06/03/2003

 

Kitaplarla Kurulacak Münasebet Hakkında  Süreklilik Arz Edecek Bir Deneme (2)
 


Kaldığımız yerden devam ediyorum. Kitaplarla haşır neşir olduktan sonra
neşredilen kitapların tamamını edinme güdüsü baş gösterebilir. Bu vahim bir
durumdur. Çünkü neticede kitap edinme ile edinilen kitapların okunması
arasında bir oranlama yapılacak olursa - ki yapılmış aslında- burada bir
ters orantıyla karşılaşılmaktadır. Peki o zaman ne yapacağız? Kitap
alacağız, onu okuyacağız, akabinde de yeni bir tane mi alacağız? Olabilir
tabii. Lakin böyle bir uygulama bir nevi Talim Terbiye Heyeti tasdikli
müfredat takibi gibi olacağından belirli bir elastikiyet temininde fayda
mülahaza etmekteyim. Şimdi "nasıl yani?" şeklinde bir sual duyar gibi
oldum. İzah edeyim. Şöyle:

Kitabı aldınız. Okumaya başladınız. 40 ila 50.sayfalar arasında bir yerde
ara verip yeni bir kitap alabilirsiniz. Ve fakat her iki kitabın okunması
tamamlanmadan bir üçüncüyü almaya kalkışmayın. Hemen ters oran kaidesi
yürürlüğe girer.

Diğer taraftan kitap edinmede zamanlama metodunun taşıdığı önem kadar mühim
ikinci hadise ise kitap edinme kaynaklarıdır ki burada karşımıza emanet
alınan kitaplar meselesi çıkmaktadır. Niye mesele? Çünkü meşhur anekdotta
deniyor ki " dostlarınıza ödünç kitap vermeyin. Ben kitaplığımı böyle
kurdum". Tahmin ediyorum bu konuda yazar kadrosuna yeni dahil olduğum bu
iletişim ortamının seçkin okurlarına fazlaca izahat vermeye lüzum yoktur.
"Hayır var" diyen olursa bir zahmet bana iletilmek üzere buralarda bir
yerlerde olduğunu tahmin ettiğim "bize yazın", "yazışalım, görüşelim",
"okurlarımızdan nağmeler" vesair nam altındaki pencerelerden mesajlarını
iletsinler lütfen. Neyse ben konuya devam edeyim. Demek ki kitaplarımızı
ödünç vermeyeceğiz veya çok istisnai hallerde vereceğiz. Güzel. Başka bir
bahse geçiyorum.

Kitap okurken müzik dinlenir mi?

Bunu okur  okumaz  ilahi Sn.LEGAL, bu soru da "Diyanet' e sorulan denize
girmek orucu bozar mı?" tarzı sorular gibi oldu diyebilirsiniz.

Derhal belirteyim ki kesin surette böyle bir benzerlik kurmayın. Ben bu
sorunun yanıtını verecek, daha doğrusu verebilecek konumda değilim. Niye?
Çünkü kitap okurken müzik dinlemek, sandviç yemek, içki içmek, kanapeye
uzanmak, içi geçip uyuya kalmak v.d. konusunda ahkam kesmek bu konuda
yeknesak bir doğru bulunmadığı şeklindeki ilmi tespite ters düşme biçiminde
tezahür eden yüksek riski içerir de ondan.

Bir başka ifadeyle bu tarz suallerin yanıtını okur kendisi bulma
durumundadır. İsterseniz birkaç kitap karıştırın ya da" haydi canım, gelmişim
şu kadar yaşa, benim zaten kendime has bir okuma tarzım, alışkanlıklarım
mevcut. O kadar enteresan kitap dururken psikoloji mi okuyacağım?" diyebilirsiniz.

Bu da bu kadar kafi bence.

Sıradaki konumuz " kitap tarihe mi karışıyor?", "elektronik ortam kitabı
öldürüyor mu?", "kağıtsız, kalemsiz bir dünya mı geliyor?" sorularıyla
ifade edilebilecek olan, şahsen benim çok sevdiğim ve bu konudaki çeşitli
görüşler arasından birini hararetle müdafaa ettiğim kitap ve teknoloji
konusu. Buna devam edeceğim. Sonra ne yaparız belli olmaz. Ama siz de biraz
iletişim içinde olun lütfen. Katılımcı olun. Aktif olun dostlar. Şimdi yine
bir ara verelim bakalım.
          

Adam Legal'in diğer yazıları; 25/02/2003

 

Anasayfa

 

Internet Explorer 5.0 ve üstü tarayıcı, 1024X768 çözünürlük önerilir.
©