yukarıdaki kişilerin fotoları



annesahife




24/04/2006

 

            Zengin Olmanın Kırkbir Yolu
 

                                                 “ Bütün renkler hızla  kirleniyordu, 
                                                   birinciliği beyaza verdiler.”

                                                   Ö.Asaf                                                                                                        

“Geçmiş bir önsözdür” demiş ölümsüz Shakespeare. O Şekspir ki bizim direklerarası kumpanyalarında oyunları, muhteviyatına tabiri caizse  “cuk oturan” isimlerle oynanmış. Örneğin, Othello, “Arabın İntikamı” olmuş ki, bilemiyorum dünyanın başka bir yerinde böylesi hoş başka bir karşılığı var mıdır?

Neyse konumuz bu değil elbette. Uzun süren bir ayrılıktan sonra ilk yazımızda gerçek olay ve gerçek kişilerle hiçbir bağlantısı olmayan bir öyküyü anlatacağız sizlere.

Sınırlı ve maalesef pek de bilinçli yaşanamayan insan hayatından söz edeceğiz. Bundan söz etmeye başlayanların kırkı devirmiş olması tesadüf değildir ama insan hayatının en önemli özelliklerinden biri de tesadüfi oluşudur bize göre. Bunu uç noktalara götüren inanışlar azımsanmayacak seviyededir. Hatta ülkemizde halen çok büyük bir grup kader, kısmet, ilahi takdir filan derken kendisini hayatın akışına mükemmel bir teslimiyet içinde bırakmıştır.

Oysa biz (ben) diyoruz(m)  ki, bir noktasına ulaştığınız ömrünüzde, toprağı bol olsun Şekspir üstadın sözüne kulak verin. Verin ki, hayatınızın geri kalan sürecinde geçmişiniz sayesinde edindikleriniz, kazandıklarınız, biriktirdiklerinizle istediğiniz gibi ( ukalalık etmeme izin verdiğiniz için söylüyorum: Şekspir buna da “as you like it” diyor) günler geçirme imkanını elde edin. Yani bu lafta ve bu laftan kaynaklanan hayat görüşünde bir nevi geleceğe umutla bakış ve hayatı yönlendirme gücüne sahip olduğunuz inancı var. Var ki, sizin cebinizdeki önsöz sayfalarını bir cilde monte ederek güzel bir kitap yazmanız ihtimal dahilinde...

Zaten o nedenle sık sık beyaz sayfa açmaktan filan bahsediyoruz biz. Biz, yani kırkı devirmiş ve kendisine asgari bir kırk daha  vaat edilmiş olanlar yahut bunun böyle olması için inançlarına göre belli mercilere müracaat edenler, dua edenler, doğaya yalvaranlar, kozmik bilince ulaşmak için evde eşyaların yerini deli gibi değiştirenler...

Pekala, bir noktadan başladığımız hayat tanzimi işinde nasıl bir metod izlenecek ki?

Tesadüfleri yok saymadan, cebimizdekileri masanın üstüne koyup bunlardan bir şey yapacağız işte. Bir şey derken, hayatımızı bunlarla imal edeceğiz demek istiyoruz.

Bunu yaparken, eldeki malzemenin kıt kanaat olması o kadar da mühim değil aslında.Asıl mühim olan cebimizdekileri masaya koyarken, kafamızda biriktirdiğimiz hurafeleri, paradigmaları, o “olmazsa olmaz” zannettiğimiz hırs, öfke ve ihtiraslarımızı da eş zamanlı olarak masaya yatırabilmektir. Yoksa masaya koyduklarınızla yaratacağınız eser, diğer cebinize yerleştireceğiniz başka bir önsöz taslağı olmaktan öteye gitmeyecektir.

