02/06/2005
SÖZLER
- Sana şu kadarını söylemeliyim ki çok hassas ve alıngansın.
Böyle olma.
- Evet.
- Bak şu verdiğin cevap bile bunu kanıtlıyor.
- Evet.
- Dalga mı geçiyorsun benle?
- Hayır.
- Peki beni dinliyor musun gerçekten?
- Evet.
- Bana hiç öyle gelmiyor.
- Nasıl yani?
- A başka kelimeler de biliyormuşsun
- Evet.
- Öff ya saçmalamayı bırak ve konuş benimle..Doğru-dürüst konuş.
- Sinirlenme.
- Ama bak böyle olunca yani..
- Ben dinlemeyi daha çok seviyorum.
- İyi de bir sorun varsa ortada konuşman gerekir.
- Evet.
- Konuş o zaman, bırak oynamayı.
- Oynamıyorum ki...
- Bak artık hakkaten sinirlenmeye başladım. Sana bi sorun var
diyorum, konuş diyorum...
- Hayır.
- Ne hayırı?
- Hayır, sorun yok.
- Tabii ben zaten hep sorun yaratırım durduk yerde.
- Kısmen evet.
- Ha yani sorunun kaynağı kısmen bile olsa benim öyle mi?
- Sorun yok ki.
- O zaman niye sorun olmadığını anlat bana, konuş ama artık
nolur..
- Tabii, olur.
- Evet ?
- Dur şu kahvem bitsin de..
- Yarım saattir duruyor önünde buz gibi olmuştur, şimdi mi
içeceğin tuttu.
- Evet.
- Bak artık lütfen kelime oyunu yapmayı keser misin? Ben bugün
buraya bu sorunu çözmeye geldim.
- Sorun yok demiştim.
- Ben de bir sürü şey dedim ama sen anlamazlıktan geliyorsun.
- Hassas ve alınganım ben. Nasıl
anlamazlıktan gelebilirim ki?
- Aramıza hoşgeldin. Nihayet bi laf edebildin anlamı olan.
- Evet.
- Neyse, kahvenle randevun bittiyse devam et bakalım. Niye sorun
yokmuş?
- Niye sorun olsun ki?
- Sana aylardır anlatmaya çalışıyorum ama sen kendi dünyanda
anlatmak istediklerime başka anlamlar veriyor ve onlarla
yaşıyorsun.
- Anlamadım!
- Bak şimdi yine yaptın?
- Valla bi şey yapmadım. Hakkaten
anlamadım.
- Daha geçen gün sana Hurşit benim arkadaşım dediğimde anlamadın
ve bütün gece sanki bi şey olmuş gibi surat astın.
- Evet.
- Ne evet?
- Evet, öyle yaptım ama sen doğru
söylemedin.
- Bana yalancı mı diyorsun?
- Hayır ama o söylediğin doğru değil...
- Yine başladın işte, sorunları hep kendince...
- Bi kahve daha alır mısın?
- Bırak şimdi kahveyi mahveyi, kabul et ki ortada bi sorun
var...
- Sorun yok, biz varız.
- Bu ne demek şimdi?
- Bilmem.
- Nasıl bilmezsin ya, bana yalancı diyorsun, haksızlık
ediyorsun, sonra da bi şey yok diyosun, seni anlamak gerçekten
zor.
- Hassas ve alınganım biliyorsun.
- Ama bu böyle olmayacak yani.
- Evet.
- Yani ne demek istiyorsun? Sence de yürümüyor di mi?
- Hayır.
- Yürüyor mu?
- Evet.
- Böyle yürümesi doğru mu diyorsun?
- Hayır.
- Ben artık dayanamıyorum!
- Neye dayanamıyorsun?
- Böyle tuhaf dialoglarımıza, konuşmalarımıza, daha doğrusu
konuşamayışalarımıza, senin beni anlamamana falan...
- Ben bir kahve daha içsem mi acaba?
- Ne yaparsan yap. Ben ne diyorum sen nerelerdesin ya. Biraz
ciddi ol.
- Olurum ama hassas ve alıngan olduğumu
unutma...
- Bi noktada buluşamıyoruz senle bak kaç dakkadır konuşuyoruz
ortada bi şey yok. Yani bunu yazmaya kalksak okuyan insanlar
deli saçması der.
- Evet.
- Hah biraz anlamaya başladın galiba.
- Evet.
- Sen beni anlamak istemiyorsun. Bak insanlar sorunları
konuşarak çözerler ve çözüm tek taraflı bi süreç değildir.
- Kıbrıs görüşmeleri gibi..
- Ne alakası var şimdi Kıbrıs’ ın ya biraz ciddi olamaz mısın?
- Hayır sen süreç falan deyince..
- Belki bu halin başkalarının hoşuna gidiyordur ama şu anda ben
... Yani kaldıramıyorum artık. Benimle oynamayı bı – rak !
- Oynamıyorum ki.
(DEVAM EDECEK)
|