibesine döner
ki o kutuyu atsanız prospektüs ve içindeki şişe ya da kutuyu
birarada tutmak zorlaşır. Hele bir de şurup falansa onun kaşığı
da olur ya da damlalığı filan, off alın başınıza derdi yani.
Gerçi artık bütün aldıklarınızı milimetrenin onda bir
kalınlığında ve üzerinde mutlaka bir ilaç reklamı olan poşete
koyuyorlar ama olsun. Sorundur yani.
Nerden gelmiştik buralara? Ha evet. Eczacı olmak istediğimden
söz etmiştim. Lakin konuyu deştikçe o kadar da cazip olmadığını
düşünmeye başladım. Gerçi fotoğraf asma hadisesi güzel. Bağımsız
çalışma ve çalışırken radyoda beraber ve solo şarkılar
programını dinleyip, bir taraftan da çayını yudumlamak ve iyi
organize edilmiş çırak ve kalfalarla hep “peşin satan” konumunda
kasada oturmak hiç de fena değil ama...
Her neyse, bu konuyu başka meslek boyutlarında irdeleyeceğimi
müjdeleyerek huzurlarından ayrılıyor ve kendi huzurlu ortamıma
geri dönüyorum. Radyoda beraber ve solo şarklıları dinlemek için
eczacı olmak şart değil nasıl olsa. Lakin o fotoğrafı evin
duvarına asman aynı etkiyi yapmıyor işte. Yani ne yapıp edip,
çalıştığın yere fotoğrafını asacağın bir iş edineceksin
kardeşim. İşte o kadar.
En yakın zamanda yeni mesleklere dair hissiyatımı
paylaşabileceğim yazılarda beraber ve solo olabilmek dileğiyle
efendim.
|