Siz şimdi somut örnek de istersiniz biliyorum:

Örneğin; masaya cebinizden çıkardığınız önsöz muhteviyatı bir ev ya da araba ise lakin kafanızdan hiçbir şeyi çıkarmamışsanız, o ev ya da arabaya şöyle bir bakar, onu tekrar cebinize koyar ve bu kez diğer cebinze bunlardan elinizde olmayan  öbürünü koymak için - zaten size ait olduğundan emin olmadığınız-  hayatınıza, mevcut ölçeğinizde olabildiği kadar memnun mesut devam edersiniz.

Bunları anlatırken  sigorta reklamları tuzağına düşmekten  şiddetle kaçınmanızı öneririz. Oralarda vaat edilen dünya esasen, cebinizdekilerin bir kısmından vazgeçip, uzuuun bir süre sonra bunların kırıntılarına kavuşmanızdan ibarettir. Yoksa dünyanın hiçbir yerinde bu sigortalar sayesinde bahçeli, müstakil evinde pipo içerek oturan ya da tekneyle dünya turuna çıkmayı başaran bir sigortalı mevcut değildir. Bunları becerebilenler  sigorta olmaksızın hatta sigortaya rağmen becermişlerdir.Hoş bizim savunduğumuz fikir tahtında hedef katiyen bu değildir ama kendi içinde bir tutarlılık olması adına söylüyoruz. Hedefin salt maddi olmadığını anlatabilmişizdir umarız. Tabii diğer taraftan sunduğumuz seçenek, belli bir kitabı olmayan  yahut kitabi dinlerdeki “münzevilerin” mistik hayat tarzı asla değildir.

Hedefleriniz cebinizdekilerle ve diğer cebinize de bunların yardımıyla koyabileceklerinizle sınırlıdır. Veya en azından öyle olmalıdır.Aman dikkat, örnekleme maddi oldu, biz “cebimizdekiler” derken maddi, manevi, varsa uhrevi, psişik, sezgisel her türlü varlıktan, değerden söz ediyoruz.  İşinizi bunlarla  göreceksiniz çünkü...

Evet bizim susmamız gereken yere gelmiş durumdasınız. Bundan sonra uygun göreceğiniz vasıta ile devam eder yahut bildiğiniz, en iyi bildiğiniz yoldan yürüyerek devam edersiniz artık. İnanın devamını biliyoruz da yazmamış değiliz. Çok iyi biliyoruz her insan bir dünyadır. Onun hayatına yön vermek filan da kimsenin haddi değildir. Ama ne yapalım, hep beraber yaza çize, okuya geze bazı izler bulduk bu yolda. Şimdi biz de iz bırakmaya çalışıyoruz. Kaygımız bundan ibaret. Sizi bu yazıda getirdiğimiz -kuvvetle muhtemel- alakasız noktadan sonra neler olacağını söyleyebilsek, hiç çekinmeden söylerdik.

Lakin öğrendik ki bunu yapabilenler insanlık tarihinde  sadece bir avuç insan olabilmiş.Onların da giysilerinde cep falan olmadığı gibi çoğunun masası dahi yokmuş...

Yazımızı, Bilge Karasu’ nun deyişiyle “ hayatımızda bir bağlaç olarak kalacak” özel insana “as you like it” diyerek sonlandıralım ve kendi önsözümüzden ne yapabileceğimize bakmaya devam edelim.

Adam Legal

 

Yararlanılan Kaynaklar:

     -          Okuduğumuz tüm kutsal kitaplar ( din kitapları dahil)

-          Gördüğümüz tüm filmler.

-          İzlediğimiz tüm oyunlar (tiyatro piyesleri dahil)

-          Cebimizdekiler (kafamızdakiler dahil)

-          Yaşanmamış günlere duyulan özlem (sürüneceklerimiz hariç)

 

Eski Adam Legal Yazıları

25/02/2003
06/03/2003
11/03/2003
14/03/2003
04/06/2003

10/07/2003
22/11/2004
             02/06/2005 (Sözler1)
             14/06/2005 (Sözler2)
                 19/06/2005 (Sözler Son)
05/07/2005
09/09/2005